|
Kuraklığın halka dayattığı kahredici susuzluk konusunda elle tutulur bir önlem alındığı pek de görülemiyor. En fazla tanık olunan şu "su tasarrufu" çağrılarıdır...
Elini yüzünü yıkayabilecek suyu bile bulamayan bölgeler için su tasarrufu çağrısı abes kaçmaktadır doğrusu... Damlası olmayan suyun tasarrufu nasıl yapılabilir ki?.. Bize bunu bir anlatabilen çıksa!..
Başkent Lefkoşa'da "Ankara Günleri"nin arkasından şimdi de "Kerbala Günleri" başladı... Kerbela kurbanlarının hayaletleri dolaşıyor başkentin üzerinde!.. İnsanlar günlerdir tek damla su alamayan bölgelerde korkunç bir susuzlukla boğuşmakta...
Kerbela günlerinin en dehşetli biçimde yaşandığı yörelerden biri de Kumsal Bölgesi... Örneğin benim de evimin bulunduğu Eti ve Mehmet Ertuğruloğlu Sokakları 15 günden beridir tek damla suya hasret... Evlerinin depolarına birkaç kova su koyabilmek için insanlar su tankerlerinden medet umuyorlar... "Ne yazmıyorsun halimizi?" yakınmalarıyla Kumsallıların biri gidip öteki geliyor kapıma!..
Haksız mı insanlar?..Susuzluk canlarına tak etti!..
Aslında Lefkoşa'nın su skalası üçe bölündü: Suyu rahat alabilen, kısıtlı alabilen ve hiç alamayan bölgeler...
Ortada ciddi bir adaletsizliğin bulunduğu kesin...
Hükümetin de, belediyenin de bu skalayı önlerine açarak var olan su kaynaklarını adil biçimde dağıtmaları gerekir... İdarecilik budur, devlet adamlığı da budur!..
Daha yaz gelmeden ülkeyi korkunç bir susuzluğun beklediği gün gibi ortadaydı. Adalete dayanan önlemlerin de buna göre önceden alınması ve Kerbela günlerine hazırlıklı olunması gerekirdi...
Unutulmamalı ki, yazın daha girmediği günlerde yaşanmakta olan korkunç su sorunları akılcı ve adil önlemlerle yumuşatılmazsa, yakın gelecekte halkın haklı öfkesi hükümeti de sallayacak, belediyeleri de!...
Gerçi ben kendi bulunduğum bölgeden örnek verdim yaşadıklarıma dair... Ama Kerbela Günleri'nin adanın genelini sarmalına almakta olduğu acı bir gerçek
* * *
Uzun vadeli çözümler üzerinde çok duruldu... Türkiye'den su getirtmek ya da deniz suyunu arıtmak gibi... Bu çözümleri tartışmaya yine devam edelim... Ama şimdi esas olan kısa vadeli çözümlerle neler yapılabileceği ve halkın bu acil susuzlukta nasıl rahat ettirilebileceğidir...
Derhal ülkenin su haritası çıkarılmalı ve suya hasret kalan bölgelere acilen yardım edilmelidir. Vatandaş bu sorunu kendi olanaklarıyla çözümleyemez. Hükümetin ve belediyelerin acil ve etkin desteğine gereksinim var...
Yüksek olan kimi bölgelerin dağıtım şebekesinden su alamadığı en fazla öne sürülen gerekçedir... Basıncı artırmak için su dağıtım bölgelerinin daraltılması için daha ne bekleniyor öyleyse ?.. Dağıtım bölgesi ne kadar geniş olursa suyun basıncı da o kadar düşer... Basınç düştükçe yüksek bölgelere suyun çıkması olanaksızlaşır...
Bakın Lefkoşa'da her gün yaşanan olaya... Vatandaşlar Belediyeye telefon açıp kaç gündür susuz olduklarını söylediklerinde yanıt geliyor hemen: "O bölgeye su verilmiştir... Hatta şu anda vanalar açıktır..." Vatandaş haklı olarak ısrar eder: "Siz öyle diyorsunuz ama biz suyun damlasını alamıyoruz... Hiç değilse tankerle su gönderiniz" Belediye görevlisinin bu isteğe standart bir yanıtı var!.. Kesin ve katı: "Su verilen bölgeye tanker göndermek prosedürümüze uygun değildir..."
Prosedüre bakın siz!.. Vanalar açılmışsa eğer, su ulaşsın ya da ulaşmasın görevlilerin umurunda değil!.. Su yerine hava alanlar, varsın talihine küssün!.. Vanaları açmak görevlileri vicdanen rahatlatıyor ama yüzlerce ev pek de rahatlayamıyor ne yazık ki...
Sevgili Belediye Başkanımız Cemal Bulutoğluları'nın bu acayip prosedürünü gözden geçirmesi ve görevlilerini vatandaşlarla sürekli kavga ettirmemesi gerekir...
Vatandaş susuzluğunu kanıtlayabiliyorsa eğer, Belediye buna çözüm bulmakla yükümlüdür... Vanalar açık diye her hanenin su aldığını kabul etmek mantıksızlıktır...
Bu gerçeği belediyenin su görevlilerinin herkesten iyi bilmesi gerekir... Yoksa Bulutoğluları oralara işten anlamayan kişileri mi oturttu?..
* * *
Belediyelerin bir başka prosedürünün de feci şekilde delindiği görmezlikten gelinemez... Yeraltına su deposu yapılamayacağına dairdir bu delinen prosedür!...
Basınçsız suyu toplayabilmenin çaresi olarak görülen yer depoları, kurak ülkemizde hem yasa dışı ve hem de etik dışıdır. Buna rağmen avlularını ya da bahçelerini kazarak yeraltına su depoları döşeyenlere ses çıkartılmadı... Dahası yer altı su deposu içeren inşaatlara da izin verildi.
Geçenlerde Gazimağusa'dan Eşref Çetinel dostum da yazdı... Yeraltında yüz tonluk su deposu kuran açıkgözler bile var... O tür yer altı önlemini alamayanlar, bekleyecekler ki yüz binlerce tonluk depolar dolsun ve eğer su akmaya devam ederse, kendileri de birkaç kovacık alabilsin...
Bu nasıl bir iş ve nasıl bir adalettir?.. Yer altına kural dışı depo döşeyen komşusu su alabilirken, prosedüre saygı gösterip yer üstü depo kuran vatandaş susuzluktan yanıp kavrulmakta!...
Prosedürden söz eden belediye yetkililerine bu acı gerçeği de anımsatırım...
"Komşun su alabilirken sen nasıl alamazsın!.." diye vatandaşı haşlama ayaklarına da yatmasınlar!.. O talihli komşu işte suyu, senin prosedürünü delebildiği için almaktadır... Bunu bal gibi sen de biliyorsun sayın su görevlisi!...
|