|
Hakkari Şemdinli'de Aktütün Karakolu'na yapılan saldırı, Türkiye'nin gündemini bir anda değiştirdi, 15 şehit haberi Türk milletini yasa boğdu.
'Ateş düştüğü yeri yakar' derler... Bayram ertesi böylesi hain saldırının gerçekleştirilmesi, fidan gibi gençlerin şehit edilmesi, yeni ocakların sönmesi, tarifi olanaksız bir acı yaratmış bulunuyor.
Kuzey Irak'tan gelen 350 teröristin ağır silahlarla karakola saldırması, birçok soru işaretlerini de beraberinde getirmektedir.
Nitekim Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "kimler yataklık etti, kimler kolaylık sağladı? Sonuna kadar araştırılacak ve hesabı sorulacaktır" dedi.
Öncelikle ABD ile var olan istihbarat işbirliğini sorgulamak gerek. Bu işbirliği ne alemdedir, yoksa kâğıt üzerinde mi kalmıştır?.. Hani en ufak bir hareket, uydudan tespit edilerek, bilgi aktarılacaktı?.. Yoksa; 350 teröristin hareketi kapsama alanı dışında mı kalmıştı?..
Bunları sorgulamak bizim ne haddimize... Biz, Kıbrıs'tan olayları değerlendirirken, sevinçte ve kederde öteden beri Türk milletinin bir parçası olduğumuzdan dolayı naçizane görüşlerimizi ifade etmek durumundayız.
Türkiye'de terör olayları 2002 yılında sıfır noktaya ulaşmıştı. Ondan sonra giderek azgınlaşması nedendir?.. Sebepleri nelerdir?..
Türkiye ile dost görünüp de, Türk milletinin güven kaynağı askerin prestijini sarsarak, bundan çıkar sağlamaya yönelik beklentileri olanlar kimlerdir?.. Prestij sarsma olayı Kuzey Irak'ta görevli Mehmetçik'in başına çuval geçirmeyle başlamıştı. Bu konuda kusuru olanlar sorgulandı mı, sonuç ne oldu?..
Daha önceki benzeri saldırılarda ihmal söz konusu muydu?.. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de işaret ettiği gibi yataklık veya yardım eden, bilgi aktaranlar hakkında ne gibi işlemler yapıldı, sonuç ne oldu?..
Avrupa Birliği'ne şirin görünme pahasına birçok yasalarda askerin yetkilerinin kısıtlanmasına gidilmesi, terörü azdırdıysa, -ki azdırdığı görülüyor- söz konusu yasalar yeniden gözden geçirilecek midir?.. Daha bunlar gibi nice sorulması gereken sorular vardır.
Terör olayları, dünyada hiçbir ülke tarafından benimsenmez. Ama yine de şu veya bu ülkeye karşı el altından desteklenir. Amaç, o ülkelerde karmaşa ortamı yaratmak, dikkatleri başka yöne çekerek, kalkınma ve gelişme trendini düşürmek, bir şekilde çıkar sağlamaktır.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nde (AKPM) Kıbrıs konusunda hazırlanan tek yanlı rapor ve rapor ışığında alınan karar münasebetiyle de değindiğimiz hususlar vardı. Türkiye'nin son yıllarda dış politikada zaafları vardır. Gücü oranında ağırlığını koyamamaktadır.
Hatırlarsanız bölücü başı Suriye'de iken Şam'a verilen ültimatomda, "ya şu saate kadar teslim edersiniz, ya da tanklarla bir ucundan girer, öteki ucundan çıkarız" denilmişti. Ne oldu, Suriye derhal yelkenleri indirmişti. Hatta Yunanistan ve İtalya gibi ülkeler dahi ev sahipliği yapmaktan kaçınmak zorunda kalmışlardı.
Şimdilerde nerede böyle yürekli ve cesur dış politikalar?..
Eğer Kuzey Irak'ta hala daha bir otorite boşluğu varsa, bunun sorumlusu elbette Irak'ı yönetenlerdir. Kuzey Irak'ta kontrolü elinde bulunduran yerel yönetimin başı Barzani, bu sorumluluktan kendisini soyutlayamaz.
Bize göre Türkiye'nin Kuzey Irak politikasını yeniden gözden geçirmesi gerekmektedir.
Terör olaylarının turizme, yatırıma ve genelde ekonomiye getirdiği olumsuzlukları da dikkate alarak, gerekli önlemlerin alınacağına kuşku yoktur. Çünkü Türkiye'ye yansıyan olumsuzluklar hiç kuşkusuz burayı da etkilemektedir. 'Türkiye hapşırırsa Kıbrıs nezle olur' sözünden hareketle gelişmeleri çok iyi değerlendirmek durumundayız.
Türkiye'nin terörden çektiğini bir başka ülke daha çekmiş değildir. Şehit olmayan ev kalmış değildir. Türkiye hükümeti bölgede ve komşu ülkelerde istikrarı savunur ve bunun için elinden geleni yaparken, bunu öncelikle kendi topraklarında sağlamalı ve bunun için de gereken ne ise yapılmalıdır.
Güçlü ve istikrarlı bir Türkiye var olduğu sürece, Kıbrıs Türk halkı da kendini daha güçlü hissedecek, müzakere sürecinde dik duracak, adımlarını sağlam atacaktır. Bu güne kadar adada Kıbrıslı Türklerin hedef olduğu saldırılar veya aşırı taviz istekleri hep Türkiye'nin zayıf anlarında gelişmiştir. Bu gerçekleri de her zaman göz önünde tutmakta yarar vardır.
|