Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Yine polis, yine dayak
Kuzey Kıbrıs Turkcell'den sonra KKTC Telsim de (Vodafone) , hükümetten lisansını aldı
Yaşadığını zannettiği olaylar, ceza yemesine neden oldu
Şimdilik uyardılar süresiz grev kapıda
Zeyna, göreve hızlı başladı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Görüşmeler Öncesinde Kıbrıs Türk Tarafının Tutumu

Osman Ertuğ

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   6 Mart 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bundan bir önceki yazımda Birleşmiş Milletler'in konumunu irdelemiştim. Aslında BM, bu tür bir uzlaşmazlıkta konunun özüne yönelik bir pozisyon alamaz. Üstlenmiş olduğu "iyi niyet görevi" onun tarafsız ve "nötr" olmasını gerektirir. Aksi takdirde etkinliğini kaybeder. Ancak pratikte bu her zaman geçerli değildir. Annan Planı döneminde Genel Sekreter'in görev çerçevesinin sınırlarını aşarak hakemlik rolü üstlendiği hatırlanacaktır. BM bunu tarafların verdiği yetki gerekçesine dayandırmıştı. Ama bu bile sorunu çözmeye yetmedi! Şimdi ise taraflar, özellikle Rum tarafı, BM'ye bu tür yetkiler vermeye hiç de arzulu görünmüyor. BM de herhangi bir başarısızlığın kendisine mal edilmemesi için bundan kaçınacağa benziyor.

Bu teknik içerikli hatırlatmadan sonra, gelelim Kıbrıs Türk tarafının son zamanlarda ana unsurları ortaya çıkan tutumuna.

Bu konuda geçtiğimiz günlerde gün ışığına çıkan en önemli gelişme, hiç şüphesiz Cumhurbaşkanı Talat'ın BM Genel Sekreteri'ne göndermiş olduğu mektuptur. Gerek Rum basınına sızan haberlere gerekse diğer kaynaklardan elde edilen bilgilere göre, söz konusu mektubunda Sayın Talat, görüşmelerin 31 Mart 2004 tarihli "BM Kapsamlı Çözüm Planı" zemininde başlatılmasını öngörmektedir. Yine bu bağlamda, söz konusu Plan'ın (ki bu halk arasında Annan Planı diye bilinen Plan'dır, ancak mektupta bu isimle zikredilmemektedir) BM'nin bugüne kadar ortaya koyduğu parametreler ve "topyekün birikimi" içeren en kapsamlı Plan olduğu ve bir kenara atılıp sulandırılamayacağı belirtilmektedir.

Sayın Talat'ın görüşmeler öncesinde pozisyonumuzun ana hatlarını, hem de yazılı olarak Genel Sekreter'e bildirmesinin isabetli bir yaklaşım olduğunu düşünmekteyim. Her ne kadar bu daha masaya oturmadan elimizi açmak anlamına gelse de! Zaten 45 yıllık bu meselede kimin ne istediğini bilmeyen mi kaldı?

Ancak, BM'nin Kapsamlı Çözüm Planı'nın pozisyonumuzun alt çizgisini oluşturduğunu ortaya koymanın birtakım riskleri beraberinde getirdiği de bir gerçektir. Bunların başında, bizim bu çizginin daha da altına çekilmemeyi nasıl başarabileceğimiz gelmektedir. Planı beğendiğimizden değil uzlaşı istediğimizden dolayı kabul ettiğimizi esasen hemen herkes biliyor. Tüm risklerine rağmen bunu yapmakla uluslararası alanda olumlu bir imaj yarattığımız da bir gerçek. Ancak bunun, müzakere masasında bir zaaf olarak algılanıp aleyhimize kullanılması da neredeyse kaçınılmazdır! Çünkü, Planı reddetmiş olmakla belgenin unsurlarıyla kendisini bağlı saymayan bir Rum tarafı, Plan'ı zamanında kabul etmiş ve bugün dahi onu müzakere zemini olarak gören Kıbrıs Türk tarafından daha çok taviz koparmaya çalışacaktır. Daha da önemlisi, aracılardan bu konuda destek bulacak, buna direndiği ve "elini yükseltmeye" çalıştığı takdirde ise suçlu sandalyesine oturtulacaktır. Bunun yaratacağı baskıları siz düşünün!

Buna rakamsal bir çerçevede bakacak olursak, BM için sorun, %76'lık bir "hayır"ın % 50'nin altına nasıl çekilebileceğidir. Tabii ki hâlâ %65 "evet" noktasında olduğu varsayılan taraftan yeni tavizler koparmak suretiyle! Aksi takdirde uzlaşı nasıl sağlanacak?

Halbuki, Nisan 2004 referandumlarından sonra köprünün altından çok sular geçmiştir. Kıbrıs Türk halkının hâlâ 2004'te olduğu noktada olduğunu düşünmek büyük hata olur. Gerek halk gerekse yetkililerimiz ve Türkiye "iki devletli çözüm"den bahsetmektedir. Bu da başka ve çok kritik bir soruyu akla getirmektedir: "İki devletli çözüm"den neyi kastettiğimiz! Aslında Sayın Talat bahse konu mektubunda bu soruya yanıt vermektedir ve beni endişelendiren de budur. Zemin olarak BM Planı alındığına göre, Plan'daki devlet tanımı, herkesin "kurucu devlet" olarak bildiği, ama gerçekte "oluşturucu devlet" (İngilizce tabiriyle "constituent states") olan yapıdır.

"Fark ne?" diyeceksiniz. Fark, çoktandır ya unuttuğumuz veya yetkililerimizin ağzına almaya çekindiği egemenlik kavramındadır. Sayın Talat olası bir uzlaşının "bakir doğum" (virgin birth) kavramı üzerine bina edilmesi gerektiğini esasen açıklamıştır. Bunun anlamı, yeni ortaklığın eşit egemen siyasi birimler, yani mevcut devletler tarafından kurulmayıp, "gökten zembille ineceğidir"! Bunun sakıncalarını irdelemek ise başka bir yazının konusudur.

   636 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Temmuz 2008, Salı   Şah-MAT mı olduk?
03 Temmuz 2008, Perşembe   Meselenin özü
01 Temmuz 2008, Salı   Kıbrıs konusunda rapor enflasyonu ve sıkı(cı) bir analiz
26 Haziran 2008, Perşembe   "Kıbrıs'ı yeniden birleştirme: En iyi fırsat" mı?
24 Haziran 2008, Salı   Güvenlik ve garantilerle ilgili "kırmızı çizgimiz" tehlikede mi?
22 Haziran 2008, Pazar   "Yeni" lider, eski taktikler
17 Haziran 2008, Salı   "Heyecan verici"(!) gelişmeler
12 Haziran 2008, Perşembe   Kıbrıs sorunu sözlüğü
10 Haziran 2008, Salı   MemoranRUM
05 Haziran 2008, Perşembe   Welcome Mr. Zerihoun!



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

ESAS YÜZLEŞME...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Usanmadım dersem yalan olur... Ve sesiz se...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (24)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

"KÖPEKLER GELDİ!.." (*)

Bilbay Eminoğlu

Gitti gider bu ülke!

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

EŞEL MOBİL KAVGASI

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Şah-MAT mı olduk?

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK HALK GERÇEĞİ

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Teferruat!

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital