|
Kafkaslar'da öteden beri için için yanan kömürün alevlenmesi, bir anda dünya kamuoyunun dikkatini bölgeye çevirmiş bulunuyor. Dün de işaret ettiğimiz gibi, bölgedeki güç gösterisinin nereye varacağı ve nasıl noktalanacağı bilinmemesine rağmen, Moskova'nın, Güney Osetya ve Abhazya konularında Amerika'yı veya Avrupa Birliği'ni takacağını söylemek safdillik olsa gerek.
Yıllardan beri Gürcistan'dan koparak, ayrı bağımsız devlet olma arzusu ile yanıp tutuşan Güney Osetya'da ve Abhazya'da Gürcistan kadar, Rusya da ipleri elinde tutmaktadır. Batılı yetkililer, gerginliğe derhal son verilmesi ve Rus askerlerinin de Gürcistan'ın 'egemen' topraklarından geri çekilmesi çağrısı yaptılar.
Batı'nın desteğiyle iktidara gelen Mihail Saakaşvili, Rusya'nın Gürcü topraklarına karşı saldırganlığına son vermesi için uluslararası toplumdan yardım istedi. Güney Osetya ve Abhazya sorunları nedeniyle Batı'dan medet uman, hatta NATO üyeliği talep eden Saakaşvili'nin isteklerinin yerine getirilmesi hiç de kolay değil!.. Özellikle Putin'in son yıllarda Rusya'yı yeniden toparlaması ve bazı hallerde ABD'ye kafa tutabilecek bir konuma getirmesi, gerek Güney Osetya, gerekse Abhazya'da ipleri elinden bırakması değil, aksine ipleri daha da sağlamlaştıracağını işaret sayılıyor.
Kaldı ki, son zamanlarda Rusya Federasyonu ile Çin Halk Cumhuriyeti arasında giderek artan ilişkiler, hatta ortak askeri tatbikatların gerçekleştirilmesi, ABD'nin kaygılarını artırırken, Kafkaslar'da istediklerini yapamayacağını göstermektedir. Bu arada Pekin Olimpiyatları arifesinde Çin'in, 'içişlerimize karışma' diyerek, Washington'a rest çekmesi de gözden uzak tutulmamalıdır.
Kısacası; Rusya ile Çin'in son birkaç yıldan bu yana her alanda yoğunlaşan işbirliği, ABD'yi kaygılandırdığı gibi, Moskova ve Pekin'in nüfuz alanlarına el atmasına en büyük engeli teşkil etmektedir. İşte bu nedenlerden ötürü Amerika'nın bu noktada cesareti kırılmakta, Irak'ta olduğu gibi atını dilediğince oynatamamaktadır.
Bir başka gerçek de kimsenin, Tiflis'in hatırı için Rusya ile savaşmayı göze alamayacağıdır. Hele AB bu tür çatışmalarda, Bosna'da, Kıbrıs'ta olduğu gibi tamamen seyirci rolündedir.
Nitekim Prof. Beril Dedeoğlu da bu konuda şöyle diyor:
"Gerilimin nedeni Gürcistan'ın Batı ile yakınlaşması, Rusya'nın Batı ile 'kesişme' alanı olduğu için büyük kavganın bir parçası. Güney Osetya, Gürcistan otoritesini tanımasa da, Rusya, Güney Osetya'nın kendisi ile birleşmesini istemiyor. Bölgedeki çatışmalar daha fazla büyümez, bu gerilim siyasi müzakerelere dönüşür. Batı ülkeleri de Gürcistan için Rusya ile çatışmayı göze alamaz."
Rus-Türk Araştırmaları Merkezi Başkanı Hakan Aksay ise ilginç bir yaklaşımda bulunarak, şunları kaydetti:
"Kafkaslar'ın iki asi cumhuriyetinde (Güney Osetya ve Abhazya) patlak veren olaylar Putin'in defalarca söylediği "yeni KKTC'ler yaratacağız" demeciyle yakından ilgili. Gürcistan, NATO'ya girişini hızlandırmaya çalışıyor. Bölgede son yaşananlar, ABD'den bağımsız bir şekilde gerçekleşmedi. Bush'un giderayak yaptığı işlerden biri bu. Bu saldırının zamanlaması da çok önemliydi. Bütün dünyanın Olimpiyatlara kilitlendiği bir zamanda Gürcistan 79-80 binlik Osetya'yı çabucak eline geçirebileceğini zannetti. Ama beklediğini bulamamış gibi görünüyor."
Rusya'nın yaptığı acaba ABD'nin Kosova politikasına bir misilleme mi?..
Bu da ayrı bir tartışma konusu. Ancak sorunun Kıbrıs'ın geçirdiği aşamalarla da benzerlikleri yok değil!.. Örneğin Rum yönetiminin, sırf Türkiye'nin müdahalesini etkisiz kılabilme düşüncesiyle siyasi amaçlarla Avrupa Birliği'ne girmiş olduğunu defalarca açıklaması da benzerliklerden sadece biri.
Tüm bunlara rağmen temennimiz, Rusya ile Gürcistan arasındaki sorunların savaş değil, fakat barışçı yöntemlerle tatlıya bağlanması, en erken bir zamanda bölgede huzur ve sükûnun sağlanmasıdır. Çünkü her zaman olduğu gibi faturanın kabarık tarafı masum ve savunmasız sivillere çıkmakta, günahsız binlerce insanın ocağı sönmektedir. Çatışma ve savaşlar, insanlar arasındaki kin ve intikamı artırmaktan başka bir işe yaramamaktadır.
İki günde Güney Osetya başkentinin harabeye dönüşmesi ise madalyonun öteki yüzü!..
Umarız ki, sağduyu sonunda galebe çalacak ve daha fazla insanın mağduriyeti engellenecek!..
|