|
Kardeşim Ahmet Tolgay,
18 Mart 2008 tarihli "Kıbrıs" gazetesinde yayımlanan "Çanakkale'nin Tarihsel Önemi" başlıklı yazınızı ilgiyle okudum... Diğer yazılarınız gibi bundan da büyük zevk aldım. Babam bir Çanakkale Gazisi olduğu için Çanakkale ile ilgili yazı beni derinden etkiledi. Babam alçakgönüllü, övünmeyi sevmeyen birisi idi. Çanakkale Gazisi olduğunu, dedemin ise savaş esiri Mehmetçiklere yardım suçlamasıyla İngiliz Yönetimi tarafından Kıbrıs'ta tutuklandığını ve 6 ay tutuklu kaldığını aile içinde sık sık anlatırdık. Fakat "övünüyoruz" denmesin diye çevrede fazla seslendirmez ve konuşurken dikkatli olmaya çalışırdık. Daha sonra bu yaklaşımın hatalı olduğunu, çünkü tarihe mal olmuş ve Kıbrıs Türkü'nün bilmesi gereken bazı gerçeklerin karanlıkta kaldığını anladım. Maalesef İngiliz ordusunda geri hizmetlerde görev yapmak zorunda kalmış Kıbrıslı Türkler bilindiği halde, Türk ordusunda ön safta görev yapanlar bilinmiyor. Bu nedenle babamın kısa yaşamöyküsünü anlatan yazımı ekte gönderiyorum. Yayınlanırsa çok memnun kalacağım.
Taner ERGİNEL.
* * *
"Kıbrıs'ın ilk göz doktorlarından Mehmet Ali Bey 1891 yılında Lapta'da doğdu. Babası Lapta'da ziraat ve bahçecilikle uğraşan ve köyün ileri gelenlerinden biri olan Hüseyin Mulla Hasan Dolmacı, annesi ise Emine Dolmacı'dır. O tarihlerde Kıbrıs Türkleri için tahsil yapmak kolay değildi. İleri görüşlü bir kişi olan Hüseyin Mulla Hasan Dolmacı, Mehmet Ali'nin Rüşdiye (Ortaokul) ve İdadi (Lise) tahsili yapmasını sağladı. İdadi tahsilinden sonra onu İstanbul'a gönderdi.
O tarihte Kıbrıs Türkleri Osmanlı İmparatorluğu vatandaşı idiler. İstanbul Tıp Fakültesi ise imparatorluğun en önemli okullarından biri idi. Genç Mehmet Ali, Askeri Tıbbiye'nin giriş imtihanlarında üstün başarı gösterdi ve meccani yani burslu olarak okuma hakkını kazandı. Daha mezun olmadan Balkan Savaşları başladı. Mehmet Ali ve diğer Askeri Tıbbiye öğrencileri tahsili bırakarak savaşa katıldılar. Savaşta değişik cephelerde çok zor koşullarda görev yaptılar. Savaş sona erince hayatta kalanlar okula geri döndü.
Mehmet Ali, 1914 yılında Askeri Tıbbiye'den mezun oldu. Mezun olduktan hemen sonra Çanakkale Savaşı başladı ve genç bir doktor olarak savaşa katıldı. En güç koşullarda ateş altında binlerce yaralı Mehmetçik'i tedavi eden ekibin içinde bulundu. Çanakkale Savaşı'nda Türk cephesinde görev yapan başka Kıbrıslı doktorlar daha vardı. Cesaret ve fedakârlık isteyen bu görevi en iyi şekilde yerine getirdiler. Yaralıları tedavi etmenin yanı sıra savaş nedeniyle baş gösteren hastalıklarla mücadele ettiler. Dr. Mehmet Ali Bey yaralıları ziyarete gelen Mustafa Kemal ile tanışma fırsatını buldu. Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal Paşa, onun Kıbrıslı olmasına önem vererek büyük ilgi ve yakınlık gösterdi. Savaştan sonra hayatta kalıp Çanakkale zaferini kutlayanlardan biri de Dr. Mehmet Ali Bey oldu.
Birinci Dünya Savaşı, Osmanlı İmparatorluğu'nun yenilgisi ile sona erdi. Osmanlı Ordusu terhis edilip dağıtıldı. Bunun üzerine Dr. Mehmet Ali Bey, Kıbrıs'a döndü ve bir süre pratisyen doktor olarak çalıştı. Daha sonra devlet görevine girdi ve Mağusa Hastanesi'nde görev yapmaya başladı. O tarihlerde Kıbrıs'ta 'trahom' denilen yaygın bir göz hastalığı vardı. Bu hastalıkla mücadele etmek isteyen İngiliz Yönetimi Dr. Mehmet Ali Bey'e göz ihtisası bursu verdi. Kahire Üniversitesinde göz ihtisası yaptıktan sonra Mağusa Devlet Hastanesi'ne geri döndü ve göz doktoru olarak çalışmalarını sürdürdü. Emekliye ayrıldığı 1953 yılına kadar Mağusa Devlet Hastanesi'nde göz doktoru olarak görev yaptı.
İngiliz Yönetimi, Kıbrıs'ta sağlık alanında iki büyük başarıya imza atmıştır. 'Sıtma' ve 'trahom.'
Görev yapan doktor ve sağlık ekiplerinin özverili çalışması ile her iki hastalığın da önü alınmıştır. Dr. Mehmet Ali Bey, trahomun ortadan kaldırılmasında büyük emek harcayanlardan biri oldu. Görev yaptığı Mağusa kazasında mücadeleden sorumlu göz doktoru olarak her köyü ve her okulu tekrar tekrar ziyaret edip tarama yaptı ve trahom hastalığına yakalananları saptayarak tedavi etti. Hastalık sona erdiğinde yaptığı başarılı çalışmalar nedeniyle ödüllendirildi.
Dr. Mehmet Ali Bey, 1925 yılında Balalanlı Hüseyin Mehmet Guselli'nin kızı Fatma Hüseyin Guselli ile evlendi. Başhakim Mehmet Zekâ Bey'in de babası olan Hüseyin Mehmet Guselli, Çanakkale Savaşı'nda yararlılık göstermiş Kıbrıslı Türklerden biri idi. Şöyle ki; İngilizler Çanakkale'de esir düşen Mehmetçikleri Mağusa'ya getirerek bugün Gülseren Kampı diye bilinen yerde esir tutmaya başladılar. Kampta açlık ve sefalet hüküm sürüyordu. Mehmetçikler kamptaki zor koşullar ve gıdasızlık nedeniyle ölüyorlardı. Bu durumu gören Mağusa Türkleri esir kampına yiyecek taşımaya ve Türk askerlerine gizlice vermeye başladılar. Balalan köyünün varlıklı kişilerinden biri olan Hüseyin Mehmet Guselli yiyecek taşıyanlar arasında ön safta yerini aldı. Bu nedenle İngiliz Yönetimi tarafından tutuklandı. Yargılama ve Mahkeme kararı olmadan Türk esirlere yiyecek verme suçundan Mağusa zindanında 6 ay tutuklu kaldı.
Dr. Mehmet Ali Bey'in biri kız, dördü erkek 5 çocuğu oldu. Üç oğlu halen Kıbrıs'ta yaşamaktadır. Dr. Mehmet Ali Bey'in babasının lâkabı 'Dolmacı' idi. Lapta'da Dolmacı ailesine mensup, bu soyadı taşıyan ve Dr. Mehmet Ali Bey'in yakın akrabaları olan geniş bir aile vardır. Soyadı yasası kabul edilince ailenin bir bölümü lâkabı soyadı olarak aldı. Dr. Mehmet Ali Bey'in büyük oğlu Dr. Hüseyin Erginel bu tarihten önce yüksek tahsil için Türkiye'ye gitmişti. Oradaki soyadı yasası onu bir soyadı almaya yönlendirdi. Kendi seçimi olan Erginel soyadını aldı. Kardeşleri ile anne babası da onu izlediler.
Son yıllarını İstanbul'da büyük oğlunun yanında geçiren Dr. Mehmet Ali Erginel, 1971 yılında İstanbul'da öldü. O yıllarda Lapta köyü Rum işgali altında olduğu için son yıllarını çok sevdiği köyünde geçiremedi."
* * *
(*) Emekli KKTC Yüksek Mahkemesi Başkanı Taner Erginel'in yazısı tarihe ışık tutuyor. Bilinmeyenlerin toplumsal belleğe geçirilmesi çok önemli. Bu inancı paylaşanların ulaştıracağı belgesellere köşem her zaman açıktır. Dostum Taner Erginel'e teşekkürler. (A. TOLGAY)
|