|
Gürcistan olayı dünya gündemini birden bire değiştiriverdi. Pekin Olimpiyatları'nı dahi!.. Rusya'nın Gürcistan'a tanklarla girmesi ve savaş uçaklarının bombardımanı, Pekin Olimpiyatları'nı da gölgede bırakarak, ikinci sıraya
itiverdi.
Evet; Kafkaslar'da savaş tamtamları çalıyor. Hatta daha da ileri gidilerek savaş durumu yaşanıyor. Öteden beri Gürcistan'da özerk bir cumhuriyet olan Güney Osetya'nın, tek taraflı bağımsızlığını ilan etmesi üzerine, Gürcistan tanklarının buraya müdahale etmesi ve Güney Osetya'nın başkenti Tshinvali'ye girmesi ortalığı toz dumana kattı. Başkent yerle bir olurken, Gürcistan tek yanlı ateş kes ilan etti, ama uzun sürmeden bu kez de Rusya'nın müdahalesi gerçekleşti.
Anlayacağınız, Güney Osetya Özerk Cumhuriyeti, iki ateş arasında!.. Gürcüler, 'bozulan anayasal düzeni' yeniden tesis etme gerekçesiyle kuvvet gösterisine başvururken, Moskova'nın bu duruma seyirci kalması beklenebilir miydi?..
Avrupa Birliği ve NATO, durumdan endişeli olduklarını açıkladı, Rusya'nın NATO temsilcisi de Gürcistan'ı NATO'nun teşvik ettiğini öne sürdü.
Kısacası; bölgede bir güç gösterisidir gidiyor. Gürcistan, son yıllarda Batı'ya yaklaşırken, Rusya Federasyonu ile iyi ilişkiler içinde olduğu söylenemez. ABD ve Batı'nın, Gürcistan'ı kollaması, buna karşılık Moskova'nın da Güney Osetya'da ipleri elinde tutması, giderek artan gerginliğin nihayet savaşa dönüşmesine yetti de, arttı bile.
Daha önceleri de vurgulamıştık. Ortadoğu'dan ve de Irak'tan sonra sıranın Kafkaslar'da olduğunu yazmıştık. Nitekim de öyle oldu.
Gelinen noktada bizim üzerinde durmak istediğimiz husus, egemenliğin ve kendine güvenmenin ne denli olduğudur. Bu, Kafkaslar'daki durumdan dolayı bir kez daha kanıtlanmış bulunuyor. Egemen bir ülkeye dahi tanklarla, toplarla, savaş uçaklarıyla müdahale edilebiliyorsa, egemen olmayan bir ülkeye hayda hayda edilebileceğinin göstergesi işte Güney Osetya'da, Gürcistan'da yaşanıyor.
Ne denli haklı olursanız olunuz, ne denli bağımsızlık yanlısı olursanız olunuz, eğer kendi bölgenizde egemen değilseniz, eğer kendi topraklarınızı savunabilecek derecede gücünüz yoksa, sizin kararınıza tahammül edemeyenler gelir ve başınıza bomba yağdırır. Bunun örneği Gürcistan'da yaşanmaktadır.
Bu nedenle diyoruz ki, egemenliğin şakası yoktur. Kendi toprağınıza, kendi evinize hükmedemediğinizi görenler, kendileri hakimiyet kurmak ve egemenliklerini yaymak için tetikte beklemektedirler. Bu konuda son derece dikkatli olmak gerekir.
Daha önceleri de vurguladığımız gibi, eğer bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti topraklarında Kıbrıs Türk halkı egemen ise, Kıbrıs Türklerinin sözü geçiyorsa, yanıbaşımızda güçlü bir ordunun bulunması, kendi ayrı bölgemizde yaşam sürmemizden kaynaklanmaktadır.
Tek egemenlikte senin elinde bulunan limanlar da ortak idareye devredildikten ve de nüfus bakımından avantajlı durumda olanın sözü geçeceğinden, senin söz hakkın, senin hakimiyetin nerde kalır?.. İki kesimli derken, bizim öteden beri üzerinde durduğumuz husus, sulandırılmayan ve iki federe kanattan biri olan Türklerin, kendi bölgelerinde, Rumların da kendi bölgelerinde egemen olmalarıdır.
Adına ne denirse denilsin, olası bir uzlaşmada bu hususlar yaşamsal önem taşımaktadır.
Sonuçta, başkalarının çıkarları uğruna kendi haklarımızdan vazgeçilmesi, bizleri sonu meçhul maceralara sürükler ki, bu tünele girdikten sonra da kolay kolay çıkabilmek mümkün değildir!..
|