|
"Yenidüzen" yazarı ve aynı zamanda Yeşil Barış Hareketi Genel Sekreteri Tayfun Çağra'ya teşekkür ederek başlayacağım yazıma... Başkent Lefkoşa'ya yaşatılmakta olan çevre barbarlığına bir kez daha dönmeme vesile olan yazısı dolayısıyla...
Pazar günkü sayfasında "Ahmet Tolgay'a yanıt..." başlığı altındaki satırlarında şöyle diyor Çağra:
"Dernek Binasının bulunduğu yerde Kumsal parkıyla ilgili sorunları görmezden gelen Yeşil Barış Hareketi Tepebaşı'nda Lale Festivali yapmış ama, bunu çelişki olarak gören Ahmet Tolgay Festivali protesto ederek Festivale katılmamış. Sayın Tolgay; Yeşil Barış Hareketi'nin dernek binası yok ki!.. Her ay kira ödeyecek bütçemiz olmadığı için dernek binamızı çoktan boşalttık. Çeşitli yerlere yaptığımız müracaatlar da sonuç vermediği için binamız ne yazık ki yok, onun için de eşyalarımız orada burada sığıntı olarak kaldılar. Toplantılarımızı da yine orada burada yapmak durumundayız. Sayın Tolgay, önce bilginizin doğruluğunu sağlayın ondan sonra da size göre çelişkileri ortaya koyarsınız. Tepebaşı'na gelseniz iyi olurdu... O kalabalığın içinde bir kafa daha kalabalık olurduk ama sizin bileceğiniz iş tabii... Protestolarınızda özgürsünüz. Ama Lale Festivali gibi önemli bir etkinliği eksik bilgileriniz nedeniyle protesto etmeniz veya doğru bir bilgi bile olsa o nedenle bunu yapmanız çok da anlamlı değil. Yeşil Barış Hareketi Genel Sekreteri olarak size çalışmalarınızda başarılar diler, protestolarınızın yerini bulmasını dilerim..."
* * *
Şimdi bak kardeşim Tayfun Çağra...
1. Derneğinizin adresiyle ilgili bilgiler medyaya ve kamuoyuna doğru olarak ulaşmıyorsa bunun sorumluluğunu kendinizde arayınız. Çünkü bizlere e-maille gönderdiğiniz ve okunup okunmadığına dair onay da istediğiniz yazılarınız ve davetleriniz üzerindeki adres, Kumsal'daki bir apartman dairesine ait. Bana Lale Festivali ile ilgili olarak gelen son iletilerinizin üzerindeki adres de aynen böyle...
2. Çoktan boşalttığınız dernek binanızın adresini neden hâlâ yazışmalarınızda kullanıyorsunuz?.. Demek ki dağınıklığınız bu boyutlarda. Bunu çevrecilere yakıştırmam.
3. Sizin bize gelen iletileriniz üzerindeki adres Kumsal'daki bir apartman dairesini gösteriyorsa, bizi yanlış biçimde bilgilendiren siz olmuyor musunuz? Yavuz hırsızın ev sahibini bastırması misali bir de bana "önce bilginizin doğruluğunu sağlayın" diye nasihat geçiyorsunuz!... Pes!..Yok, önce siz binayı boşalttığınız halde hâlâ kullanmakta olduğunuz o adresle ilgilenin!.. Ve başkalarının doğru iş yapıp yapmadığını ondan sonra sorgulayın...
4. "Laleler De Utanır" başlıklı yazımı yayımladığım gün Yeşil Barış Hareketi Başkanı Doğan Sahir tarafından arandım. Adres konusunu gündeme getirdiğinde ben kendisine "Durun bakalım; nereden bileyim ben sizin Kumsal'daki yerinizi boşalttığınızı? Sizden gelen yazılardaki adres bu..." demiştim. Demek ki Genel Başkan'la Genel Sekreter arasında da diyalog yok. Çünkü adres konusundaki benzeri suçlama 7 gün sonra da aynen Genel Sekreter'den geldi. Bu nasıl dernekçilik?..
5. Adresiniz artık Kumsal'da değil diye Kumsal Parkı'nın çölleştirilmesi siz çevre hareketinin ilgi alanı dışında mı kalıyor yani şimdi?.. Kentsel ve ülkesel bir çevre sorunu değil mi yaşananlar?..
* * *
Belli ki aralarında konuşmamışlar... O nedenle Doğan Sahir'e telefonda söylediklerimi Tayfun Çağra'ya da burada söyleyip kamuoyumuzla paylaşmam vacip oldu:
Benim o yazım, Tepebaşı'ndaki Lale Festivali'ne karşı değildir. "Lale Festivali yapılmasın mı?.. Tabii ki yapılsın... Ama Tepebaşı'na kadar uzanan çevrecilerimiz burunlarının dibinde göz göre göre kurutulan parklarımız için de bir şeyler yapsın" ana fikrini içeriyordu o yazı...
Ve Bakın Doğan Sahir'le yaptığım konuşmamın üzerinden 9 gün geçti, Yeşil Barış Hareketi dahil, çevreyle ilgilenir havasını basan hiçbir kuruluştan hâlâ başkent Lefkoşa'nın mahvolan parkları konusunda "tık" gelmiyor. Bu nasıl bir çevreciliktir?..
Facianın özeti şudur:
Başkent Lefkoşa'nın parklarının elektriğinin kesilerek o yeşil alanların susuz ve zifiri karanlıkta bırakılmasının üzerinden 93 gün geçti. Bu darbenin parklar için ne anlama geldiğini çevre bilincine sahip olmayanlar bile bilir... Belediye Başkanı Bulutoğluları ile Hükümet arasındaki uzlaşmazlığın bedeli, ülkemizin ve halkımızın malı olan parklara ödetiliyor. Göz göre göre buralar çölleştiriliyor...
* * *
Ama beni asıl derinden yaralayan Yeşil Barış Hareketi'ni yöneten arkadaşların bu acı gerçeği görüp harekete geçecek yerde teferruatla uğraşmakta olmaları. Bu derneğin adresi mi önemli yoksa başkent haritasından adresleri silinmekte olan yeşil alanlarımız mı?... Esas konu önemsiz ayrıntılar arasında gürültüye getiriliyor... Paradoks üstüne paradoks!..
Doğan Sahir'le Tayfun Çağra dostlarıma bir önerim olacak:
Binanızı boşaltmak zorunda kaldınız mademki, kendinize yeni adres olarak zifiri karanlıkta çölleşmekte olan parklarımızı seçiniz. Geceleri mum ışığında toplantılar yapınız oralarda... Belki bu emsali görülmemiş çevre aymazlığını durdurursunuz parklarımız tümüyle çölleşmeden önce!..
Bu öneriyi neden mi size yaptım?..
Çünkü ülkenin ses getiren tek çevre hareketini sizler temsil ediyorsunuz... Öyle bir imaj bıraktınız... Ama mahvolmakta olan başkent parkları konusunda kaç gündür yazı yazmakta ve TV kanallarında nefes tüketmekte olan bendenizi kendinize hedef seçmeniz o çevreci imajınıza yakışmıyor...
|