|
Şenay Ekingen, 'İş Kadınları Derneği' Başkanı olarak '2008 yılında ekonominin değerlendirilmesi' konulu konferansta konuşurken, çok güzel bir laf etti: "Biz, yokluklardan geçen bir ülke insanının torunuyuz ve bu günleri geçmişe göre daha güzel bir şekle getirmek zorundayız."
Bu, bir yerde çağrıdır ve görev hatırlatmasıdır.
Geçen akşamki konferansa Şenay Ekingen'in yanı sıra, Ayşe Dönmezer, Dr. Fatma Güven Lisaniler ve Necdet Ergün konuşmacı olarak katıldılar, görüş ve düşüncelerini ortaya koydular, deneyimlerini aktardılar.
Dünyayı araba sayısında yakaladığımızdan tutun da, kendi kendimize ambargo uyguladığımız anlatıldı, iş gücü katmanlarının birbirlerine sırtını döndüğü vurgulandı.
Ekonomiye çekidüzen paketi yapılması gerektiğine işaret edilirken, ülkede sorunları çözecek insanların mevcut olduğu kaydedildi. Sonuçta; herkesin elini taşın altına koyarak, ülkede kötü giden ekonomiyi düzeltmesi gerektiği belirtildi.
Bunlar, üretilen fikirler ve yapılması gerekenler...
Peki; kim veya kimler yapacak?.. Herhalde tek başına Başbakan Soyer, Maliye Bakanı Uzun, ya da Ekonomi ve Turizm Bakanı Şanlıdağ yapacak değildir!.. Bu işler, uzman işidir, ekip meselesidir. 'Ben yaparım olur' gibisinden modası geçmiş uygulamalarla bir yere varılamaz.
Madem ki, ülkede sorunları çözecek insanlar mevcuttur, madem ki herkesin elini taşın altına koyması gerekir, o halde daha ne duruyor, neyi bekliyoruz? Düzeltin şu ekonomiyi de, bu halkın yüzünü güldürün.
Yoksa; Kemal Derviş'i mi davet edelim?..
Herkes de biliyor ve inanıyor ki, bu ülkede gerçekten ekonomiyi düzeltebilecek yetenek ve beceride değerler vardır. İktidarda, muhalefette, hele de özel sektörde!.. Bu konuda hizmete ve katkıya hazır nice kurum ve kuruluşlar, odalar, nihayet daha da önemlisi üniversitelerimiz var.
İnanın, bugün KKTC insanı, ne Kıbrıs sorunuyla ilgilidir, ne de dünyada olup bitenlerle. Ekonomi en başta gelen husustur. Geçim derdi, piyasanın canlanıp hareketlenmesi çok daha önemlidir. Talat-Hristofyas görüşmesinden bir şey çıkar mı, çıkmaz mı, kimsenin umurunda değildir!..
Tam konuyu irdelerken, Aral Moral büyük bir zarf uzattı. Açtığımda içerisinden 'Ekonominin Sesi' gazetesi çıkmasın mı?.. Başbakan Soyer de beyanatında aynı şeyleri söylüyor: Herkes elini taşın altına koymalı!.. Manşette ise Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği Başkanı Cafer Gürcafer'in uyarısında, "felakete doğru sürükleniyoruz" deniliyor. Gürcafer, acil önlem alınması için toplumsal uzlaşma ve hareket başlatılması çağrısı yer alırken, şunlar vurgulandı:
"Günübirlik siyasetlerle hiçbir yere çözüm bulamayız. Bir an önce bütün siyasi partilerin ve sivil toplum örgütlerinin katkı koyup düşünce üreteceği bir platform oluşması gerekmektedir. Acil önlemler dışında başka bir şey üretmeyi artık bir yana bırakmalıyız. Aksi takdirde dibe vuruyoruz ve felaketin boyutu çok daha büyük olacak. Hem ekonomik, hem siyasi, hem de toplumsal olarak kaybedeceğiz."
Gerçekten de önemli bir uyarı...
Esasında İş Kadınları Derneği'nin düzenlediği konferans da aynı şekilde uyarı niteliğinde değil midir?..
Bir yerlerde hatalar vardır, yanlışlar vardır. Bu hataların, yanlışların nerede, nasıl, niye yapıldığını bizler değilse de, bu işlerin uzmanları bilir. Onlar da bir süreden beri konuştuğuna göre, yanlışları düzeltmek, hatalardan dönmek gerekmiyor mu?..
Gidişattan hiç kimse veya hiçbir siyasi parti rant elde etme düşüncesine kapılmasın. Felaket üzerine kimse 'oh olsun' dercesine ellerini ovuşturmaya da kalkışmasın. Çünkü hepimiz de aynı geminin içindeyiz.
Başarmamak, sorunların üstesinden gelememek diye bir şey söz konusu değildir ve olmamalıdır!
Başarabilmek için Sn. Şenay Ekingen'in, "biz yokluklardan geçen bir ülke insanının torunuyuz" sözünden yola çıkarak, mesafe katetmek zorunluluğu ile karşı karşıya bulunuyoruz.
Çok zor günleri aşan toplumun fertleri olarak her türlü engeli aşabilecek güç ve kudrette, deneyimde olduğumuz bir gerçektir.
Geçen günkü bir yazımda da vurgulamıştım. 1963'ün sonlarında veya 1964'ün başlarında Rum tarafı, Bayrak Radyosu'na frekans müdahalesi bulunmuş, ancak misillemede bulununca, müdahale ettiğine de, edeceğine bin pişman ettirilmiş ve bir kez daha denemeye kalkışmamıştı.
Şimdilerde ise dört televizyon istasyonuna frekans müdahalesi yapılıyor, bizimkiler de protestodan öteye gidemiyorlar. Yani eskiden sadece laf değil, aynı zamanda yürek de vardı.
Şimdiki durumda o yüreği de ortaya koymak gerekir!..
|