|
Lefke Avrupa Üniversitesi krizi, umutları umutsuzluğa çevirebilme becerimizin yeni bir göstergesi olarak gündemde...
1974'ten sonra yatırımsızlıkların ve göçlerin yıpratmaya başladığı Lefke'ye bir yaşam iksiri olarak sunulmuştu bu Üniversite... Şimdi ise kendi depremleriyle Lefke'yi de baştanbaşa sarsmaya başladı...
Aslında; Lefke, depremin sıklet merkezi olsa da, bu sarsıntıların ülke çapında kendini duyumsattığı yadsınamaz. LAÜ'nün konuşlandığı yer Lefke olmakla beraber, diğer üniversitelerimiz gibi buranın da ülkenin bir değeri olduğu ve bu değerdeki yıpranmaların devleti de hırpalayacağı gerçeği göz ardı edilemez...
Hele KKTC'nin "Üniversiteler beldesi" olarak uluslararası alanda imaj ve saygınlık kazanmaya başladığı bir ortamda orada olup bitenleri yüce devletsel çıkarlarımızın dışındaki münferit bir olay gibi algılayamayız...
* * *
Krizin sürecine bir bakalım...
LAÜ, önce yolsuzlukların ve usulsüzlüklerin biperva kol gezdiği bir kurum olarak günler boyunca siyasi parti organı bir gazetenin manşetlerinde teşhir edildi. Manşetlerde dolanan iddia ve suçlamalara Üniversite yönetiminin doyurucu bir yanıt verebildiği söylenemez...
Arkasından işten durdurmalar başladı... KTOEÖS, "Çalışanlar benim üyemdir" gerekçesiyle devreye girdi... Orta eğitim öğretmenlerini örgütleyen bir sendikaya üniversite öğretim görevlilerinin nasıl üye olabildiği konusu hala tartışılmaktadır... (Rektör Prof. Dr. Ali Rıza Büyükuslu'ya göre 194 öğretim üyesinin sadece 18'i greve katıldı...)
Sendikalar Mukayyitliği bu konuda olumlu görüş verdi. Sayın Mukayyidin yorumu!.. Bu görüş yorumlama özgürlüğünün esnekliğini içermektedir aslında... Ve tartışmaya açıktır...Fotoğrafa bakın "Ortaokul sendikasında üniversite akademisyenleri!.." Var mı bu fotoğrafın dünyada bir başka örneği?...
Üniversitede şiddetin de bulaştığı sendikal eylemler başlayınca, bir ara bir tek gazetenin manşetlerinde salınan LAÜ, birdenbire tüm medyanın manşetlerine fırladı...
Polisle sendikacıların karşı karşıya geldiği gerilimli olaylar, televizyon ekranlarında sıkça rastladığımız Türkiye'deki üniversite olaylarını çağrıştıracak nitelikteydi...
Sendikacıların "Gerekirse Üniversiteyi kapatırız" tehdidi, hoşgörüyle karşılanabilecek bir davranış biçimi değildi. Sendikaların misyonu üniversiteleri ve işyerlerini kapatmak, üyelerini tümden işsiz bırakmak olamaz...
Sendikalar, üyelerinin ekmek yediği ve geleceklerini bağladıkları kurumların geliştirilmesinde de sorumluluk sahibi olabilmeli... Bir sendikacı "kapatırım" tehditleri savurabiliyorsa, onun bu densizliğinde, yasal sendikacılıktan daha başka nedenler aranır...
Kırılan potu anlamakta ve "Biz aslında kapıyı kapatırız anlamında konuştuk" demekte gecikmediler. Oysa yasalara göre sendikaların kapıyı kapatma hakkı da yoktur... Eylemini, söylemini ve grevini bir kenarda yaparsın, çalışmaktan yana olanlara da fiziki baskı yapmazsın... Sendikal etik ve yasal kural bu...
İşte bu sendikal bilincin tedavülden kaldırılmış olmasındandır ki, son zamanlarda sendikaların koyduğu kimi eylemler üzücü manzaralara sahne olmaya başladı. Bakanların toplantı yaptığı odaların kapıları bile tekmelenerek açılabilmekte!... Şiddetin şiddeti davet ettiğinin bilinmediğinden dolayı mı tüm bunlar?.. Hiç sanmıyorum. Eylemlerin toplumda yankı bulması için bazı şeylerin bilinçli olarak ve kasten yapıldığının belirtileri çoktur...
Bazı sendikal eylemlerde polisle göğüs göğüse gelen kimi eylemcilerin fotoğraf karelerindeki yüz ifadelerine bakınız Tanrı aşkına!.. Memnuniyetleri gün gibi ortada!...
Polisin de görevlerini yaptığı ve bu görevlere gelecek engelleyici direnişe onun da direneceği gerçeği nedense çoğu zaman görmezlikten gelinir.Tıpkı polisin de devletin yasal görevlileri olduğunun unutulduğu gibi!..
* * *
Bunlar, LAÜ' deki kriz dolayısıyla söylemeden edemeyeceğim acı gerçeklerimiz. Birer bilim yuvası olan üniversitelerimizin de en sonunda bu acı ve yıpratıcı gerçeklerimizin sarmalına girmiş olması, üniversiteleriyle uluslararası alanda prim yapmaya çalışan ülkemiz adına büyük talihsizlik... Yeryüzünde 300 milyar dolarlık bir pasta yaratan üniversite sektörlerinin ortaya koyduğu nimetten yararlanacak yerde biz kendi yağımızla kendi ciğerimizi kavurarak yarattığımız kendi üniversite sektörümüzü uçuruma sürecek pervasızlıklardan kaçınamıyoruz... Umutları umutsuzluğa çevirebilme becerimizin oldukça geliştiğini söylemekte haksız mıyım?...
Şu anda 3400'ün üzerinde öğrencisi olan LAÜ'de yaşanmakta olan kriz yöresel bir olay değildir... Üniversiteler Beldesi KKTC'nin temel olayıdır. Bu krizi çözümlemede üniversitenin rektöründen mütevelli heyetine, çalışanından öğrencisine, Lefkeli' den sendikaya herkese sorumluluk düşmektedir. Devlet de yol göstericiliğiyle devrede olmalıdır... Bu ülkenin umutlarını harcama lüksünü hiç kimse kendinde göremez...
|