|
Turizm sektörümüzün en otantik ve en simgesel yörelerinden biridir Girne Kordon Boyu Bölgesi... Başlama noktası batıdaki Rocks Otel, bitiş noktası ise doğudaki Girne Kalesi'dir... "Girne Yat Limanı Gitti Gider" başlıklı yazım üzerine işte o bölgeden mesaj yağdı iki gün boyunca...
Görüşlerime, eleştirilerime ve önerilerime destek veren ve yeni düşünceleri dile getiren mesajlardı bunlar. Bazı mesajlarda da açık bir sitem vardı "Kordon Boyu'nda incelemeye geldin mademki, neden bizimle de görüşmedin" diye.
Anlaşılan o ki, Girne'nin Kordon Boyu'na yeni seferler düzenlemem gerekecek...
Hatta diğer gazeteci-yazar arkadaşlarımın da bu seferlere katılması ve turizmimizin yüreğindeki derin sancıları ellemesi gerekir kanısındayım. Çünkü yabancı nice gezi notuna, kitaba, röportaja ve hatta romana konu olan Girne'nin o tarihi ve otantik yöresi ihmallerimiz, duyarsızlıklarımız ve organizasyon yetersizliklerimiz yüzünden dillere destan büyüsünü gittikçe yitirmekte ve turizm sektöründen kopmaktadır.
Bunun acı nedenlerini Cumartesi günkü yazımda ayrıntılarıyla anlatmaya çalışmam, haklı seslerin tetiklenmesine yetti. Bir dokunduk, bin ah işittik...
Paralı turistlerin ve hatta yerli insanlarımızın ayağının artık bu yöreden kesildiği gelen mesajlardaki ortak vurgulamaydı.
Bir mesajda şunlar seslendirilmekte:
"Girne Yat Limanı, ülkenin ortak kaderini paylaşmakta... Büyük otellerin kumar turizmine yönelmelerinden sonra çarşının ve restoranların yüzünü güldüren orta direk turist kafilelerinden yoksun kaldık. Kaç yıldır bu böyle... Kumar oynamaya gelenlerin de ülkeye para bıraktıkları inkâr edilemez. Ama bunların yüzünü çarşımız, restoranlarımız, taksicilerimiz göremez. Ne yapıp yapmalı, eskiden çarşımıza canlılık getiren o turist kafilelerini yeniden ülkemize çekmeliyiz."
Kordon Boyu'nun kalitesini düşüren insan manzaralarının ve davranış bozukluklarının mutlaka üstüne gidilmesi gerektiğine parmak basan Girneli bir okurum, telefonda şunları söyledi:
"Turizm polis teşkilatının kurulması gerektiğine dair görüşünüze yüzde yüz katılırım. Çok geç kalındı bu konuda. Ama o teşkilat kuruluncaya kadar boşluğun belediye zabıtası ve polis tarafından doldurulması gerekmez mi? Turizmin bu en hassas bölgesi otoriteden bu kadar yoksun bırakılamaz. Örneğin Marina'da çalışan görevli sayısı 5-6 kişiyi geçmiyor. Limanın hangi sorunuyla başa çıkabilir bu ufak ekip?"
Güney'den gelen turist kafilelerine Rum rehberlerin eşlik etmesinin turizmimizin halini yansıtan tipik göstergelerden biri olduğuna değinen bir başka okurum "Girne Kalesi içinde ve Kordon Boyu'nda getirdiği turistleri kendi siyasi ve ideolojik anlayışına göre aydınlatan Rum rehberleri gördükçe ne kadar zavallı duruma düştüğümüzü hissediyorum. Bölgemize gelen yabancı turist kafilelerini kendi rehberlerimize emanet edecek bir turizm politikasını bile uygulayamıyoruz. Başka hangi ülkede var böyle bir acizlik?.." diyor.
Tanınmış restoranlardan birinin sahibi Kordon Boyu'na her bakımdan mutlaka kalitenin getirilmesi gerektiğine parmak basıyor. "Kalite gelmezse, turist de gelmez" diyor ve 70'li yılların sonundan 90'lı yılların sonuna kadar yükselen kalitenin, çok iyi bilinen nedenlerden dolayı hızla gerileyerek dibe vurduğunu anlatıyor. Ve dert küpü olduğunu duyumsatan bir ses tonuyla devam ediyor:
"Yahu kardeşim, hangi turizm anlayışında ve hangi iş ahlakında var burada yapılanlar?.. Kordon boyuna giren turist adeta yaka paça bazı restoranlardan içeriye sokulamaya çalışılır. Turiste seçme hakkı tanınmaz. Bu da yetmezmiş gibi diğer restoranlar turiste kötülenir. Resmen bindiğimiz dalı kesmekteyiz. Getirdiği birkaç ekstrayı bahane ederek afişe fiyatın üstünde hesaplar dayatanlar da, buranın adını kötüye çıkarmaktadırlar. İnsanların kafasına Girne Kordon Boyu'nda müşterinin kazıklandığı gibi olumsuz düşünceler sokanlar, bu bölgenin bu duruma gelmesinde büyük sorumluluk sahibidirler... Bunları denetleyecek, haksız ve yıkıcı rekabeti önleyecek bir mekanizma gerekir burada..."
"Gerçekten öyle bir mekanizma yok mu?" soruma gelen yanıt şöyle:
"Belediyeler Yasası'nın 98'inci ve 133'ncü maddeleri altında 2007 Nisan'ında geçirilen tüzük, işte o mekanizmanın oluşturulmasını öngörür. Ama bizde yapılan yasaların ve tüzüklerin rafa kaldırılması gibi kötü bir gelenek vardır. İşte Girne Kordon Boyu'na çağdaş düzen getirebilecek o tüzük de rafa kaldırılma geleneğinden nasibini almış durumda. Tüzük uygulanmayınca da, bu bölgeye keyfilik geldi ve her şey çığırından çıktı."
Girne Yat Limanı'ndaki ve genel olarak Kordon Boyu'ndaki durum iç açıcı değil... Sözün özü bu... Zaten görünen köy kılavuz mu ister?..Ama ben yine de görünen köye kılavuz olmaya çalıştım iki gün boyunca... Bakalım kılavuzluğum işe yarayacak mı?...
(Girne Limanı'nın masumiyet ve huzur günlerine dair tarihi fotoğraf, Set Restoran sahibi Muzaffer Bey tarafından ulaştırıldı. Teşekkürlerimle yayımlıyorum.)
|