|
EOKA Kıbrıs'ta İngiliz sömürge yönetimine karşı silahlı terör eylemini uzun bir hazırlık döneminden sonra 1 Nisan 1955'te başlatır. Rum tarafında 1 Nisan'ın her yıl EOKA günü olarak kutlanması bu yüzden. Aradan yıllar geçtikten sonra şimdi EOKA için bu tür kutlamalar yapılmasının anlamsızlığını itiraf eden çok sayıda Rum'a rastlamaktayız. Çünkü EOKA dünya yeraltı serüvenleri tarihine "Amacını gerçekleştiremeyen bir örgüt" olarak geçti. Adayı Yunanistan'la birleştirememiş olmasının yanı sıra başta Rumlar olmak üzere Kıbrıs'ta yaşayan insanlara büyük travmalar yaşatan bir terör örgütü. Sicilya'da Alman işgal kuvvetlerini kovma amacıyla kurulmuş olan Mafya daha sonra korkunç bir organize suç örgütüne dönüşerek Amerika'ya kadar uzanmıştı. EOKA saflarında kan dökmeye alıştırılan cani ruhlu birtakım insanlar da daha sonra Mafya benzeri dönüşümler sergileyerek Kıbrıs'ta dehşet verici kriminal ve siyasi olaylara imza atmışlardır. Bugün Güney Kıbrıs'ta EOKA milli bir kahramanlık ve bağımsızlık örgütü olarak anılıp özel günlerde anılıyorsa bunun gözümüze sokabileceği bir tek gerçek vardır. O da Rumlar arasında mantıksız ve kör şovenizmin hâlâ yaşatıldığı ve gündemde tutulduğu gerçeğidir. Kalıcı barışa muhtaç Kıbrıs'ın geleceği için umut kırıcı bir işaret.
***
Deneyimli gazeteci - yazar Makarios Druşotis EOKA üzerine en kapsamlı araştırmayı yapıp KARANLIK YÖN EOKA adlı kitabı yayımlamış Rum aydınıdır. Daha önsözünde bu dehşetengiz terör örgütü için belgelere dayalı şu gözlemini açıklar: "Bugün enosis (adayı Yunanistan'a ilhak) aldatıcı düş olarak kalırken taksim varolan bir gerçektir. EOKA mücadelesi soğukkanlılıkla değerlendirilirse başarısız olduğu net sonucu çıkar. Zürih - Londra anlaşmalarından kazançlı çıkan Türkiye ile Kıbrıs Türklerinin milliyetçi kesimidir."
Druşotis kitabında 1955 - 59 yılları arasındaki enosis mücadelesinin amacından nasıl saptırıldığını anlatırken Rum halkının iç düzenini allak bullak eden öyle portreler ve bunların tetiklediği öyle olaylar anlatır ki, ortaya çıkan tablo korkunç!.. Balığın baştan koktuğuna dair bir söz var ya; öncelikle EOKA'nın lideri Grivas maceracılık ve ikbal hırsı damarlarına işlemiş dengesiz bir adam. Kendisi Yunan ordusunda hizmet veren bir Kıbrıslı Rum'dur. İkinci Dünya Savaşı'nda Yunanistan'ı işgal eden Almanlara yaklaşmış ve onların maiyetine girmeyi denemişti. Ne var ki Almanlar bu adamı işbirlikçileri arasına katmayı uygun bulmaz. İşgal altındaki ülkesinde işgalcilerin emrine girmeye heveslenen bu adam daha sonra Kıbrıs macerasında kanlı bir savaş açacağı İngilizlerin işbirlikçisi olmayı başarır. Yunanistan Alman işgalinden temizlenir. Bu kez ülkede kralcılarla komünistler arasındaki iç savaş başlar. İngilizler bu savaşta kralcıları bütün güçleriyle destekler. İngiliz gizli servislerinin komünistlere karşı kurduğu "X" adlı kralcı terör örgütünün başına getirdikleri kimdir dersiniz? Gerilla savaşlarında uzmanlaştırdıkları Grivas'ın ta kendisi!.. Bu dengesiz ve hırslı adam işte bu macerası sırasında İngilizlerden öğrendiği yer altı mücadele taktiklerini 1955-59 yıllarında Kıbrıs'ta İngilizlere karşı kullanır. Ama kanlı EOKA kampanyasında ortaya çıkan bir tablo var ki çok ilginçtir: Öldürülen Rumların sayısı terör kurbanı Türklerle İngilizlerin toplamından fazladır!..
Böyle bir tablonun ortaya çıkmasında Grivas'a iç savaş sırasında yapılan beyin yıkmanın önemi büyüktür. Azılı bir solcu düşmanı olarak yetiştirilmiştir. Tüm solcuları yok edilmesi gereken hainler olarak görmektedir. O nedenle terör kampanyası boyunca tetikçilerine tüm solcuları hedef gösterir. Böylece 50'li ve 60'lı yıllarda sürdürülen uluslararası soğuk savaşta komünist kıyımcılığının aleti haline gelir. Bu durum Rum halkı arasında bölünmelere yol açacak ve enosis hedefini erişilmez bir hayale dönüşecektir. Oysa Grivas'ın hedef seçtiği AKEL'ciler kendisinden çok önce enosisi benimsemiş ve bu yönde siyasi mücadele başlatmışlardı. AKEL 40'lı yılların sonunda Yunanistan'daki komünistlerle self-determinasyon yoluyla Kıbrıs'ta enosisin gerçekleştirilmesinde görüş birliğine varmıştı. 20 Şubat 1949'da AKEL tarafından "İngilizler gitsin - Yaşasın enosis" sloganıyla ilhakçı etkinlikler başlatmıştı. Yani Grivas'ın Kıbrıs'ta sahneye çıkmasından 6 yıl önce! Dengesiz adamın bu hatalara saplanarak Rum halkının bütünlüğünü bozmasında kuşkusuz ki İngiliz entelejansının da rolü var... İngilizler EOKA'nın kilit mevkilerine kadar adamlarını sokmayı başarmışlardı. 1970'te Yunan istihbaratı tarafından infaz edilen Polikarbos Yorgacis'in ve Cumhuriyet kurulduktan sonra sürgüne gönderilen istihbaratçı polis komutanı Lagodondis'in İngilizler hesabına çalıştıklarına dair ciddi kanıtlara rastlandı. Bu kanıtlardan Makarios Druşotis'in kitabında da söz edilmektedir.
***
Kuşku yoktur ki EOKA saflarında sırf milliyetçi duygularla hareket etmiş ve bu uğurda yaşamlarını kâh idam sehpalarında, kâh silahlı müsademelerde kaybetmiş idealistler de vardı. Ama Druşotis'in kitabında belgelediği kan dökmekten zevk alan ve EOKA'nın gücünü kendi çıkarları için kullanan gangster ruhlu sadist birtakım kişiler bu idealistlerin mücadelesini de gölgelemişti. Türklere yönelik saldırılar bir diğer önemli taktik hatadır.
Savunmaya geçmek zorunda bırakılan Türk halkının örgütlü direnişi enosise giden yolun tıkanmasındaki başlıca etken olacaktı. 1958 yılında EOKA'ya karşı TMT'nin devreye girmesi Grivas'ın hayallerini tuzla buz etmekle kalmadı. Enosisi siyasi mücadeleyle gerçekleştirmeyi hedefleyen Rumların da önünü kesti. Silahlı kampanyası boyunca EOKA toplam 506 kişi öldürdü. 1260 kişiyi de yaraladı. Öldürülenlerin 278'i Rum, 142'si İngiliz ve 84'ü de Türk'tür. EOKA uzantılarının 1974'te Yunan cuntasının darbeci birlikleriyle giriştiği iç savaşın sonuçları ise Rum halkı için 50'lerdekinden ve 60'lardakinden daha ölümcül olmuştur. Rumlar işte böyle bir örgütün faaliyete geçiş yıldönümünü kutluyorlar. Oldukça trajikomik bir ritüel!..
(ARŞİVİMDEN)
|