|
Yunanistan Başbakanı Karamanlis'in Türkiye ziyareti devam ederken, Rum Yönetimi lideri Papadopulos, Ada'daki iki İngiliz üssünün statüsünü yeniden gözden geçirmekte olduklarını açıkladı. Bunun nedeni olarak da, bundan bir süre önce Türkiye ile İngiltere arasında imzalanmış olan Stratejik Ortaklık Anlaşması'nda KKTC'ne atıf yapılması gösteriliyor. Konu sadece İngiltere ve Kıbrıs'taki iki tarafı değil, 1960 Anlaşmalarına taraf olan Türkiye ve Yunanistan'ı da ilgilendiriyor.
Kıbrıs'taki iki Egemen İngiliz Üssü olan Dikelya ve Ağrotur, yasal statülerini 1960 Antlaşmalarından alırlar. Uluslararası Hukuk'ta antlaşmaların ortadan kalkması veya değiştirilmesi ancak ilgili tüm tarafların rızasıyla mümkündür. Yani Kıbrıs Rum tarafı tek yanlı olarak bu Antlaşmaları feshetme veya tadil etme hakkına sahip değildir. Kıbrıs Rum Yönetimi bu kuralı bilmekle ve İngiltere'nin de bunu çok iyi bildiğini bilmekle beraber, bu ülkeyle olan ilişkilerinde başı her sıkıştığında İngiltere'ye karşı "üsler silahı"nı kullanmaktan çekinmemektedir. Niye? Çünkü Kıbrıs Rum Yönetimi, 1963'ten bu yana hukukun üstünlüğü ilkesini her çiğnediğinde, bunun cezasını çekmek şöyle dursun, hep ödüllendirilmiştir. İşte 1963 saldırılarına karşın 1964'te "Kıbrıs Hükümeti" unvanıyla ödüllendirilmesi, işte 1983'te Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'ne alınması, işte Annan Planı'nı reddetmesine karşın AB üyeliğine kabulü!
Papadopulos'un İngiliz Üsleriyle ilgili olarak söylediklerinin seçim propagandası olduğu iddia edilebilir. Nitekim bu iddiada en azından zamanlama açısından gerçek payı vardır. Ancak bu açıklamayı sırf seçim propagandası olarak değerlendirmek ve gerekli tedbirleri almamak kanımca hata olur. Bu konuda sadece bir açıklama yapmak da yeterli değildir. İngiliz yetkililer nezdinde girişimde bulunulmalı, bu konuda Rum tarafı ile yer alması muhtemel herhangi bir diyaloğun tek yanlı ve hukuken geçersiz olacağı, ilgili taraf olarak bizimle de görüşmeleri gerektiği İngiliz muhataplarımıza anlatılmalıdır. Üslerin statüsü değişecekse bunda eşit söz hakkımız vardır. Türkiye de yine ilgili taraf olarak, eğer girmemişse, devreye girmelidir.
Gün gele İngiltere Ada'daki üslerini terk edecek olursa bunlardan birinin Kıbrıs Türk tarafına bırakılması gerektiği eskiden beri savunduğumuz yerinde bir politikadır. Bu talebimizden gerilememeli, onu sürekli gündemde tutmalıyız. Bunun gerçekleşebilmesi için Dikelya İngiliz Üssü ile olan sınırdaşlığımız güçlendirilmeli, bunu erozyona uğratacak girişimlerin karşısında durulmalıdır. Bu bağlamda, eskiden beri gündemde bulunan Yiğitler-Pile yolunun yapımı gerçekleştirilmelidir. Çünkü, konunun hukuki ve siyasi boyutu yanında bir de fiziki, coğrafi ve güvenlik boyutu bulunmaktadır.
Rum tarafının sadece Papadopulos'la sınırlı olmayan Üslerle ilgili şantaj politikası, mutlaka Üslerin kaldırılmasına yönelik olmayabilir. Yani Rum Yönetimi "altın yumurtlayan tavuk" olan İngiliz Üslerini öldürüp İngiltere'ye karşı sık sık kullandığı bu silahtan en azından şu aşamada kendisini mahrum etmek istemeyebilir. Ancak bunun dışında koparabileceği başka tavizler varsa bunları koparmaya çalışacağından kimsenin kuşkusu olmasın!.. Nitekim Papadopulos, yaptığı açıklamada "üslerin tüm yönünü...yeniden gözden geçirdiklerini" söylemiş, "AB müktesebatının üslere uygulanması", "Kıbrıs vatandaşlarının statüsü" ve "Avro'ya katılımla ilgili sorun"dan bahsetmiştir. Çizdiği bu karmaşık tablonun altında muhtemel bir oldu-bittinin yattığını söylemek aşırı bir şüphecilik olmayacaktır. Her ne olursa olsun, Papadopulos'un şantaj politikasının prim vermesine müsaade edilmemelidir.
|