Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İngiltere donuyor
Maaşlar yargıda!
Yasayı nasıl deldiler?
Bufavento'ya hayat öpücüğü
"Rambo Magnum" zanlıları teminatla serbest
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak
Talat, seçim sürecinde tarafsız kalacak
Hastanelerde gaz bilmecesi

YORUMLANANLAR
Maaşlar yargıda! [2]
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [2]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [1]
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Kim çözecek? [1]
Eroğlu, seçim startını Karpaz'dan verdi [3]
Aralık ayı hayat pahalılığı oranı yüzde -1.6 [2]
19 Nisan'da seçim var [11]
Tüp gaz krizi [5]
Erken seçime varız ! [2]
5 yılda, 1 milyon 280 bin keklik üretilecek [5]
3 milyon dolar için İpsaro'yu yok ediyorlar [2]
Tarih isyan ediyor [1]
19 milyon kez geçiş [4]
Çözüm olursa yüzlerce genç adaya dönecek [17]
İsrail'den Mağusa Limanı'na yatırım talebi [10]
Rum yönetimi hesap vermeli [3]
Kocasoy: Yasada tadilat yapılmalı [2]



Güzelyurt halkını hayır ettirmediler gitti!..

Akay Cemal

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   23 Ağustos 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Annan Planı Referandumundan sonra Güzelyurt ve yöresi halkı, derin bir oh çekmiş, evine ev, malına mal demeye başlamıştı. Bunca yıldan sonra çiviler çakılmış, mağazalar açılışlar yapmış, kısmen de yatırımlara ağırlık verilmişti.

Gel gör ki, Rum tarafı büyük bir çoğunlukla Annan Planı'nı reddetmesine rağmen, Talat-Hristofyas görüşmesi öncesinde Güzelyurt halkını gene tedirginlik, huzursuzluk kapladı. Bir bakıyoruz, Güzelyurt konusu 'koşul' haline getirilmeye çalışılıyor. Hem de ne koşul?.. Güzelyurt olmadan çözüm olmazmış!..

Bunu söyleyen önce Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas, sonra da onun temsilcisi, yani Rum Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu. Doğrudan görüşmelerin ilk konusunun yönetim şekli olacağını ve Güzelyurt iade edilmeden bir çözümün bulunmasının da söz konusu olmadığını belirtiyor.

İşin özü, Güzelyurt verilmeden bir çözüm olamaz!..

Peki; karşılığında ne alınacak, bir de onu açıklasalar... Kaldı ki, iş Güzelyurt'la kalmıyor ki!.. Karpaz'a da göz diktiler, Maraş'a da. Salamis ve Vuni antik yörelerinin de olası 'merkezi devlete' bağlanması istemi var. Girne yöresine de 80 bin Rum yerleştirilecekmiş!..

O Güzelyurt halkı, neye karşılık söz konusu kentte oturma hakkı elde etmişti?.. Güney'de sadece bir çul bırakıp da gelmiş değildi o insanlar. Öyle verimli topraklar bıraktılar ki, özgürlük uğruna arkalarına bile bakmadan buralara sığındılar. 34 yıldan beri de burada yaşıyorlar. Herhalde sokakta kalacak halleri yoktu. Nasıl ki, Rum Güney'den Kuzey'e göç eden Türklerin evlerine iskân edilmiştir, Türkler de, Güney'e göç eden Rumların evlerine!..

Hal böyle iken, daha pazarlık masasına oturmadan "Güzelyurt olmadan çözüm olmaz" diye tutturmak, Talat'ı ve Kıbrıs Türk tarafını psikolojik baskı altına almaya yeltenmek ve çıtayı yüksek tutmaktan güdülen amaç ne olsa gerek?..

Bu pervasızca açıklamaların iki nedeni olabilir. Ya bir uzlaşmadan yana değiller, ya da Kıbrıs toprağının tümüyle babalarının çiftliği olduğunu sanıyorlar. Zamanında Maraş'ta bile ne dalavereler çevrildiğini ve vakıf malı arazilerin nasıl Rumlara geçtiği de delillerle kanıtlanmış bulunmaktadır.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın, "öze ilişkin müzakerelerin konusu olan meseleler, basın yoluyla değil görüşmelerde ele alınmalıdır. Görüşmeler başlamadan, kimse bazı sonuçları şimdiden cebine atacağını düşünmemeli" şeklindeki açıklaması, Hristofyas'a yanıt niteliğindedir. Talat, bir yerde masaya ön yargılardan uzak bir şekilde oturulması gerektiği mesajını vermeye çalışmıştır.

Rum tarafı tam bu aşırı istekleri dile getirirken, bölgedeki dengelerin altüst olduğunu galiba hesaba katmamaktadır. Gürcistan'daki olaylardan sonra Türkiye'nin öneminin daha da arttığını herkes kabullenmektedir. Güney Osetya ve Abhazya konularından dersler çıkarılması gerekir. Bunu daha önce de vurgulamıştık. Bu gelişmeler karşısında AB'nin 'suya sabuna dokunmak istemeyen' bir politikayı yeğlediği bir kez da gözlemlenmiştir. Zaten dokunabilecek bir güce sahip değil ki!.. Hatta AB'nin liderleri Almanya ve Fransa bile ABD'nin Rusya konusunda beklediği tepkiyi ortaya koyamamıştır.

ABD ve Batı, Gürcistan Lideri Saakaşvili'yi pohpohlamışlar, ne kazanacağı belirsiz bir kumar oynamaya itmişlerdir. Sonunda kaybeden Gürcistan olmuştur. Şimdi Gürcistan'ın NATO üyesi olabilmesi için ABD'nin Türkiye'ye son derece ihtiyacı vardır. ABD'nin bölgede başarılı olabilmesi ve projelerini uygulayabilmesi için Türkiye'nin desteğine ve yardımına ihtiyacı vardır.

Ankara, bu avantajını Kıbrıs konusunda ve genel olarak dış politikada niye kullanmasın?.. Eğer kullanabilirse... Avrupa'da ve Asya'da ırkların oluşturduğu otonom devletler, kendi egemenlik ve bağımsızlıklarına kavuşurken, kendi kendilerini idare etme hakkını kullanırken, bir Kosova bile bu cesareti gösterirken, Kıbrıs'ta "al sana Güzelyurt'u hediye ediyoruz" demek, herhalde o kadar da kolay olmasa gerek!..

DOWNER'İN DANIŞMANLIK VE LOBİCİLİK

ŞİRKETİ'NDE KAÇ KIBRISLI RUM ÇALIŞIYOR?..

Aklımıza gelmişken yukarıdaki soruyu da sormadan edemiyoruz. Çünkü elde ettiğimiz bilgilere göre, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilciliği görevine atanan ve yakında Talat-Hristofyas görüşmelerinde hazır bulunmak üzere adaya gelmesi beklenen Avustralya'nın eski Dışişleri Bakanı Aleksander Downer'in halihazırda önemli bir lobicilik ve danışmanlık şirketi bulunmaktadır.

Yine elde ettiğimiz bilgilere göre söz konusu şirkette, kilit noktalarda Kıbrıslı Rumlar görev yapmaktadır.

Bizim Kıbrıs Türk tarafı olarak Downer'den ricamız, Kıbrıs müzakerelerinde hiçbir etki altında kalmaksızın tarafsızlığını koruması ve bu ilkeler çerçevesinde görevini ifa etmesidir. Bu hususları işaret etmek zorunda kalırken, Downer'e görevinde başarılar dileriz.

   534 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Ocak 2009, Çarşamba   KKTC'de sağlık olayı ve Veteriner Fakültesi
06 Ocak 2009, Salı   AB'nin yardımları, yitirilen canları geri getirebilir mi?..
05 Ocak 2009, Pazartesi   "KOP'a yamalanma"
03 Ocak 2009, Cumartesi   Seçimde ne dağıtacağız; bulgur mu, pirinç mi?
02 Ocak 2009, Cuma   Türkiye, kırmızı çizgileri bir kez daha yinelerken...
01 Ocak 2009, Perşembe   Yeni yılda temenni ve hediyeler...
31 Aralık 2008, Çarşamba   Talat'ın rahatlığı ve Filistin gerçeği...
30 Aralık 2008, Salı   Filistinli kan ağlarken, kim el uzatabilir?..
29 Aralık 2008, Pazartesi   Füze katliamı ve Hristofyas
27 Aralık 2008, Cumartesi   Eğitimdeki kargaşadan ne zaman kurtulacağız?..



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5145 1.5252
1 STERLİN 2.2171 2.2336
1 EURO 2.0281 2.0424



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Yurdun her yanında seçim heyecanı

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

KKTC'de sağlık olayı ve Veteriner Fakü...

Hasan Hastürer

Sevgi çemberiyle ortak insani dayanışma

Bilbay Eminoğlu

Hangi "Necati"ye oy vereceğiz?

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Ahmet Tolgay

CTP - UBP KOALİSYONU TARİHİ BİR İHTİYAÇ...

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

TARİH KİMİN ESERLERİNİ KORUYACAK!

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Trajik bilanço

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital