Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İngiltere donuyor
Maaşlar yargıda!
Yasayı nasıl deldiler?
Bufavento'ya hayat öpücüğü
"Rambo Magnum" zanlıları teminatla serbest
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak
Talat, seçim sürecinde tarafsız kalacak
Hastanelerde gaz bilmecesi

YORUMLANANLAR
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [2]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [1]
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Maaşlar yargıda! [2]
5 yılda, 1 milyon 280 bin keklik üretilecek [5]
3 milyon dolar için İpsaro'yu yok ediyorlar [2]
Tarih isyan ediyor [1]
Kim çözecek? [1]
Eroğlu, seçim startını Karpaz'dan verdi [3]
Aralık ayı hayat pahalılığı oranı yüzde -1.6 [2]
19 Nisan'da seçim var [11]
Tüp gaz krizi [5]
Erken seçime varız ! [2]
Rum yönetimi hesap vermeli [3]
Kocasoy: Yasada tadilat yapılmalı [2]
Diplomatik girişimler sonuç vermedi [1]
19 milyon kez geçiş [4]
Çözüm olursa yüzlerce genç adaya dönecek [17]



Tek yanlı kararlar, sürece hiçbir yarar sağlamaz!..

Akay Cemal

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   4 Ekim 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin (AKPM) Kıbrıs raporundan ne biz memnun olduk, ne de Türkiye!..

Rapor ve gerek Türkiye, gerekse KKTC bakımından kıymet-i harbiyesi olmayan karar, Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulunmasına katkıda bulunabilir mi?..

Ne gezer, aksine sorunun daha da karmaşık hale gelmesine neden olur.

Zaten Kıbrıs meselesinin yıllar boyu uzayıp gitmesinin başlıca nedenleri de tek yanlı kararlar ve raporlar değil midir?..

Taraflar arasında eşit mesafe uygulamasından her zaman kaçınılmış, taraflardan birinin arkası sıvazlanırken, öteki köşeye itilmiş, yargısız infaz edilmiştir.

Cumhurbaşkanı Talat'ın ifade ettiği gibi, Rum yönetiminin çözümden önce Avrupa Birliği'ne (AB) girmesi, Avrupa Birliği'nin kendi hatası değil midir?.. AB yöneticileri zaman zaman bunu itiraf etmiyorlar mı?..

İş işten geçtikten, kocakarı kapıya sürgü çektikten sonra ne kıymeti var!.. İtirafın ne değeri kalır...

Tek olumlu nokta, Cumhurbaşkanı Talat'ı da genel kurula davet ederek, orada konuşma yapmasına olanak sağlamaları... Ona da şükretmek gerek. Her ne kadar salonda çok boşluklar gözlemlendiyse de, en azından Kıbrıs Türk tarafının tavrının net biçimde ortaya konulması ve uzlaşma istenci duyurulmuş oldu.

Kimbilir; salonda kalabalık olmaması, belki de Rum-Yunan tezgâhıdır...

Kısacası, Kıbrıs'a bakış açıları hep Rum ve Yunan gözlüğüyle... Arada bir o gözlükleri çıkarsalar ne olur sanki...

 Limasol'da yıllardır okul ve öğretmen bekleyen Türk ilkokulu'ndan söz etmezler, ama Karpaz'daki Rum ilk ve orta dereceli okulunu yeniden gündeme getirirler.

Bu kadar da insafsızlık olabilir mi?.. Bu denli çifte ölçü olabilir mi?..

Limasol'daki Türk ilkokulunun niye açılmadığının hesabı sorulmazken, oradaki Türk çocuklarının okuma yazma gibi en basit haklardan bile mahrum kaldıkları niye belirtilmiyor?.. Niye Rum tarafına baskı uygulanmıyor?..

Günah değil mi o çocuklara, yazık değil mi?.. Karpaz'daki Rum çocukları insan, Limasol'daki Türk çocukları hayvan mıdır?..

İşte Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin Türk insanına verdiği değer (!)

Galiba kabahat biraz da bizde. Bizde derken, hem KKTC'de, hem de Ankara'da!.. Sen bir defa koy ağırlığını ortaya, ondan sonra da Limasol'da Türk çocuklarına bir okul açılır mı, açılmaz mı görüver...

"Mademki, sen Limasol'da Kıbrıslı Türklerin çocuklarına bir ilkokulu bile çok görüyorsun, o zaman ben de Karpaz'daki okulları kapatıyorum" dediğin an Rum yönetiminin eli ayağı dolanır. Dünyayı velveleye verir.  

Hoş; verse kaç yazar, vermese kaç yazar... İsterse Güvenlik Konseyi'ni olağanüstü toplantıya çağırsın, dilerse Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'ne, hatta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvursun. Ortada haklı bir gerekçe olduktan sonra...

 Bunun için de her şeyden önce haysiyetli dış politikaya ihtiyaç vardır. Ezilip büzülmeye, minnet etmeye hiç de lüzum yok!.. Hoşgörünün de bir sınırı vardır. Karşınızdaki sizin haklı gerekçelere dayanan hoşgörünüze mukabelede bulunmazsa, hep kaybeden taraf siz olursunuz. Kardak krizinde zamanın Başbakanı Tansu Çiller'in,

Kardak Kayalıkları'na dikilen Yunan bayrakları için "o bayraklar oradan ya inecek, ya inecek!" şeklindeki sözlerinden sonra neler olduğunu siz de hatırlıyorsunuz.

Düşünün bir kez, son Kafkasya'daki gelişmeler üzerine Gürcistan'a AB gözlemcileri gönderilmiş... Güney Osetya yakınındaki bölgelerde görev yapıyorlar. Gözlemciler birçok bölgeye giriş izni alırken, Rus askerleri güvenlik gerekçesiyle bazı bölgelere geçiş izni vermediler. Bunun anlamı şu: AB gözlemcileri, Ruslar'ın izni kadar gözlemleyecek...

Yeri geldiğinde böylesi cesur politikalara gereksinim var. Öylesine özledik ki o politikaları...

Çünkü bazı hallerde sert çıkışlar, açık tavırlar, bazı sorunların karşılıklı çözümlenmesinde de etkendir. Bu gerçeği unutmamak gerek.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin tek yanlı rapor ve rapora dayalı karar metni Türkiye'de de hayal kırıklığı yarattı. Yapılan açıklamada, "Kıbrıs sorununun çözümü konusunda kırk yıldır süren BM müzakere sürecinde belirlenen siyasi eşitlik ve tarafların eşit statüsü gibi ilkeleri göz ardı eden ve çözüm perspektifinden yoksun bu kararın BM görüşme sürecine olumlu katkı yapması mümkün değildir" denildi.

Bu açıklama gerçeğin ifadesi. O nedenle zaman zaman Avrupa'dan pompalanan müzakere süreci ile ilgili olumlu beyanatlara bakmayınız. Önemli olan bu tür beyanatlarla icraatın ters düşmesidir. Kıbrıs gerçeklerinin göz ardı edilmesidir. Taraflardan birinin devamlı surette arkasının sıvazlanması ve müzakere masasında daha fazla taviz ister duruma gelmesinde cesaretlendirilmesidir. Siz, Avrupa olarak verin bu cesareti Rum'a, Kıbrıslı Türkler'e karşı da baskı unsurları yaratın.

Rum ve Yunan istekleri doğrultusunda raporlarla, kararlarla Rum tarafını ve Yunanistan'ı, hatta kendinizi tatmin edebilirsiniz... Bu güne kadar tatmin ettiğiniz gibi. Ama hepsi o kadar!..

   567 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Ocak 2009, Çarşamba   KKTC'de sağlık olayı ve Veteriner Fakültesi
06 Ocak 2009, Salı   AB'nin yardımları, yitirilen canları geri getirebilir mi?..
05 Ocak 2009, Pazartesi   "KOP'a yamalanma"
03 Ocak 2009, Cumartesi   Seçimde ne dağıtacağız; bulgur mu, pirinç mi?
02 Ocak 2009, Cuma   Türkiye, kırmızı çizgileri bir kez daha yinelerken...
01 Ocak 2009, Perşembe   Yeni yılda temenni ve hediyeler...
31 Aralık 2008, Çarşamba   Talat'ın rahatlığı ve Filistin gerçeği...
30 Aralık 2008, Salı   Filistinli kan ağlarken, kim el uzatabilir?..
29 Aralık 2008, Pazartesi   Füze katliamı ve Hristofyas
27 Aralık 2008, Cumartesi   Eğitimdeki kargaşadan ne zaman kurtulacağız?..



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5145 1.5252
1 STERLİN 2.2171 2.2336
1 EURO 2.0281 2.0424



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Yurdun her yanında seçim heyecanı

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Hasan Hastürer

Sevgi çemberiyle ortak insani dayanışma

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

KKTC'de sağlık olayı ve Veteriner Fakü...

Ahmet Tolgay

CTP - UBP KOALİSYONU TARİHİ BİR İHTİYAÇ...

Bilbay Eminoğlu

Hangi "Necati"ye oy vereceğiz?

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

TARİH KİMİN ESERLERİNİ KORUYACAK!

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Trajik bilanço

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital