Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Yine polis, yine dayak
Kuzey Kıbrıs Turkcell'den sonra KKTC Telsim de (Vodafone) , hükümetten lisansını aldı
Yaşadığını zannettiği olaylar, ceza yemesine neden oldu
Şimdilik uyardılar süresiz grev kapıda
Zeyna, göreve hızlı başladı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Hristofyas'ın kendisi kimin kucağında acaba?

Osman Ertuğ

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   18 Mart 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Son zamanlarda Türkiye ile olan ilişkilerimize "taktığı" anlaşılan Hristofyas, sık sık bu noktaya yüklenmeye başlamıştır. Önce "Türkiye ile olan göbek bağımızı kesmemizi" istemiş, daha sonra da "Talat, Türkiye'nin boğucu kucaklamasından kurtulursa, o zaman çıkmazı gerçekten kıracağız" şeklinde akılcılık ve gerçekçilikten uzak bir açıklama yapmıştır. Hristofyas'ın bu siyasi etiket sınırlarını aşan açıklamasının, yanlış olmanın da ötesinde, gerek bize gerekse Garantör Türkiye'ye bir hakaret teşkil ettiğinin kendisine en kesin bir dille anlatılması lazımdır. Bunu yapmak da hepimizin görevi olduğu gibi, en başta bu sözlerin öncelikli hedefi ve Hristofyas'ın muhatabı olan Sayın Cumhurbaşkanımıza düşmektedir.

Sayın Hrisofyas "göbek bağımızı kesmekten" neyi kastediyor? Bırakın Türkiye ile olan tarihi, kültürel, insani ve ulusal bağlarımızı, can ve mal güvenliğimizle ekonomik yaşayabilirliğimizi bu kadar yıl Türkiye'nin yardımları olmaksızın nasıl koruyabilirdik Hristofyas bize açıklasın!.. Özgürlük ve güvenliğimizi kazanmış olduğumuz günden bu yana bile, karşılaşmakta olduğumuz izolasyon ve kısıtlamalar karşısında nasıl ayakta durabilirdik lütfen söylesin! Bu konuda kime güvenebiliriz? Bizi son "kucakladıklarında" az daha nefesimizi kesen Kıbrıs Rum tarafına mı? Yoksa izolasyonun kalkması konusunda aldığı karara dahi uymayan Avrupa Birliği ile referandumlar öncesi yaptığı vaatler lafta kalan "uluslararası topluluğa" mı? Bunu yapamayacağımıza göre, Hristofyas herhalde intihar etmemizi istiyor!

Boğucu olanın Türkiye'nin yıllardır yapmakta olduğu cömertçe yardımların değil, Kıbrıs Rum tarafının silah zoruyla gasp ettiği sözde "Kıbrıs Hükümeti" unvanını kullanarak halkımıza karşı uyguladığı insanlık dışı sınırlamaların olduğunu Sayın Hristofyas'a hatırlatmak isteriz. Uzlaşı ve çözüm isteminde samimi olan bir lider bu tür açıklamalarla görüşmeler arifesinde havayı zehirlemez! Meseleyi bir "istila ve işgal sorunu" olarak takdim ederek "Türk askerinin geri çekilmesi", "yerleşiklerin adayı terk etmesi" ve "göçmenlerin geri dönüş hakkı ile mülkiyet hakkının uygulanması" gibi taleplerle karşımıza çıkması havayı zaten yeterince bozuyor. 8 Temmuz anlaşmasında bu kadar ısrarlı olan bir liderin, söz konusu anlaşmanın "suçlamalara son verilmesiyle" ilgili 5'inci maddesine daha saygılı olması gerekmez miydi?

KKTC'nin Türkiye ile olan çok boyutlu ilişkileri bizim açımızdan yaşamsaldır. Kıbrıs Rum tarafı ekonomik açıdan Yunanistan'a daha az bağımlı olabilir. Çünkü sözde "Kıbrıs Hükümeti" sıfatıyla dünyayla bağlantıları vardır ve bunun bütün avantajlarından yararlanmaktadır. Buna karşın, askeri, siyasi, kültürel ve psikolojik açılardan Yunanistan'a bağımlılığı yadsınmazdır. Bunun en bariz kanıtı, Rum Yönetimi'nin uluslararası alanda Yunanistan'ın dümen suyunda gitmesi ve tam bir "Elen devleti" gibi davranmasıdır. Kaldı ki, Rum Yönetimi, Avrupa Birliği çerçevesinde bir anlamda Yunanistan'la bütünleşmeyi zaten sağlamıştır. Nedense kimse onların bu ilişkilerini sorgulamamaktadır!.. Sayın Hristofyas kendisi bu kadar "bağımsız" hareket edebiliyorsaydı, niye seçilir seçilmez Atina'nın yolunu tutmuştur? Rum lider, kendisi kimin kucağında olmasına bakmaksızın, kalkmış Sayın Talat'ın ve genelde Kıbrıslı Türklerin Türkiye ile olan ilişkilerini sorgulamaktadır.

Yunanistan gibi Türkiye de Garantör bir ülkedir. İkisinin de 1959-1960 Anlaşmalarında imzası vardır. Annan Planı'yla ilgili görüşmelerin son safhasında ikisi de Kıbrıs'taki taraflar ve diğerleriyle masaya oturmuşlardır. Olası yeni bir ortaklığın da Garantörleri olacaklardır. Garantör olmanın getirdiği birtakım haklar olduğu gibi birtakım sorumluluklar da vardır. Türkiye her zaman bu sorumluluklar çerçevesinde hareket etmiş, bir uzlaşı konusunda Kıbrıslı Türkleri daima teşvik etmiştir. Hristofyas, Kıbrıslı Türklerin Türkiye'nin garantisinden vazgeçeceğini sanıyorsa aldanıyor. Buna yönelik söz ve talepleri, ancak bizi Türkiye'den koparıp "kolay lokma" yapmaya yönelik bir taktiğin ürünü olabilir! Halkımızın böylesine art niyetli bir yaklaşıma prim vermeyeceğini göstermek, başta Devlet ve Hükümet yetkililerimiz olmak üzere hepimizin görevidir.

   636 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Temmuz 2008, Salı   Şah-MAT mı olduk?
03 Temmuz 2008, Perşembe   Meselenin özü
01 Temmuz 2008, Salı   Kıbrıs konusunda rapor enflasyonu ve sıkı(cı) bir analiz
26 Haziran 2008, Perşembe   "Kıbrıs'ı yeniden birleştirme: En iyi fırsat" mı?
24 Haziran 2008, Salı   Güvenlik ve garantilerle ilgili "kırmızı çizgimiz" tehlikede mi?
22 Haziran 2008, Pazar   "Yeni" lider, eski taktikler
17 Haziran 2008, Salı   "Heyecan verici"(!) gelişmeler
12 Haziran 2008, Perşembe   Kıbrıs sorunu sözlüğü
10 Haziran 2008, Salı   MemoranRUM
05 Haziran 2008, Perşembe   Welcome Mr. Zerihoun!



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

ESAS YÜZLEŞME...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Usanmadım dersem yalan olur... Ve sesiz se...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (24)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

"KÖPEKLER GELDİ!.." (*)

Bilbay Eminoğlu

Gitti gider bu ülke!

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

EŞEL MOBİL KAVGASI

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Şah-MAT mı olduk?

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK HALK GERÇEĞİ

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Teferruat!

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital