|
Sayın Ahmet TOLGAY;
Lütfen yazıma attığım başlığa dikkat buyurunuz... Çünkü öncelikle kendime defalarca bu soruyu sorup defalarca cevap aradım. Her seferinde cevap bulabilmek için önce kendimi bir tarafın yerine koyup diğer tarafın pozisyonunu anlamaya çalıştım. Ama sonuçta, cevaplarımın ne kadar anlamsız kaldığı kanaatine vardım. En sonunda empati yapmayı denemenin nasıl bir sonuç doğuracağının beklentisi içerisinde, çıkan sonucun ne olduğunu değerlendirdim. Siz Sayın Ahmet Tolgay'ın köşesinde bunu paylaşmak ayrı bir güzellik... Bu paylaşıma gitme ihtiyacını da KTHY Yönetim Kurulu ile yaptığınız sohbetten sonra yazdığınız yazıyı okuyunca duydum...
Abi ben size bir şey söyleyeyim mi peşinen? Kıbrıs Türk Hava Yolları'nı çok sevdiğini söyleyenler bugüne kadar bu kuruma en büyük zararı veren kişiler oldu. Geçmişe doğru gidin, kimler geldi kimler geçti bu kurumdan... Kim ne dedi, nasıl kavgalar verdi?.. Hepsinde tek ortak olan şey "KTHY SEVGİSİ." Peki sonuç?.. Ortada değişen hiçbir şey yok Tolgay abi...
Demek ki sevmek, KTHY'nin geleceğini kurtarmak için yeterli değil... Bugün yaşadıklarımıza bir bakın lütfen... Bir yanda zor durumdan kurtulmak için bir şeyler yapmaya çalışan bir yönetim... Diğer yanda çalışanların hakkını savunmaya çalışan ve şirketin kurtulması için çabalayan bir sendika... Her iki tarafın da ortak söylemi ne peki?.. "KTHY SEVGİSİ." Peki kim ne kadar daha çok seviyor ki, yaptıkları ortak bir noktada buluşmuyor, sonuca gidilemiyor?... Hangi verilerle, hangi pazarlama stratejisi ile ve hangi plan çerçevesinde hareket edilmektedir?.. Bugün yönetim eğer bir plan, program çerçevesinde hareket etmekteyse, çalışanın buna nasıl katkı koymasını beklemektedir?.. "ÇALIŞANININ DAHİL OLMADIĞI VEYA BU ÇALIŞANIN NEREDE OLDUĞU BELLİ OLMAYAN BİR YAPILANMA, EKONOMİK VE ETİK ANLAMDA NE KADAR GERÇEKÇİ VE SONUÇ VERİCİ OLUR?". Kimse kişisel başarı elde etmek için kurumsal değerlerin arkasına saklanamaz... Bu aynı şekilde SENDİKA tarafı için de geçerlidir...
Hiçbir taraf ne yaptığını ve ne de söylediğini hiçbir gerçeğe dayandıramıyor. Bugün British Airways'in geleceğe yönelik planlarını bilebiliyoruz ama, KTHY ne yapıyor?.. Hedefleri nelerdir?.. Kimse bilmiyor. Hatta çalışanlar bile.... Oysa ki, "Çalışanın dahil olmadığı hiçbir plan kurumsal değildir" .
Bilgi ve iletişim eksikliği var abi... Teknolojinin ve internetin bu kadar dominant olduğu bir ortamda, bunları doğru ya da derin anlamda kullanma becerisini kimse gösteremiyor. İlgililer sivil havacılıkla ilgili evrensel ve çağdaş bilgiye ulaşamıyor... Biz neden böyleyiz abi? Teknolojik iletişimden yararlanabilme becerisini neden gösteremiyor ve bilgisizlik içinde birbirimizle neden uğraşıyoruz?.. Öncelikle kendimize bu soruları sorsak, yapılmaya çalışılanları daha iyi değerlendirebiliriz. KTHY olarak hangi piyasa koşulları altında çalışmaktayız?.. Müşteri portföyümüz nedir?.. Kimdir bu "müşteri" denilen insanlar?.. Beklentileri nelerdir?. Peki rekabet mi ? Hangi rekabetten bahsediyoruz biz abi?.. Otuz yıllık bir markadan daha büyük bir güç olabilir mi ? Yeni piyasaya girenlere, yani VAR OLAN BİR MARKA olmanın nimetlerini hayal bile edemeyen şirketlere "rakip" demek ne kadar doğru ise, bugünkü yapı ile bir yerlere varmanın mümkün olduğunu söylemek de o kadar doğrudur. Her şeyi bilenler karşısında neyi bildiğinin farkında olanlar saygınlıklarını kaybetmemeli. Elimizle yaptığımızı boynumuzla çekmemiz gerektiğini bilerek, tüm bu yaşanan sonlandırmak için yanlış yapılanları artık yapmayalım KTHY'yi sevdiğini söyleyenler gibi sevmeyerek, ama değer vererek; kişisel hareket ederek değil, kurumsal hareket ederek, en optimum noktaya varabileceğimize inanan çalışanlar olarak gerekenleri yapabiliriz. En fazla bağıranın değer bulduğu sosyal bir yapı içerisinde, bilginin ve tecrübenin ışığında, egoizmin yok olacağı günün en kısa zamanda geleceğine inanç besleyerek, yaşamaya ve mücadele etmeye devam etmek zorundayız.
Abi; saygının bu kadar yok olduğu bir ortamda kim nereye nasıl varacak? Anlamak mümkün değil... Bunun için herkes her şeyi başarabilecekmiş gibi yapmaktan vazgeçsin diyorum son tahlilde... Bıraksınlar da bilenler bildiklerini yapsın... Her işin bir ehli vardır... Ehil olanlara yeteneklerini gösterebilme şansı tanınsın... Emin olun herkes iyi niyetle üzerine düşeni ve görevlerini yaparsa, gerçek kurumsal yapı o zaman ortaya çıkar... Ama acı gerçek şu ki, iş bilenler işini yapabileceği huzurlu çalışma ortamını da bulamıyor bir türlü... KTHY'de böyle gelmiş böyle gider maalesef... Saygılarımla...
* * *
(*) KTHY Yönetim Kurulu üyeleriyle yaptığımız sohbet toplantısının arkasından gözlemlerimi yazmıştım. Yazıma, o günden bu yana çalışanlardan çeşitli yankılar geliyor. Yazımda sadece yöneticilerin görüşlerini sunduğumdan sitem edenler de var. Böyle olması doğaldır. Çünkü bizi bilgilendirenler yöneticilerdi. Ama hiç kuşkusuz, çalışanlardan ve çalışanların temsilcilerinden gelecek görüşlere de açığız. Nitekim yukarıdaki mektup, KTHY'nin deneyimli bir çalışanı tarafından ulaştırıldı. Yazanın isteği üzerine kimliğini saklı tutuyor ve mektubunu aynen, teşekkürlerimle sunuyorum. (A. Tolgay)
|