Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İngiltere donuyor
Maaşlar yargıda!
Yasayı nasıl deldiler?
Bufavento'ya hayat öpücüğü
"Rambo Magnum" zanlıları teminatla serbest
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak
Talat, seçim sürecinde tarafsız kalacak
Hastanelerde gaz bilmecesi

YORUMLANANLAR
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [2]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [1]
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Maaşlar yargıda! [2]
19 Nisan'da seçim var [11]
Tüp gaz krizi [5]
Erken seçime varız ! [2]
5 yılda, 1 milyon 280 bin keklik üretilecek [5]
3 milyon dolar için İpsaro'yu yok ediyorlar [2]
Tarih isyan ediyor [1]
Kim çözecek? [1]
Eroğlu, seçim startını Karpaz'dan verdi [3]
Aralık ayı hayat pahalılığı oranı yüzde -1.6 [2]
Çözüm olursa yüzlerce genç adaya dönecek [17]
İsrail'den Mağusa Limanı'na yatırım talebi [10]
Rum yönetimi hesap vermeli [3]
Kocasoy: Yasada tadilat yapılmalı [2]
Diplomatik girişimler sonuç vermedi [1]



Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Akay Cemal

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   5 Eylül 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kıbrıs sorununa adil ve kapsamlı bir çözüm bulmak amacıyla iki liderin önceki gün gerçekleştirdiği toplantının öncesi ve sonrası yapılan açıklamaların değerlendirmeleri alabildiğine sürüyor. Bu konuda yankılar devam edecek, yorumlar da sürecek...

Her ne kadar 3 Eylül görüşmesi 'törensel nitelik' ve 'prosedürü' oluşturduysa da, yazılı veya sözlü açıklamalar, beyan ve söylevler, niyetleri ortaya koyması bakımından oldukça önemlidir ve geleceğe ışık tutacak niteliktedir.

Bu tür başlangıçlarda adetten olsa gerek, dışarıdan gazel okuyanlar, destek beyanını eksik etmezler, olumlu havaya katkı koymaya çalışırlar.

Bunu da gayet doğal karşılamak gerek. İlk günden olumsuz tablolar çizmektense, taraflara yardımcı olmak, onları cesaretlendirmek aklın yoludur. Ülke bazında olduğu kadar, kişi bazında da bunu yapmak gerek.

'Ateş-kes' dönemi olmasına rağmen, kim ne derse desin, bu ülkede 34 yıldır barış vardır. Hem de dik alası! Türk de, Rum da kendi bölgelerinde barışçı bir ortamda güven içerisinde yaşamaktadırlar.

Peki; olmayan nedir? Çözüm veya uzlaşma. İşte her iki halkın liderleri de şimdilerde bunun peşindedir. Bu başarılır mı, başarılamaz mı, onu da zaman gösterecektir. Ama öncelikle işin içinde iyi niyet, samimiyet ve de gerçekçilik olmalıdır.

Kuşkusuz 11 Eylül'de başlayacak olan görüşmelerde Anayasal konular öncelik taşıyacaktır. Adını ne koyarsanız koyunuz, olası bir çözümde 'yetki paylaşımı' ne şekilde ve nasıl olacak? Bu konuda Hristofyas cimri mi davranacak, yoksa cömert mi? Bunu da önümüzdeki günlerde herhalde göreceğiz. Ama Rum liderin daha ilk günden ortaya koyduğu katı ve olumsuz tavırlar dikkate alındığında, zihinlerde 'acaba' diye çeşitli soru işaretleri yaratmaktadır.

Ne diyor Hristofyas?..

"İki toplumlu, iki bölgeli federal çözüm, Makarios'un verdiği büyük bir tavizdi. Bu tavizle Kıbrıslı Rumlar limitlerini tüketmiştir ve daha ileriye gidemez. Ne Konfederasyon, ne de 'bakir doğum' aracılığıyla iki devletin yeni bir ortaklığı kabul edilemez. Federal çözüm iki toplumun ortaklığı şeklinde olacaktır."

Bunları okuduktan, duyduktan sonra Hristofyas'a "paylaşıma var mısın, yok musun?" diye sorma hakkına sahip değil miyiz?.. Bunun gibi daha nice sorular kafaları kurcalamaktadır. Örneğin: Bu müzakere sürecinde siz hep alacak, biz de hep verecek taraf mı olacağız?.. Bunu söylemekten amacınız, bizi Makarios'tan beri izlenmekte olan 'içinizde eritme' stratejisine mi sadık kalacaksınız?..

Madem limit tükenmiştir, boşuna zaman harcamaya ne gerek var?.. Yoksa; siz de mi ötekiler gibi oyalama taktiğine başvuracak ve Talat'ın önüne kabul edilemeyecek talepler koyacaksınız?..

Daha bunun gibi nice sorular gelebilir akla. Çünkü limitin tükenmesinden söz etmek, "artık bizden taviz maviz beklemeyin, tavizi verecek olan sizsiniz" anlamındadır. Hristofyas'ın bu sözleri gayet net ve açıktır.

Çok daha önemlisi, Türkiye'nin ve KKTC'nin ısrarla üzerinde durduğu 'iki eşit kurucu devlet ve bakir doğum' olayını Hristofyas'ın kabul etmeyeceğini açıklamasıdır.

Bunlara bir de garantörlüğün kabul edilemeyeceği şeklinde istemler ve beyanlar eklendiğinde, gel de çık bu işin içinden çıkabilirsen!..

O nedenle diyoruz ki, bu gibi peşin hüküm ve ön yargılar, yeni başlayan müzakere sürecine hiç de olumlu bir katkı yapmaz, aksine sürece gölge düşürür.

Kaldı ki, Kıbrıs Türk tarafı, bu müzakerelere ambargolar altında ve izole edilmişlikten soyutlanamamış bir durumda girmektedir. Nitekim Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, halka seslenişinde bu konuya da değinirken, şimdi müzakere sürecine destek beyanında bulunanlara sitem edercesine "bilmelisiniz ki, Kıbrıs Rum tarafından kaynaklanan izolasyon çabalarına verdiğiniz destek, barış ve çözüm umutlarını söndürmek için kullanılmaktadır. Onları cesaretlendirmekten vazgeçiniz" demiştir.

Başta İngiltere ve ABD olmak üzere; AB üyesi ülkeler, Talat'ın bu sitemini defalarca okumalı ve de gerçekten çözüme destek vermek istiyorlarsa, bu konuda gereğini yerine getirmelidirler. Talat bunu seslendirirken, Kıbrıs Türk tarafının beklentilerinden biri olarak dile getirmiş bulunmaktadır. Yoksa; müzakere sürecine sadece lafla destek, fazla bir önem taşımaz, anlam ifade etmez.

Bu vesileyle peşinen kuşkuları işaret etmek ve gafil avlanmamak, ona göre davranmak gerek.

Sonuçta, Hristofyas'ın ağzından çıkanları işittikten sonra, Türkiye'de Kıbrıs sorununu en iyi bilenlerden emekli Büyükelçi Tugay Uluçevik'in, "çözümü 'Kıbrıs Cumhuriyeti' üzerine bina etmeye çalışıyorlar" şeklindeki görüşüne katılmamak mümkün mü?..

Bu süreç gerçekten zordur ve sabır gerektirir. Talat, Hristofyas'ın; Hristofyas da Talat'ın isteklerini bildiğine göre, limitlerinin ne olduğu da bellidir. Ha; Hristofyas, "bizim taviz limitimiz tükenmiştir" derse, o başka mesele!..

   574 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Ocak 2009, Çarşamba   KKTC'de sağlık olayı ve Veteriner Fakültesi
06 Ocak 2009, Salı   AB'nin yardımları, yitirilen canları geri getirebilir mi?..
05 Ocak 2009, Pazartesi   "KOP'a yamalanma"
03 Ocak 2009, Cumartesi   Seçimde ne dağıtacağız; bulgur mu, pirinç mi?
02 Ocak 2009, Cuma   Türkiye, kırmızı çizgileri bir kez daha yinelerken...
01 Ocak 2009, Perşembe   Yeni yılda temenni ve hediyeler...
31 Aralık 2008, Çarşamba   Talat'ın rahatlığı ve Filistin gerçeği...
30 Aralık 2008, Salı   Filistinli kan ağlarken, kim el uzatabilir?..
29 Aralık 2008, Pazartesi   Füze katliamı ve Hristofyas
27 Aralık 2008, Cumartesi   Eğitimdeki kargaşadan ne zaman kurtulacağız?..



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5145 1.5252
1 STERLİN 2.2171 2.2336
1 EURO 2.0281 2.0424



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Yurdun her yanında seçim heyecanı

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

KKTC'de sağlık olayı ve Veteriner Fakü...

Hasan Hastürer

Sevgi çemberiyle ortak insani dayanışma

Bilbay Eminoğlu

Hangi "Necati"ye oy vereceğiz?

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Ahmet Tolgay

CTP - UBP KOALİSYONU TARİHİ BİR İHTİYAÇ...

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

TARİH KİMİN ESERLERİNİ KORUYACAK!

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Trajik bilanço

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital