Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Girne gecelerine adını yazdırıyor
Hamis Kasımpaşa'da
Boşa giden paralar
Sarp Başkent'le "Nikahı kıydı"
Türkmenköy transfere hız verdi

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Şu İzolasyon(lar) Konusu-2

Osman Ertuğ

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   27 Aralık 2007, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

"İzolasyon canavarı"ndan bir türlü kurtulamayışımızın bir nedeni, bu konuda yeterince agresif olmamamız, tabiri caizse "kıyameti koparmamamızdır"!... Propagandamızın zayıflığı ve ulusal karakterimizin buna elverişli olmaması, Kıbrıs Rum tarafının bu konudaki çığırtkanlığı ve agresif girişkenliğiyle birleşince elde ettiğimiz kazanımların çok sınırlı olmasına şaşmamak lazım!

Halbuki bir insan hakları meselesi olan ve çözümü siyasi sorunun çözümlenmesi şartına bağlı olmaması gereken bu konuda çok daha iyi bir konumda olmamız gerekirdi... Alalım spor ambargosunu: 1988 yılında, Cenevre'de Kıbrıs görüşmelerine katılırken, İsviçre'de olmamızı fırsat bilerek, spor ambargosununun kalkması için toplanan 70 bin imzalı bir dilekçeyle, zamanın Milli Olimpiyat Komitesi Uluslararası İlişkiler Sorumlusu olarak, bir meslektaşımla birlikte, Lozan kentine gitmiştik. Dilekçeyi, orada.bulunan Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nin "Milli Olimpiyat Komiteleri Arasındaki İlişkiler" Direktörü'ne vererek, üzerimizdeki spor ambargosunun kalkmasını ve sporcularımızın Olimpiyatlara katılmasına olanak sağlanmasını talep ettik.

Bizi dinleyen yetkili, Olimpiyat Oyunlarına katılamamamızın nedenini ayrı bir ülke olarak tanınmamamıza bağladı. Siyasi tanınmanın koşul olmadığını hatırlatıp Hong Kong, Filistin ve Porto Riko gibi örnekler verdik. Bu kez "Kıbrıs sorununun çözümünün spor konusundaki sorunumuzu da çözeceğini" öne sürdü. Cenevre'deki siyasi görüşmelerde taraflara başarılar diledi... Bu kaçamak cevap karşısında, spor gibi apolitik olması gereken bir konunun siyasi koşullara bağlanmaması gerektiğini, nitekim siyasi sorunun çözümlenmesinden en az bizim kadar sorumlu olan Kıbrıs Rum tarafının spor konusunda hiçbir engelle karşılaşmadığını, esasen Kıbrıs'ta baştan beri eğitim, kültür ve spor gibi konuların her toplumun kendi yetki alanına giren hususlar olduğunu anlattık. Söylediklerimize karşı geçerli mazaret üretemeyen yetkili, sonunda bize "iyi şanslar" dilemekten öteye gidemedi.

Gidemedi de, biz o günden sonra onların kapısını kaç kez çaldık? Yoksa, sadece iyi bir başlangıç yapıp, hemen her konuda olduğu gibi, işi orada bıraktık mı? Bırakın 70 bini, 70 imza toplayıp da yeniden karşılarına çıktık mı? Evet..çok yazılar yazdık ama kaçının okunduğundan emin değilim!.. Halkla ilişkiler uzmanı arkadaşlar, bu işte tekrar ve ısrarın başarının anahtarı olduğunu söylüyorlar. Kıbrıs Rum tarafının ısrarcılığı, başkalarını taciz etmek pahasına bir işin peşini bırakmamaları bir örnek olarak önümüzde dururken, biz yakalandığımız "takipsizlik" hastalığından bir türlü kurtulamıyoruz!...

Spor ambargosunu kırmak için yurt içinde ve dışında çeşitli girişimler yapıldığını biliyor, bazılarını basından okuyoruz. Örgütsel ve bireysel düzeyde yapılan bu tür faaliyetler tabii ki takdire şayandır. Yeter ki siyasi statümüz ve eşitliğimizden taviz vermeyelim!.. Ancak bunların yeterli olmadığı ve bizi istediğimiz amaca ulaştırmadığı da aşikardır. Daha fazlasını yapmalı, yeni açılımlar, yaratıcı yöntemler bulmalıyız. Yoksa daha uzun süre bu konudaki yaklaşımımızı, şikayet etmenin ötesine götüremeyiz.

Bu noktada değinmek istediğim bir husus daha var: Çok tekrarlanan bir klişe olsa bile, kendi içimizdeki birlik ve beraberliği korumanın önemi... Uzun yıllar yürüttüğüm yurt dışı Temsilcilik görevlerimden bir yıl kadar önce yurda döndüğümde, Kurucu Üyesi olduğum Milli Olimpiyat Komitesi'nin yerine bir başkasının kurulduğunu ve varlığını sürdürmeye devam eden birincisiyle bir nevi "yasallık" çatışması içinde olduğunu üzülerek öğrendim. İşte bu da diğer bir "hastalığımız"!.. Dışta siyasete kurban edilmemesi gerektiğini savunduğumuz spor konusunu, acaba içte siyasete kurban mı ediyoruz?

Kimin haklı kimin haksız olduğu konusunda kimseyle polemiğe girmek amacında değilim. Konuya çok genel hatlar içerisinde değinmemin nedeni budur. Ne içte ne de dışta sporun, veya herhangi bir konunun, yüzde yüz politikadan arındırılmasının mümkün olmadığını da idrak ediyorum. Mesele, bir halkı ve insanlığı yakınlaştırması, birleştirmesi gereken bir konuda politikayı aşabilip aşamayacağımızdır. İç sürtüşmelerimizi bir kenara bırakıp asgari müşterekler ve ortak amaçlarda birleşemezsek uğraşlarımızı ileriye götüremeyiz. Adında "milli" sözcüğü bulunan bir konuda bunu yapamazsak hangi konuda yapabiliriz?

Hepinize mutlu, "izolasyonsuz" Yeni Yıllar dilerim!

   507 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
22 Temmuz 2008, Salı   20 Temmuz 1983: Bugün aynı "tabloyu" çizer miydim?
17 Temmuz 2008, Perşembe   Ayrılma hakkı
15 Temmuz 2008, Salı   Tek mi, çift mi?
10 Temmuz 2008, Perşembe   Bir "tek" de ABD'den!
08 Temmuz 2008, Salı   Şah-MAT mı olduk?
03 Temmuz 2008, Perşembe   Meselenin özü
01 Temmuz 2008, Salı   Kıbrıs konusunda rapor enflasyonu ve sıkı(cı) bir analiz
26 Haziran 2008, Perşembe   "Kıbrıs'ı yeniden birleştirme: En iyi fırsat" mı?
24 Haziran 2008, Salı   Güvenlik ve garantilerle ilgili "kırmızı çizgimiz" tehlikede mi?
22 Haziran 2008, Pazar   "Yeni" lider, eski taktikler



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1901 1.1984
1 STERLİN 2.3847 2.4025
1 EURO 1.8945 1.9078



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KİM YARDIMCI OLACAK?

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Londra Türklerini kim dinler...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (25)

Akay Cemal

Hristofyas, kedi fareyle oynarcasına oynuy...

Ahmet Tolgay

DÜNYANIN MERKEZİ VE GİZLİ AŞKLAR...

Bilbay Eminoğlu

Ne sihirdir ne keramet, el çabukluğu marif...

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Cilt kanseri ve risk faktörleri

Dr. Umut Altunç

Plaj Çantanızda Bulunması Gereken 10 Şey

Aysu Basri

MASKESİZ BİR ÖZGÜRLÜK, İSTANBUL

Sevilay SADIKOĞLU

Şiirlerle Büyüsün Çocuklar...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Kordon Kanı Bankacılığı: Gerçekten biyoloj...

Dr. İsmail KEMAL

Su, geleceğin en önemli sorunu

Emin AKKOR

Ahtapotun kollarından kurtuluş yok

Oğuz Metiner

Kıyamet ne zaman ve nasıl kopacak?

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

Döşünden Yaralı Dağlar

Beste SAKALLI

ALMANYA, ŞİİR VE YOLCULUKLAR

Psikolog Ayla Kahraman

Bir ilişkiyi korumak ve sürdürmek

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Sağlık için Güvenli gıdalar... ne zaman?

Osman Ertuğ

20 Temmuz 1983: Bugün aynı "tabloyu...

Bener HAKERİ

NOTLAR Unutulanlar mı, bilinmeyenler mi?

Ata ATUN

BU SENEKİ MESAJLAR ÇOK FARKLI

Mehmet RATİP

Olağanüstü hallerimiz

Dr. Orhan Aydeniz

Taş Ocakları Hakkında Görüşler

Harid Fedai

Osmanlılardan Vatan Sevgisi

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital