|
Amerika'nın karşısında düzenli hiçbir ordu duramaz... Teknolojik üstünlüğüyle ezer geçer... Burası gerçek... Ama bir önemli gerçek daha var... Nereden geleceği ve nasıl vuracağı hiç belli olmayan terörist saldırılar konusunda dev Amerikan mekanizması son derece tedirgin ve duyarlı... Özellikle 11 Temmuz saldırısından sonra terör belası Amerika'nın en büyük kabusu haline dönüştü... Koskoca ülke bu kabusla yatıp kalkarsa, teröre ilişkin yığınla teorinin üretilmesi, kitabın yazılması ve filmin çekilmesi de son derece olağan...
VANTAGE POINT (Bakış Açısı) teröre dair yeni filmlerden biri... Gerilim ve aksiyon unsurlarının ustaca kullanıldığı Pete Travis imzalı bu filmde ABD Başkanına İspanya'da düzenlenen terörist bir saldırı anlatılıyor. Filmden öğrendiğimize göre Başkan Ronald Reagan'a yapılan suikast girişiminden sonra Amerikan başkanları olası saldırılara karşı güvenlikleri için dublörler kullanmaya başladılar... (Yoksa Başkan George W. Bush'un bunca falsosu kendisine değil de dublörlerine mi ait!..)
ABD Başkanı, İspanya'nın Salamanca kentinde uluslararası terörü durduracak tarihi anlaşmaya imza atmak için bulunmaktadır. Bir meydanda halka konuşmak üzereyken, alınan onca önleme karşın civar binalardan birinde mevzilenen tetikçinin kurşunlarına hedef olur. Aynı anda tören platformunun altına yerleştirilen bomba da patlayınca, ortalık cehenneme döner. O esnada gözlem, iletişim, koruma ve çekim yapan 8 kişi bu olayı kendi bakış açılarına göre çözmeye ve tetikçiyi belirlemeye çalışır. Ama komplo sanıldığından daha sofistikedir. Suikast timi, çeşitli nedenlerden kendi arasında da çatışmakta olmasına karşın çok iyi organize olmuştur. Nitekim teröristler, Salamanca meydanında vurulanın aslında Başkanın dublörü olduğunu saptamakta gecikmezler ve bu kez otelde koruma altına alınan gerçek başkana yönelerek onu kaçırırlar...
Japonya'nın dahi yönetmeni Akira Kurosawa, klasikleşen başyapıtı RASHOMON'da olayın çeşitli bakış açısından bölünmüşlüğünü sunarak gerçeğin sentezini yakalamaktadır. Kurosawa'nın bu tarzı şimdiye dek çeşitli filme ilham verdi. BAKIŞ AÇISI, ilhamını RASHAMON'dan alan bu tür filmlerin sonuncusu. Değişik bakış açılarından elde ettiği kanıtları birleştirerek olayı çözen ve kaçırılan ABD Başkanını kurtaran ajan rolünde Dennis Quaid'i izliyoruz. William Hurt, ABD Başkanı rolüne çok iyi oturmuş. Diğer karakterlerde "İskoçya'nın Son Kralı" filmindeki İdi Amin yorumuyla Oscar'ı alan Forest Whitaker, Matthew Fox, Edgar Ramirez, Ayelet Zurer ve Sigourney Weaver var. Macera ve aksiyonu sevenlerin kaçırmaması gereken bir seyirlik...
Dört dörtlük sinemasal bir başarı olarak gündeme gelen THE KITE RUNNER (Uçurtma Avcısı), Afgan yazar Halit Huseyni'nin yaşanmış bir olayı anlatan romanından uyarlandı. Marc Forster'in Afganistan panoramasının içinde ustaca yönettiği bir başyapıt. Kaderi işgaller, savaşlar ve felaketlerle örülü olan talihsiz Afganistan'dan çarpıcı kesitlerle yüzleştiriliyoruz... Afgan ulusunun farklı sınıflarından gelen iki bireyinin hazin öyküsü... Amerika'daki mültecilerin sorunlarına da ironik dokunuşlar gözleniyor... Emir, Sovyet işgali sırasında Amerika'ya göç eden nüfuzlu ve zengin bir ailenin oğludur. Çocukluğunda, kahyalarının oğlu Hasan'la içten bir arkadaşlık kurmuştur...Ama Kabil'in henüz savaş cehennemine dönmediği günlerde sokaklarda özgürce uçurtma uçururken Hasan'a yaptığı haksızlıkları bir türlü unutamamıştır... Yıllar boyu Amerika'nın zengin ortamında yaşayan Emir, içindeki vicdan sızıyla ülkesi Afganistan'a döner... Çünkü çocukluk arkadaşı Hasan, Taliban tarafından öldürülmüş ve oğlu da kaçırılmıştır. Vicdan borcunu ödeyebilmek için çocuğu mutlaka kurtarması gerektiğini düşünmektedir.
Kişilerin dramlarını Afganistan'ın siyasal açmazlarının ve çalkantılarının etkileyici fonu olarak kullanıyor yönetmen Forster... Ve izleyicisini iliklerine dek titretiyor. Emir karakterinde İranlı ünlü aktör Hümayun Erşadi var. Diğer oyuncular Afganistan'dan seçildi... Halit Abdalla, Zekeriya İbrahimi, Ahmet Han Mahmutzade ve Atossa Leoni... Robert Schafer'in görüntüleriyle Alberto Iglesias'ın müzikleri oldukça çarpıcı... Emir ile Hasan'ı birbirlerine bağlayan çocukluktan gelme sırrı çözebilmek için, kendimizi filmin akışına öylesine bir gönüllükle bırakıyoruz ki, sarsıcı Afganistan atmosferinin bizi tutsak aldığını salondan çıktıktan sonra da yüreğimizde duyumsuyoruz... Etkisini salon dışında da sürdürmeyi başaran o müstesna filmlerden biri... Hazin Afganistan manzaraları rüyalarımıza girip bizi sorgulamaya aday... Dünyamızda ve günümüzde ne acılar yaşanıyor!... Herkesin izlemesi gereken çağdaş bir insanlık dramı...
Hiç kimsenin adam yerine koymadığı fıttırık erkek arkadaşından 16 yaşında hamile kalan delişmen ama zeki kız Juno'nun öyküsü... Filmin adı da zaten JUNO... 7 buçuk milyon dolar gibi küçük bir bütçeyle çekilmesine kaşın 100 milyon doları aşan gelir getiren o şaşırtıcı film...Diablo Cody'nin Oscarlı senaryosundan inanılmaz bir espri bombardımanıyla zekanın kıvılcımları sıçramakta... Anımsatmalıyım ki, dört dalda aday olduğu Oscar'a "En İyi Özgün Senaryo" dalında uzanan bir film bu... Juno'yu çok sempatik bir yorumla oynayan genç sanatçı Ellen Page geleceğin yıldızı olduğunun sinyallerini vermekte...Juno'nun 16 yaşında hamile kalması ailesi tarafından büyük hoşgörüyle karşılanır...Çelebi bir babaya ve koruyucu bir üvey anneye sahip...Juno, doğumu bebek arayan bir çifte armağan vermek üzere yapma kararınadır...Komediler kralı Ivan Reitman'ın oğlu Jason Reitman tarafından yönetilen bu bağımsız filmin öteki oyuncuları Michael Cera, Jennifer Garner ve Jason Bateman.
|