|
Bugün, Kıbrıs Türk halkını toplu mezarlara girmekten kurtaran, Ada'nın Yunanistan'la birleşmesi hayallerini tarihin çöplüğüne gömen Anavatan Türkiye'nin, Kıbrıs'a müdahalesinin 34'ncü yıldönümü...
Kıbrıs Türk halkının en büyük bayramı olan 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı bir başka coşkuyla kutlanacak bu kez.
Özellikle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, törenlere kalabalık bir heyetle katılması, oldukça önem ve anlam ifade etmektedir. Bu ziyaret ve yapılacak temaslarda gerek Rum tarafına, gerekse dünyaya verilecek mesajlar vardır.
Başta Rum Lider Hristofyas olmak üzere; Rum tarafının yöneticileri, uzun bir süreden beri, Türkiye'deki iç gelişmeleri bahane ederek, hem Rum halkına, hem de dünya kamuoyuna sitem dolu mesajlar iletmektedirler. Kıbrıs problemini çözebilecek anahtarın Ankara'da olduğunu, ancak Ankara'nın da içinde bulunduğu sıkıntılardan dolayı sorunla yakından ilgilenemediğinden yakınmaktaydılar. Bu politikaları halen de değişmiş değildir.
Tabii ki, bu durumdan kendilerine pay çıkarma da işin cabası!..
Evet; Türkiye'de iç sıkıntılar olabilir. AKP'nin durumu, 'Ergenekon' olayı ve daha nice sorunlar ön plana çıkabilir. Ancak bu, herhalde Türkiye'nin Kıbrıs'la ilgilenmediği, Kıbrıs'ı gözden çıkardığı anlamına gelmez. Kıbrıs'ın, Türkiye bakımından önemi, Yunanistan bakımından önemine kıyasla çok daha fazladır. Zaten haritaya şöyle bir bakmakla aradaki fark rahatlıkla ve de bir çırpıda görülebilir.
Türkiye, Kıbrıs'ta kalıcı bir barış ve uzlaşma arzusundadır. Adil ve kalıcı bir çözümden yanadır. Bu konudaki iradesini 24 Nisan 2004 Annan Planı Referandumu'nda da ortaya koymuştur.
Talat ile Hristofyas arasında 25 Temmuz'da bir görüşme daha yer alacaktır. Bu görüşme öncesinde her iki lider de tavırlarını, görüş ve düşüncelerini BM Genel Sekreteri'ne aktarmışlardır.
Kısacası; Türkiye'de en hararetli tartışmalar yaşanırken, Başbakan Erdoğan'ın KKTC ziyareti, Türkiye'nin Ada Türklerini yalnız ve de kaderleriyle baş başa bırakmadığının göstergesidir. "Ben burada varım" anlamındadır.
Nasıl ki, garantör İngiltere buradadır, Yunanistan, generaliyle, ordusuyla, alayı ile buradadır; elbette Türkiye de buradadır.
Bu bir denge meselesidir ve dengeyi de iyi muhafaza etmek gerek!..
Türkiye, AB ile olan müzakere sürecinde Rum tarafının çıkardığı zorlukların, koyduğu taşların farkındadır. Hatta Türkiye'nin taşlarını yerinden oynatmak istediği, ancak bu işin boyunu aştığının da bilincindedir. Buna rağmen Hristofyas'ın, Türkiye ile iyi geçinmesi, ikide bir Türk askerine yönelik eleştiri ve suçlamalardan kaçınması, şaşırtmaca yapmaması, iç ve dış tribünlere oynamaması, Rumlar açısından da bir kazançtır.
Eğer Kıbrıs'ta 34 yıldan beri kimsenin burnu kanamamışsa, barış ortamı sürdürülüyorsa, bunun Türk Silahlı Kuvvetleri sayesinde olduğu da çok iyi bilinmelidir.
Kuzey Kıbrıs'ta alt yapının Türkiye tarafından gerçekleştirildiği bilinmektedir. Bunların bedeli milyarlarca dolardır. Daha yapılması gereken çok işler olmasına rağmen, bu ziyaret nedeniyle bizim de sıkıntılarımız birinci elden Erdoğan ve arkadaşlarına aktarılacaktır. Özellikle ekonomik durum, kuraklık ve su ihtiyacının gündeme getirilmesi beklenmektedir.
Rum tarafının, bin kilometrelik mesafede bulunan Yunanistan'tan su getirme gereksinimi, adadaki kuraklığın ve su kıtlığının ne denli tehlikeli boyutlara ulaştığını göstermektedir.
Dün Hürriyet gazetesinde yayınlanan haritada, Ceyhan'dan Kuzey Kıbrıs'a, buradan da İsrail ve öteki ülkelere nakledilecek olan su, petrol, doğal gaz ve elektrikten söz edilmiştir. Proje oldukça büyüktür, önemlidir ve en erken bir zamanda gerçekleştirilmesi en halisane temennimizdir.
Gerçekleşmesi durumunda 'Barış suyu'ndan hem Türklerin, hem de Rumların yararlanacağı bilinmektedir.
Ziyaret çerçevesinde yapılacak olan açılışlar, hiç kuşkusuz KKTC'nin temellerini daha da güçlendirecektir. Başbakan Erdoğan ve beraberindekilerin temaslarının oldukça yararlı olduğuna inanıyoruz. Bu temaslar esnasında iktidarıyla, muhalefetiyle parmak arkasına saklanmadan sorunlarımızın neler olduğu anlatılmalı ve çözümü için de alternatifler sunulmalıdır.
İç sorunların yanı sıra, Kıbrıs siyasal sorunu ile ilgili gelişmeler konusunda görüş alış verişinde bulunulurken, şeffaflık ilkeleri çerçevesinde her şey konuşulmalı, varsa kaygılar da çekinmeden söylenmelidir.
Erdoğan ve heyetine, ayrıca 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı törenlerine katılacak olan tüm yetkililere hoş geldiniz derken, ziyaretlerinin her bakımdan yararlı geçeceğine inanıyoruz.
|