|
Lefke Avrupa Üniversitesi ile KTOEÖS arasında başlayan ve 24 Nisan'a ertelenen toplu iş sözleşmesi görüşmeleri, bu kurumdaki temel sorunların çözümlenebileceğine dair güvence veremiyor...
Üniversitenin özellikle de Lefke için umut olduğunu ve bu umudun söndürülmemesi adına herkesin duyarlılığını takınması gerektiğini belirten yazım, çeşitli yankılar getirdi bana...
Bu yankıların içinden kimisini olumlu, kimisini olumsuz olarak algıladım.
Olumlusuna da olumsuzuna da teşekkür ederim.
Lefke'den ve Güzelyurt'tan gelen bazı mesajlarda aşırı ve hatta zarar verici bir sahiplenmenin psikozunu duyumsamamak olanaksız...
O mesajlardaki hava "Bu üniversite bizim. Yararlanması gerekenler de biziz" yönünde.
Dahası bazı mesajlarda Lefkeli ile Güzelyurtlu'nun paylaşım kavgasını da sezinledim. Açıkçası, LAÜ olanaklarından kim daha fazla rant elde edebileceğinin peşinde.
Oradaki kardeşlerim, bu psikoz içinde didinip dururken, altın yumurtlayabilecek tavuklarını yitirmek üzere oldukları gerçeğini pek ırgalayamıyorlar.
Meftaya dönüşecek olan LAÜ'den kelime-i şahadeti duyabilirler bu gidişle..
"La ilahe ilallah ..."
Benden uyarması...
* * *
Lefke Avrupa Üniversitesi'nde çocuklarını okutan aileler son derece tedirgin. Çocuklarının başka üniversitelere yatay geçişini sağlamak için harekete geçtiler...
Türkiye'deki aileler rahatsızlıklarını TC Dışişleri Bakanlığı'na bile yansıttılar... Oradan da bizim ilgili makamlarımıza ulaştırıldı bu rahatsızlıklar.
LAÜ olayıyla ciddi olarak ilgilenip de bu gelişmelerden bilgisi olmayacak kişi tahayyül edemiyorum ben...
Başta Rektörlük, sonra mütevelli heyeti, arkasından Lefke ile Güzelyurt'un aydınları, yetkilileri, politikacıları, sivil toplum örgütleri mutlaka LAÜ'deki öğrenci çözülmesinin farkında...
Yine de vur abalıya gidiyorlar...
Dehşete düşmemek mümkün değil...
İlle de kelime-i şahadet getirme noktasına mı sürükleyecekler LAÜ'yü?...
Böyle bir basiretsizliği hiç kimseye yakıştırmak istemiyorum...
Gelgelelim, manzara da hiç umut verici değil... LAÜ'yü sarmalına alan küçük çıkar çevreleri ve politikacı ile sendikacı ihtirasları, tabuta son çiviyi çaktırtmak için ellerinden geleni yapıyorlar.
* * *
LAÜ, Lefke'yi KKTC ve hatta dünya haritasında yeniden belirgin hale getiren kurumdur. Lefke, son 30 yıldır süregelen kötü kaderinin ibresini LAÜ sayesinde umuda yönlendirebilmişti. Şimdi ise durum belirsiz...
LAÜ eğer kapanırsa bundan en büyük zararı görecek olan Lefke'dir. Çünkü toparlanabilme şansını tümden yitirecek...
Üniversiteler yörelerin ekonomik, kültürel, sosyal ve aydınlanma açılımlarına en büyük katkıyı koyan bilim yuvalarıdır.
Uzaktan örnekler vermeden önce kendi haritamıza bakalım... KKTC izolasyonlar altında kıvranırken, DAÜ Gazimağusa'nın, YDÜ ile UKÜ başkent Lefkoşa'nın, GAÜ ise Girne'nin cankurtaran simitleri oldular...
LAÜ de Lefke ve Güzelyurt bölgesine atılan cankurtaran simidiydi... Onun yanına geleceğin refah ve aydınlık kaynağı ODTÜ eklendi...
Bu can simitlerinden yararlanabilme ve esenliğe çıkabilme şuurunu aklı başında herkes ve her yurtsever gösterebilmelidir.
Yeryüzü haritasına baktığımızda da, üniversiteler en bilinmeyen köycükleri geliştirip haritaya yerleştirmekle ünlüdürler..
İngiltere'de Oxford ve Cambridge, dünyaca ünlü üniversitelerine kavuşmadan önce zerrece bilinmeyen kasabalardı. Üniversitelerinden önce Kent, Sussex ve Essex de öyle.
ABD'de Baltimore, Portsmouth, Princeton ve Maryland eyaletlerini parlatan o dört ünlü üniversite...
Georgetown gelişip büyümesini ve Washington'la bütünleşmesini dillere destan üniversitesi sayesinde sağladı... Tarihi Boston'un en büyük ünü, bir üniversiteler kenti olmasından gelmekte...
Beyrut'taki Amerikan Üniversitesi olmasaydı, iç savaş sırasında bu kent ayakta duramayacaktı. Savaş alevlerinin ortasında bile bu üniversite Beyrut'un yaşam ve umut kaynağı olmayı sürdürdü...
Anavatan Türkiye'deki üniversite haritalarına baktığımızda da durum farklı değildir. Tek bir örnek: Bilkent'le birlikte Ankara'nın en parlak yörelerinden biri oluştu...
Bir de bizim halimize bakınız Tanrı aşkına...
Kentleri ve ülkeleri yönetip geliştiren üniversiteleri, özerk yönetimleriyle baş başa bırakmayıp, muhterislerin yönetimine terk ediyoruz... Bunların kimisi de alabildiğine vizyonsuz...
Dünya gider Mersin'e, biz gideriz tersine!...
|