Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İngiltere donuyor
Maaşlar yargıda!
Yasayı nasıl deldiler?
Bufavento'ya hayat öpücüğü
"Rambo Magnum" zanlıları teminatla serbest
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak
Talat, seçim sürecinde tarafsız kalacak
Hastanelerde gaz bilmecesi

YORUMLANANLAR
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Maaşlar yargıda! [2]
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [2]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [1]
Kim çözecek? [1]
Eroğlu, seçim startını Karpaz'dan verdi [3]
Aralık ayı hayat pahalılığı oranı yüzde -1.6 [2]
19 Nisan'da seçim var [11]
Tüp gaz krizi [5]
Erken seçime varız ! [2]
5 yılda, 1 milyon 280 bin keklik üretilecek [5]
3 milyon dolar için İpsaro'yu yok ediyorlar [2]
Tarih isyan ediyor [1]
Diplomatik girişimler sonuç vermedi [1]
19 milyon kez geçiş [4]
Çözüm olursa yüzlerce genç adaya dönecek [17]
İsrail'den Mağusa Limanı'na yatırım talebi [10]
Rum yönetimi hesap vermeli [3]



Yağlı teşhisi koyarken...

Akay Cemal

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   15 Ekim 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Tanınmış psikiyatrist Dr. Mehmet yağlı, Kıbrıs konusundaki belirsizlik yanında, birçok nedenle önemli bir dönüşüm süreci yaşayan, savaşlar ve göçlerle nüfus özellikleri değişen, üretim ve verimlilikten çok tüketime dayanan yapısıyla Kıbrıs Türk toplumunun psikolojik olarak sağlıksız bir yapıda olduğunu söyledi.

"Toplum olarak ruh sağlığımız iyi değil. Tedirgin, mutsuz ve depresif ruh hali yaygın" diyen Dr. Mehmet Yağlı, trafikten çalışma yaşamına, okullardan çevreye kadar her alanda kurallara uymama ve otorite tanımama yaygınlığına dikkat çekti. Her üç evlilikten birinin boşanmayla sonuçlanmasını, artan uyuşturucu kullanımını, doğduğu andan itibaren çalışmadan her şeye sahip olabileceği psikolojisiyle çocuk yetiştirilmesini de sağlıksız toplum yapısına örnek gösterdi.

Dr. Yağlı, Tak Ajansı'ndan Nezire Gürkan'la yaptığı söyleşisinde ruh sağlığının önemine dikkat çekerken, "sağlıklı birey, sağlıklı toplum olmadan hiçbir konuda sonuç alamazsınız, ileriye gidemezsiniz. Anlaşma halinde de çözümü yaşatmada zorlanırsınız. Bu nedenle de bu konu devletin öncelikleri arasına girmeli, ivedi olarak toplum mühendisliği için ciddi mekanizmalar oluşturulmalı" şeklinde konuştu.

Dr. Mehmet Yağlı'nın ortaya koyduğu bu teşhisler son derece doğru. Bu konuda Cumhurbaşkanından tutunuz da, sokaktaki vatandaşa kadar herkesin elini taşın altına koyması, üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerekir.

En basiti tüm değil, ama bazı gençlerin 'ne oldum delisi' olmaları... Altlarına çektikleri son model arabalarla yarışa tutuşmaları... Sonuç malum.

Birbirlerine caka satmalar, sürat ve kötü alışkanlıklar veya benzeri şeylerle benliklerini ispat etmeye çalışmalar, ruh bozukluğunun emareleri değil midir?.. Ortada hiçbir neden yokken, değil caddelerde, ara sokaklarda bile arabalarını cayırdatarak sürmeler, sadece kendinden büyüklere değil, fakat herkese saygıdan nasibini almamış gibi davranmak, kişiliksiz örneği değil midir?..

Zaten ne geldiyse bu toplumun-pardon- halkın başına bolluktan geldi. Savaştan sonra yaşanan ganimet döneminde alan aldı, vuran vurdu.

Sen aldın, ben almadım tartışmaları sürerken, affedersiniz bacağında donu olmayanlar başımıza kral kesildi. Bir türlü doymak bilmediler. Yedikçe semirdiler, semirdikçe etrafındakilere kafa tutmaya kalkıştılar. 'Keserim, biçerim' havalarına girdiler. Kendileri gibi düşünmeyenleri maddi güçleriyle bertaraf etmenin yöntemlerine başvurdular.

Niceleri Rumların terk ettikleri malları değerlendireceklerine, fırsatı bulup bunları Türk'e, Yahudi'ye, İngiliz'e, Alman'a peşkeş çektiler. Taş atıp da yorulmadılar ki!.. Var oluş mücadelesine zerre kadar katkıları olmazken, sağladıkları avantalar nedeniyle yurt dışında apartmanlar diktiler.

Beri yanda bu halkın en zor günlerinde, var olabilmek için mücadele edenlerin büyük bir kısmı hakkını alamazken, kendi sırtından köşeyi dönenlerin çevirdikleri dolapları içleri buruk bir şekilde izlediler, 'felek utansın' demekten öteye gidemediler.

Güney'de mal varlığı olanların, Kuzey'de hak elde edememesi sonucu kahredenler, uğradığı haksızlığı mezar taşına yazdıranlar oldu.

Suskun bir halk, geçen süreç içerisinde nice rezaletlere, haksızlıklara tanık oldu. Çoğunu da sineye çekti. Ama içindeki birikintiyi bir türlü atamadı. Derken, siyasi partilerin peşinden koşmaya başladı. 'Aman kızım, oğlum işe alınsın da başka bir şey istemem' diyerek yollara koyuldu. Partisi iktidara geldi ve de işleri yoluna girdiyse, karşısındakine, komşusuna yukarıdan bakmaya başladı.

Sonraları hayatı toz pembe görmeler başladı. Bir bencillik, bir hizipleşme, bir çekememezlik aldı yürüdü. Karşısındakini hor görmeler de devreye girince, ne dostluk kaldı, ne de kardeşlik!.. Saygı denen nesne kalkıverdi ortadan. Her şey maddiyatla ölçülmeye başladı. "Paran kadar konuş" denildi.

Tatminsizlik daha da ileri boyutlara varınca, saygının yanında güven de kalmadı. Örneğin Lefkoşa'da Dereboyu'nda caka satmanın bir marifet olduğu sanıldı.

Aslında Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın bir süre önce 'marazi bir toplum olduk' şeklinde koyduğu teşhis de yerindeydi.

Ama önemli olan niye marazi olunduğu?.. Bu toplum, bu halk durup dururken mi marazi oldu, gelmiş geçmişlerin bu konuda hataları, yanlışları yok mudur?.. Elbette var. Bunların hesabı soruldu mu?..

Kıbrıs Rum halkı da aşırı mutluluktan, aşırı refahtan 15 Temmuz'ları yaratmıştı. Bizdeyse ruhi bunalım hala sürüyor. Onlarda da yok mu?.. Mutlaka var da, biz kendimizi tedavi edemezsek, Dr. Yağlı'nın da dediği gibi sonunda bunu çok pahalıya öderiz. 

 

Not: Birkaç günlüğüne yurt dışında olacağımdan yazılarıma ara veriyorum.

   790 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Ocak 2009, Çarşamba   KKTC'de sağlık olayı ve Veteriner Fakültesi
06 Ocak 2009, Salı   AB'nin yardımları, yitirilen canları geri getirebilir mi?..
05 Ocak 2009, Pazartesi   "KOP'a yamalanma"
03 Ocak 2009, Cumartesi   Seçimde ne dağıtacağız; bulgur mu, pirinç mi?
02 Ocak 2009, Cuma   Türkiye, kırmızı çizgileri bir kez daha yinelerken...
01 Ocak 2009, Perşembe   Yeni yılda temenni ve hediyeler...
31 Aralık 2008, Çarşamba   Talat'ın rahatlığı ve Filistin gerçeği...
30 Aralık 2008, Salı   Filistinli kan ağlarken, kim el uzatabilir?..
29 Aralık 2008, Pazartesi   Füze katliamı ve Hristofyas
27 Aralık 2008, Cumartesi   Eğitimdeki kargaşadan ne zaman kurtulacağız?..


Yorum Sayısı:   1
  SEMRA AHMET         - LONDRA 17 Ekim 2008, Cuma 10:59 
GERCEKTEN COK GUZEL ANLATMISSINIZ COGUMUZUN DUSUNCE VE DUYGULARINI, ELINIZE SAGLIK..

DOGRU SOZE NE DEMELI. BASARILAR


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5145 1.5252
1 STERLİN 2.2171 2.2336
1 EURO 2.0281 2.0424



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Yurdun her yanında seçim heyecanı

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

KKTC'de sağlık olayı ve Veteriner Fakü...

Hasan Hastürer

Sevgi çemberiyle ortak insani dayanışma

Bilbay Eminoğlu

Hangi "Necati"ye oy vereceğiz?

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Ahmet Tolgay

CTP - UBP KOALİSYONU TARİHİ BİR İHTİYAÇ...

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

TARİH KİMİN ESERLERİNİ KORUYACAK!

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Trajik bilanço

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital