Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
UFO'lar yine geldi!
Ya eşel mobil ya da 13. maaş
6 haftalık bebek, kürtajla alındı
Eşel-mobil gerdi
10 bin YTL ile serbest kaldı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Dikenli konular (1)

Osman Ertuğ

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   22 Mayıs 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Geçtiğimiz hafta Kıbrıs gazetesi Yazı İşleri Müdürü Başaran Düzgün'ün Rum Lider Hristofyas'la yapmış olduğu ve kamuoyunda geniş yankı bulan mülakatta birçok "dikenli konu" arasında "toprak ve mülkiyet" konuları da yer almaktaydı. Görüşmelerin geçmiş aşamalarında bu konulara ilişkin toplantılara katılmış ve çalışmalar yapmış birisi olarak kişisel görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Başta, Cumhurbaşkanı Talat'ın TAK muhabiri Nezire Gürkan'la yaptığı mülakatta yer alan "Harita ancak her konuda ilerleme olursa konuşulabilir... Aksi halde ekonomi felç olur" şeklindeki sözlerine değinmek istiyorum. Sınır ayarlamaları şeklinde yapılması gereken toprakla ilgili düzenlemelerin vaktinden önce gündeme gelmesi durumunda buna tabi bölgelerdeki ekonomik faaliyetin sekteye uğrayacağı bir gerçektir. Geçmişte "toprak tavizi" olarak gösterilen bazı bölgelerimiz bundan zaten nasibini almıştır. Bu insanlarımızı daha fazla huzursuz etmeye kimsenin hakkı yoktur. Özellikle çözüm konusundaki göstergelerin "negatifte" olduğu bir dönemde! Bunu görmek için ise Hristofyas'ın bahse konu mülakatında "sorun var" diyerek "teknik elemanların aynı dili konuşmadığını ve 'anlaşamıyoruz' gibi bir sonuca sürüklendiğinden endişe ettiğini" belirtmesine bakmak yeterlidir.

Toprak (ve buna bağlı olarak mülkiyet) konusunun görüşülmesindeki dönüm noktalarından biri kabul edilen ve meşhur "yüzde 29+" oranının ortaya çıktığı 1985 döneminde konuya ilişkin kritik bir görüşmeye katılmıştım. Zamanın Amerikan Büyükelçisi, Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş'ı ziyaret ederek "Psikolojik engeli aşarak yüzde 30'un hemen altına inmeyi kabul ederseniz kaybetmezsiniz! Rumlar öneriyi kabul ederse amacınız olan iki toplumlu, iki bölgeli federasyon gerçekleşir. Reddettikleri takdirde ise dünya önünde çok zor duruma düşerler!" demişti. Bu sözleriyle Büyükelçi, olayın psikolojik boyutunu öne çıkarıyor, konuya 1977 Denktaş-Makaryos Üst Düzey Anlaşması'ndaki kriterler yerine, soyut yüzdelikler açısından yaklaşılmasını öngörüyor ve bu yaklaşımı kabul ettiğimiz takdirde, "gerisini bize bırakın" diyerek dünyadan çok daha büyük kabul göreceğimizi söylüyordu.

Sonra ne oldu? Biz, elimizdeki toprak miktarının "yüzde 29+"ya indirilmesini de içeren ve 17 Ocak 1985 tarihinde New York'ta yapılan zirvede imza için masaya konan "Anlaşma Taslağı"nı kabul ettik; Rumlar ise reddetti! Ne biz dünyadan daha büyük kabul gördük, ne de Rum tarafı herhangi ciddi bir zarara uğradı. Uluslararası basında aleyhlerine birkaç eleştiri yayınlandı, o kadar! "İvmeyi kaybetmeyelim" argümanıyla diplomasinin çarkları yeniden dönmeye başladı ve bize danışılmadan ortaya derme çatma bir belge çıkarılmaya çalışıldı. Biz bu oyuna gelmeyince de "aracılı görüşmeler" (proximity talks) yöntemi başlatıldı. Cenevre ve Londra'da yer alan iki tur aracılı görüşme sonucu ortaya çıkan 29 Mart 1986 tarihli "Çerçeve Anlaşma Taslağı" masaya kondu. Ancak tarih tekerrür etti ve bizim kabul ettiğimiz belge Rum Yönetimi tarafından yine reddedildi!

Bunların ne mi önemi var? Bu soruyu yanıtlamak için yukarıda bahse konu iki anlaşma taslağından neyin veya nelerin kalıcı olduğuna bakmak lazım. Hazırlanmasıyla ilgili çalışmalara bizzat katılmış olmama karşın, benim dahi o belgeden aklımda kalan tek unsur "yüzde 29+" oranıdır! Çünkü rakamlar somuttur ve daha akılda kalıcı olur. Metin bölümleri ise kolay unutulur. Kaldı ki ortaya çıkan yüzdelik, görüşmelerin daha ileriki aşamalarında başlangıç çizginiz olur ve bunu korumakta zorlanırsınız.

Bunu bildiğimiz için o güne kadar konuya yüzdelikler açısından değil kriterler açısından yaklaşılmasını savunuyorduk. Esasen 1977 Denktaş-Makaryos Anlaşması da bunu öngörüyordu. Buna karşın, "çocuklarımıza 37 dönüm tartışmalı mülk bırakacağımıza, 29-30 dönüm tapulu mülk bırakalım" mülahazasıyla ve bir uzlaşıya varılacağı inancı içerisinde iki taslak anlaşmayı da kabul ettik. Ancak fayda etmedi ve bu rakam sonuçta bize "ayak bağı" oldu! Nitekim, 1992 "Ghali Fikirler Dizisi"ne ekli haritada bu oranın birkaç puan altına düşürülmek istendik. Tabii buna direndik. "Yüzde 29+" oranı 31 Mart 2004'te masaya konan Annan Planı'na da taşındı ve bu rakam ancak bazı oynamalarla tutturulabildi! Halbuki söz konusu belgelerin bir tarafça reddedilmesiyle bu rakamın da ortadan kalkmış olması gerekirdi.

Toprak konusunun görüşülmesinde "esneklik" adına birtakım temel kriter ve prensiplerden vazgeçmememiz gerektiği inancındayım. Bunların başında iki kesimlilik (tersine nüfus aktarılmasıyla sulandırılmayacak şekilde), dolaşım ve yerleşim özgürlükleriyle, gelecek yazılarımda değineceğim mülkiyet hakkına kalıcı derogasyonlar (sınırlamalar) getirilmesi, güvenlik (fiziki, ekonomik ve demografik) gibi konular gelmektedir. Ayrıca, toprak ayarlamalarıyla mümkün olan en az sayıda insanın yer değiştirmesine özen gösterilmelidir. Hristofyas'ın, ev ve yerlerinden olacak kişilere "başka ev yapalım" önerisi tam bir aldatmacadır! Çünkü söz konusu olan insanlara sadece oturacakları konut inşa etmek değil, bunun etrafında bir sosyal ve doğal çevre sağlamaktır. Yani, Hristofyas'ın öne sürdüğü "insancıl mülahazalar" Kıbrıslı Türkler için de geçerlidir ve kimsenin bu topraklar üzerinde kendilerine yeni bir hayat kurmuş bu insanları yeniden yerlerinden sökmeye hakkı yoktur!

Toprak konusunun görüşülen tüm özlü konular arasında tek somut konu olma özelliği vardır. Bir kere harita üzerine konduktan veya bir rakam zikredildikten sonra bir daha bundan geriye gidilmesi son derece zordur. Bu nedenle, toprak konusu ancak diğer özlü konularda genel bir mutabakat sağlandığı takdirde müzakere konusu yapılmalıdır. Bu gerçekleşmeden toprak konusunda yapılacak müzkereler ve özellikle harita çalışmaları halkımız arasında huzursuzluk, karmaşa ve güvensizlik yaratarak zaten zor durumda bulunan ekonomimizi sekteye uğratmaktan başka bir amaca hizmet etmeyecektir!

   584 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Temmuz 2008, Salı   Şah-MAT mı olduk?
03 Temmuz 2008, Perşembe   Meselenin özü
01 Temmuz 2008, Salı   Kıbrıs konusunda rapor enflasyonu ve sıkı(cı) bir analiz
26 Haziran 2008, Perşembe   "Kıbrıs'ı yeniden birleştirme: En iyi fırsat" mı?
24 Haziran 2008, Salı   Güvenlik ve garantilerle ilgili "kırmızı çizgimiz" tehlikede mi?
22 Haziran 2008, Pazar   "Yeni" lider, eski taktikler
17 Haziran 2008, Salı   "Heyecan verici"(!) gelişmeler
12 Haziran 2008, Perşembe   Kıbrıs sorunu sözlüğü
10 Haziran 2008, Salı   MemoranRUM
05 Haziran 2008, Perşembe   Welcome Mr. Zerihoun!



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

SUÇ KİMDEDİR...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Talat, boşuna nefes tüketiyor...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (25)

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

HALDUN DORMEN, KARPAZ'DA TİYATRO OKULU...

Bilbay Eminoğlu

Sendikaların gözü hükümette

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınlarının insan sağlığı üzerindeki...

Dr. Umut Altunç

Kıbrıs Güneşi, Ultraviyöle ve Bebekler

Aysu Basri

CTP YA FARKLI BİR KABUS YARATACAK YA DA FA...

Sevilay SADIKOĞLU

Yalnızlık ve yeşeren düşünceler...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Doğum öncesi genetik tanıda yeni bir adım

Dr. İsmail KEMAL

G-8 zirvesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

II. Uluslararası Şiir Buluşması

Psikolog Ayla Kahraman

Psikososyal istismar

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Cildi koruyan gıdalar

Osman Ertuğ

Şah-MAT mı olduk?

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK HALK GERÇEĞİ

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Teferruat!

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital