|
Paradokslar içinde bocalayan bir toplumuz... Bugün de bir başka paradoksumuzu getireceğim gündeme... Şu çok övündüğümüz çevre bilincimize dair...
Dün Tepebaşı köyünde yapılan "4. Kıbrıs Lale Festivali"ni buruk duygularla karşıladım...
Festival, çevreye dair etkinliklerini her zaman hayranlıkla izlediğim Yeşil Barış Hareketi tarafından düzenleniyordu. Hareketin çalışkan ve idealist başkanı Doğan Sahir'den davet aldığım halde bu etkinliğe gitme isteğini zerre kadar duymadım içimde...
Çevre ile ilgili etkinlikleri kaçırmamaya özen gösterdiğim halde!..
Çünkü bu önemli çevre örgütünün artık bazı tutarsızlıkları ve çelişkileri yaşamaya başladığını gözlemlemeye başladım derin bir üzüntüyle...
Bakınız şimdi...
Yeşil Barış Hareketi'nin genel merkezi başkentin Kumsal bölgesindedir...
Ama 3 aya yakın bir süredir "kasten" kesilen elektrik akımı yüzünden zifiri karanlıklar içinde çölleşmeye terk edilen başkent parkları arasında Kumsal Parkı da bulunuyor. Ve parkın yakın komşusu Yeşil Barış Hareketi kılını bile kıpırdatmıyor... Bu konuda hiçbir motivasyon yaratmıyor... İnisiyatif göstermiyor...
Ve de, gözünün önündeki bu çevre faciasıyla hiç ilgilenmezken, ta Tepebaşı'na gidip "Tulipa Cypria" namlı Medoş lalelerinin korunması adına festival düzenliyor bu hareket!..
Böylesi bir tutarsızlıktan ve paradokstan laleler de utanır...
Lale Festivali yapılmasın mı?.. Tabii ki yapılsın... Ama burnumuzun dibinde göz göre göre kurutulan parklarımız için de bir şeyler yapılsın...
Çevremize, doğamıza, ve bozulmamış değerlerimize her seviyede sahip çıkılmasını ve bunların korunup geliştirilmesi ilkesini kendine şiar edinen Yeşil Barış Hareketi, kaç gündür bu park faciasını ısrarla irdelediğimiz halde, şiarına ters gelen bir duyarsızlık içinde...
Ne Doğan Sahir'in kendisinden ve ne de başında bulunduğu bu önemli çevre hareketinden başkent parklarına kesilen bu uygarlık dışı cezaya dair hiçbir tepki gelmemektedir...
Neden?...
* * *
Belediye Başkanı Cemal Bulutoğluları ile Hükümet arasındaki uyuşmazlık nedeniyle elektrik akımından yoksun bırakılan başkent parkları, yaz sıcaklarına girdiğimiz bu günlerde kuruyup çölleşme tehlikesiyle karşı karşıya...
Güzelim çimenler ve çiçekler çoktan kurudu da, şimdi sıra fidanlarda ve ağaçlarda... Kolay mı yaratıldı bu başkent güzellikleri?.. Oralara yapılan maddi ve manevi yatırımların sınırı yok...
Tabii ki bu çevre ayıbında sorumluluk taşıyan sadece suskunluğa gömülen Doğan Sahir'in Yeşil Barış Hareketi değildir... "Çevre" denildiğinde mangalda kül bırakmayan herkes bu ayıpta pay sahibidir...
Çevreye duyarsız olduğunu kim iddia edebilir ki?..
Başta Cumhurbaşkanımız, Meclis Çevre Komitesi'nin başında bulunan Meclis Başkanımız, Başbakanımız, Elektrik Kurumu'ndan sorumlu Maliye Bakanımız ve ülkemizin çevre değerlerinin üzerine titremesi gereken Çevre Bakanımız...
Hepsinin de bu yaşanmakta olan çevre sorununda ciddi sorumluluğu var.
Çünkü elektriksiz bırakılarak kurutulmak istenen başkent parkları, bu ülkenin ve bu halkın asla vazgeçemeyeceği çevre değerleridir...
* * *
Lefkoşa parklarının elektriksizlik hali, kuşku yoktur ki sonsuza dek sürmeyecek... Bir gün bu parklar yeniden elektriğe kavuşacak... Ama oralar kurutulduktan ve mahvedildikten sonra neye yarar?...
O nedenle, sorumluluk taşıyan herkesi, bu çevre ayıbını bir an önce ortadan kaldırma yönünde acilen harekete geçmeye davet ediyorum.
Kayıtsızlık biraz daha sürerse, çok geç kalacağız...
Kurutulmakta olan parklar, Hükümetin posta koyduğu Cemal Bulutoğluları'nın özel malı değildir... Bu ülkenindir... Bu halkındır... Çevreyi evrensel değer olarak algılayan tüm insanlığındır...
Hükümetin Bulutoğluları ile bir hesaplaşması varsa, gitsin Belediye Sarayı'nın elektriğini kessin...
Başkentin ciğerleri ve bunalan insanların nefes borusu parklarımızın günahı ne?...
Dün, başkentin parkları çölleştirilirken Tepebaşı'nda adına koruma festivali düzenlenen Medoş lalelerini utandırdık...
Bugünkü yazımın da, kayıtsızlıklarından dolayı, tüm ilgilileri ve tüm çevre sevdalılarını utandırmasını dilerim...
|