|
Geçen salı günü bu köşeyi okuyanlar anımsayacaklardır...
Gelişigüzel çöplüğe atılan tıbbi atıkların toplumsal sağlık açısından taşıdığı tehlikelere, uzun bir aradan sonra yeniden değinmiştim.
Çeşitli yankılar aldım bu konuda... O yazıyla ilgili olarak arayanlardan biri de, Çevre Bakanı Mustafa Gökmen idi...
Bakan Gökmen, yazımı ilgiyle okuduğunu, konunun yakın takipçisi olduğunu, yeni oluşturulacak çevre yasasını beklemeden tıbbi atıkların kontrolüne ve bertaraf dilmesine ilişkin tüzüğün Bakanlar Kurulu'ndan geçirileceğini belirtti telefondaki açıklamalarında...
Hükümetin daha önceki görüşü, bu tüzüğün yeni çevre yasasının kapsamında bulunmasını öngörüyordu. Ancak o yasa tasarısının çok ayrıntılı olduğu, uzun bir çalışmayı gerektirdiği ve Meclis'in gündeminde de bekletilme olasılığı taşıdığı biliniyordu...
Bu durumda tıbbi atıklar sorununa acil çözümü öngören tüzük yakın gelecekte yürürlüğe giremezdi... Oysa Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği uzun bir süreden beri çeşitli platformlarda yürüttüğü mücadelede, bu işin taşıdığı ivediliğe dikkati çekmektedir...
İçeriğindeki bazı pürüzler nedeniyle tüzük Hukuk Dairesi'nde de takılmıştı. Tüzüğün; uygulayıcıların görevlerini yerine getirmedikleri, ya da tüzüğe uygun hareket etmedikleri durumlarda herhangi bir ceza maddesi içermemesi Hukuk Dairesi'nin dikkatini çekmiş ve bu konulara açıklık getirilmesi istenmişti...
Çevre Bakanı Mustafa Gökmen, verdiği sözü uygularken, herhalde şimdi o pürüzleri giderici değişiklikleri de hukukçularına yaptırtacaktır. Aksi takdirde tüzük Hukuk Dairesi'nin raflarında tozlanmayı daha uzun bir zaman sürdürür durur!...
Hem nasıl hazırlandı o tüzük öyle?... Uygulayıcısına hiçbir yaptırım ve sorumluluk öngörmeyen tüzük mü olur?... Dostlar alışverişte görsün tüzüklerinden ilallah yani!.. Özellikle toplumsal sağlığı ilgilendiren konularda bu tür tüzüklerle hiçbir yere varılamaz...
Sağlık konuları her zaman acil ve yaptırımcı önlemleri öngörür...
. * * *
Konu nedir?...
Hastanelerden, kliniklerden ve yaşlı bakımevlerinden kontrolsüz biçimde çöplüğe verilen tıbbi atıklar, toplumsal sağlığı tehdit etmektedir... Ölümcül birçok virüsler ve enfeksiyonlar bu atıklardan kaynaklanabiliyor... Zararlı maddelerin ve kimyasalların temasla ya da toprağa, havaya ve suya karışması nedeniyle oluşturduğu tehdit, asla küçümsenemeyecek boyutta...
Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği'nin Dt. Ayşe Günbay başkanlığında oluşturduğu ekip, bu tehlikeli maddelerin kontrolünün ve bertaraf edilmesinin çağdaş yöntemlerle başarılabilmesi için mücadele vermektedir.
Tıbbi Atık Kontrol ve Bertaraf Tüzüğü'nün yürürlüğe girmesinden sonra tıbbi atıklar eğitimden geçirilen ekipler tarafından diğer çöplerden ayrı olarak toplanacaklar ve bunlar özel fırınlarda hiç el teması olmadan günü gününe imha edilecekler...
Bu işlemin başarılı biçimde sürdürülebilmesi için, Çevre ve Sağlık Bakanlıkları ile belediyelerin işbirliği yapması gerekecektir...
* * *
KTTB Yönetim Kurulu Üyesi Dt. Ayşe Günbay, geçen salı günü bu köşede yayımlanan yazımdan sonra ilginç bulduğum ve okurlarımla paylaşmak istediğim şu mektubu gönderdi:
"Yazınızın çıkması üzerine epeyce kişiden konuyla ilgili olarak telefon aldım. Bireysel olarak herkes konuya ayrı ayrı duyarlı. Ancak yeterli değil, bu Bakan bile olsa!.. Tüzükte yükümlülüğünü yerine getirmeyen tıbbi atık üreticicileri (sağlık çalışanları) için para cezasının dışında herhangi bir cezai yaptırım yok. Yani tıbbi atığın toplanmaması konusunda... İhmalkarların ödenmeyen su ya da elektrik faturalarında olduğu gibi muamele görmesi kabul edilemez. Yükümlülüklerini yerine getirmeyenlerin elektrik ya da suyunun kesilmesi sadece kişiyi mağdur ederken, tıbbi atığın toplanmasının ihmal edilmesi çevreyi ve diğer insanları da etkiler.
Kaldı ki, Çevre Platformu'nda, Çevre Bakanlığı'ndan konuşmacı olarak gelen Hülya Akşit, kadrolarının yeterli olmadığından şikayet ederek, çevre ihlallerinde var olan yasaları tam anlamıyla uygulayıp ceza kesemediklerinden yakınmıştı. Bu konuyu da Sayın Bakan'a hatırlattığımda, haklı olduğumu ama yine de çevre yasasının oluşturulmasını beklememiz gerektiğini söyledi...
Ahmet Bey; hep merak etmişimdir: Neden insanlar bir şeyler yaparken hep önce olumsuzluklardan yola çıkarak hareket ederler?.. Bakanın uzmanları, gerek üretici durumundaki sağlık çalışanlarını, gerekse Sağlık Bakanlığı'nı sanki yükümlülüklerini yerine getirmeyecekmiş gibi farz edip, en baştan önlem almaya çalışıyorlar. Ve bu tüzük hazırlanırken AB mevzuatının ve TC Tıbbi Atık ve Bertaraf Tüzüğü'nün baz alındığını göz ardı ediyorlar...
Oysa, günümüzdeki her türlü teknik olanakları kullanarak ve toplumu eğiterek çevre bilincini geliştirmek, nemelazımcılığı azaltmak ve hatta yok etmek öncelikli görevleri olmalı. Sadece ceza keserek kim hangi konuda, hangi soruna çözüm bulabilmiş ki bunlar bulacak?"
|