Grevler

Av. Levent Kızılduman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   25 Ocak 2012, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

   Elektrik ve Telefon Dairesi personelinin yaptığı süresiz grevler kamuoyunda da ciddi bir tartışmayı kesin hatlarıyla gün yüzüne çıkardı. Ancak yapılan tartışmalarda ciddi muhakeme hataları yapılıyor.
   Grevleri savunanlar özelleştirme karşıtı ve milli değerlerin savunucuları, grevleri tenkit edenler ise özelleştirme taraftarı ve milli değerlerin düşmanı olarak lanse ediliyor.
   Oysaki grev ismi altında elektrik ve telefonda yapılan kesintilerin grev hakkı ile bir ilgi ve alakası yok. Grevler bir kurumda çalışan işçilerin kendi meslek alanlarında veya her hangi bir siyasi, sosyal, ekonomik alanda işten durması ve çalışmaması anlamına gelir.
   Bir kişinin kendi kafasına göre sabah akşam şalteri indirip kaldırması, kendi kafasına göre telefon hatlarını kesip bağlaması ise işten durma veya çalışmama değil bilakis insanlara eziyet çektirilmesi anlamında grev hakkının suiistimal edilmesidir.
   Yürürlükte bulunan 42-1996 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Referandum Yasası kapsamında grev tanımı ve grevlerin hangi amaçla yapılabileceği tanımlanmıştır. Yasa tahtında esas olan çalışanların, işverenle olan ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal durumlarını korumak ve düzeltmek amacıyla grev yapmasının esas olduğudur. Her halükarda ben grev hakkının çalışanların sadece işverenle olan ilişkilerinin iyileştirilmesi ile sınırlı olması gerektiğini savunmuyorum. Siyasi ve sosyal olay ve olgularla ilgili olarak da grev yapılabilmelidir. Özellikle KKTC gibi bir ülkede halkın yegâne var oluş mücadelesi ancak bu şekilde verilebilir. Ancak grev ismi altında yapılan kesintiler grev hakkının sorumsuzca kullanılmasına karine teşkil etmektedir. Eğer toplumsal var oluş mücadelesi verilecekse bunun yolu insanların parasını ödediği hizmetin keyfi olarak dağıtılmasını engellemekten geçmiyor.
   Bakanlar Kurulu 42-1996 sayılı yasaya dayanarak ve elzem bir hizmetin yerine getirilmesinin engellendiği gerekçesiyle mezkûr grevleri ertelemiştir. İlgili sendikaların biz çalışmama hakkımızı kullanıyoruz demeleri ise tamamıyla hukuk dışı bir tavırdır. Çalışmama hakkı diye bir hak yoktur. Zorla çalıştırma yasağı vardır ama zorla çalıştırma yasağını bu denli genişletmeye çalışmak absürtle iştigal etmekten başka bir şey değildir.
   Bakanlar kurulunun tehir kararı bir idari işlem ve karardır. Eğer bu kararla hem fikir değilseniz, ilgili kararın iptali amacıyla Yüksek İdare Mahkemesinde bir dava açılabilirdi. Hukukta aynen hak iktisabı olmadığı gibi, idari bir kararı benimsememek de hukuka itaat etmemek gerekçesini doğurmamalıdır.
   Sayın Başbakan ilgili sendikalar çalışmayarak suç işliyor dediği zaman da bir hata yapılmıştır ortada ceza yasaları anlamında işlenen bir suç yoktur sadece disiplin cezasını gerektiren bir hal söz konusudur. Ancak Disiplin soruşturmaları vasıtasıyla çalışanların iş başı yapılması beklenecekse halkımız daha çok çekecek demektir.
   Her halükarda özelleştirmenin hem karşıtları hem de savunucuları tarafından ciddi argümanlar ortaya atılmaktadır.
   Hükümet seçimlere adayken ve halktan rey talep ederken özelleştirmesi yapılacak kurumlarla ilgili onay almadığına göre ortada ciddi bir demokrasi ihlali vardır demektir. Hükümetin mezkûr yasa tasarısını geri çekerek öncelikle halktan onay araması gerekmektedir. İlgili sendikaların ise halka karşı ve halkın desteğinin alınmayacağı bir noktada grev hakkını istismar etmesi hukuka saygı ile bağdaşmamaktadır. İki yanlıştan bir doğru çıkmadığı gibi, her iki tarafın da yanlışta diretmesi ile hiç kimse üstünlük kazanamaz.
    Bu arada sık sık sorulan bir soru var, elektrik ve telefon kesintileri sebebiyle meydana gelen zararları kimin ödeyeceği meselesi. Her meselenin kendine özgü olguları ile değerlendirilmesi gerçeği ışığında en azından genel prensip olarak zarara sebep olanın zararı kendi kusuru oranında ödemekle yükümlü olduğu bir gerçektir.
   Zarara sendikalar sebep oluyorsa, bedelini de sendikalar ödemelidir. Sendikaların her şeyi göze alırken doğacak zararları da ödemeyi göze aldığını tahmin ediyorum aksi halde bu nasıl halk mücadelesi olur ki.

   764 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder     Paylaş Share/Bookmark

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
19 Nisan 2012, Perşembe   Küçük Mustafa cinayetinin düşündürdükleri
04 Ocak 2012, Çarşamba   2012 ve müşterek menfaat lerimiz
22 Aralık 2011, Perşembe   Karakolda şiddet ve Türkiye kamuoyu
06 Aralık 2011, Salı   Faiz tartışmaları
28 Kasım 2011, Pazartesi   Nüfus sayımı
22 Kasım 2011, Salı   Faiz Yasası ve Siyasi Partilerimiz
14 Kasım 2011, Pazartesi   Belediyeler ve ağaç katliamları
08 Kasım 2011, Salı   Trafik- Karayolları Dairesi ve Belediyeler
31 Ekim 2011, Pazartesi   Yabancılar ve Muhaceret Değişiklik Yasası
24 Ekim 2011, Pazartesi   Eşcinsellik ve çağdaşlık