|
Çelişki, tutarsızlık ve adaletsizlik dolu bir ritüeli gerçekleştiriyoruz bugün: 1 Mayıs İşçi Bayramı'nı kutluyoruz!.. Birçok konuda olduğu gibi emekçilerin bayramını da evrensel niteliklerinden dışlayarak kendimize özgü bir festivale dönüştürdük. Yüklü maaş çeken, özlük haklarını milimine dek almış, parlak sosyal güvencelerin zemininde gelecek kaygısı taşımayan, lüks arabalarında ve evlerinde konforlu yaşam süren burjuva nitelikli çalışanlar bayramı coşkuyla kutlarken; asgari ücrete ve hatta onun altında gelire talim eden, sosyal güvenceden ve güvenli gelecekten yoksun açlık sınırındaki gerçek emekçiler kendilerinin olması gereken bayramı da çaresizlikleriyle baş başa ağır iş koşulları altında geçiriyorlar. Ki o mutsuz işçilerin sayısı binlerle ifade edilmektedir. Bu dramdan sorumlu olanların çoğu da sendikacı, işveren ve politikacı kimliğiyle meydanlarda gövde gösterisinde bugün!..
Tüm çalışanlar adına çifte standartsız bir düzeni ve sosyal adaleti kurumlaştırabilmek için başlatılan mücadelenin üzerinden 200 yılı aşkın süre geçti. Bizde ise pek çok iş kolunda hala 200 yıl öncesinin ağır koşulları egemen. Oysa işçi haklarının söke söke alınması ve evrenselleştirilmesi uğruna nice özverili kavgalar verilmişti. Yeniden anımsayalım emeğin o mahşer günlerini. Anımsamanın tam gününde değil miyiz zaten?
1800'lerin sonlarında 17-18 saat ağır koşullarda çalıştırılan Amerikan işçilerinin buna karşın hiçbir sosyal güvenceleri yoktu. Kaderleri kapitalist ve sömürücü patronların iki dudağı arasındaydı. İş saatlerinin ve koşullarının düzeltilmesi için mücadeleye soyundular. 1884'te Chicago'da Uluslararası İşçi Birliği ile Amerika İşçi Federasyonu 8 saatlik iş gününü kabul ettirebilmek için bir araya gelerek işverenlere iki yıllık süre tanıdı. İşverenler bu isteği dikkate almadı. 1 Mayıs 1886'da Chicago'da Amerikan işçi sınıfı genel grev ilan etti. 80 bin işçi yürüyüşe geçti. Ulusal muhafızların kalabalığı yaylım ateşine tutması sonucu 6 kişi öldü çok sayıda kişi de yaralandı. Toplu tutuklamalar yapıldı. Yargılanan işçi liderleri Parsons, Spies, Engel ve Fisher 11 Kasım 1887'de idam edildi. Paris'te 1889'da toplanan 2. Enternasyonal her yıl 1 Mayıs'ın dünya işçilerinin birlik ve dayanışma içinde mücadele günü olarak kutlanmasını kararlaştırdı. 1 Mayıs günü uluslararası işçi bayramı olarak ilk kez 1890 yılında Amerika, Macaristan, Belçika, İsveç gibi ülkelerde kutlanmaya başlandı.
1 Mayıs İşçi Bayramı'nı binlerce özel sektör çalışanının kronikleşen mağduriyetlerinin ve burukluklarının ağır vebali altında idrak ediyoruz. Bunların sayısı güvence sorunlarını fazlasıyla çözmüş olan kamu çalışanlarımızın birkaç mislidir. Bu insanlar çalıştıkları işyerlerinde mutlu olsalar açılan her devlet münhaline ve Güney Kıbrıs'taki işyerlerine böylesine akın ederler mi? Bu adaletsizliğin ve dengesizliğin oluşmasında çıkardığı yasaların uygulanmasını denetlemeyen hükümet kadar özel sektör çalışanlarını örgütlemekte umursuz davranan sendikacıların da günahı var. Kamu görevlilerini örgütleyip o örgütler sayesinde "ağa" konumuna gelen ve hükümete karşı aslan kesilen sendikacılar, özel sektör çalışanlarının çiğnenen haklarına karşı tam bir duyarsızlık içindedirler. Böyle bir günde bu acı gerçekleri seslendirmezsek gazetecilik ve yazarlık görevimizi yerine getirmemiş oluruz.
Hükümetin Sosyal Güvenlik Reformu gündemdedir. Reformun temel amacı "Kamu ve özel sektör arasındaki farkı ortadan kaldırmak" diye sunulmakta. İddia büyük! Ama kamu sektöründe popülizmden cesaret bulan laçkalıkları ortadan kaldırmadıkça özlenen anlamda reform yapılamaz. Hükümetler değişmekte, popülist anlayış ise yerinde durmaktadır. Bu gidişle kamu ile özel sektörde gelir ve güvence eşitliği sağlansa bile çalışma koşulları eşitliği sağlanamayacaktır. Özel sektördekiler kamu sektörüne gıpta ile bakmakta berdevam olacaklar. Sözün özü, huzursuzlukların kaynağındaki temel olgulardan biri giderilemeyecektir. O nedenle Sosyal Güvenlik Reformu'ndan önce Kamu Reformu'nun mutlaka ödünsüz biçimde yaşama geçirilmesi gerekmektedir. Ki bu konuda zaten hükümetin verilmiş ama hala tutulmamış sözü vardır.
Gerçek işçilerin bayramını gönülden kutlarım. Ve aynı içtenlikle Kamu ve Sosyal Güvenlik Reformlarının gelecek 1 Mayıs'a kadar yürürlüğe girmesini dilerim. Bu evrensel bayramı kutlamaya ancak o zaman hak kazanacağız.
****
ÇEVRE SKANDALI: Bugün Lefkoşa parklarının elektriksizliğe ve susuzluğa mahkum edilişinin 109'uncu günü... Başkent parkları bir daha yeşillenmemecesine çölleşiyor. Çölleşen bu çevre çocuklarımızın emanetidir. Emanete hıyanet edenleri ve buna kayıtsız duran herkesi buradan protesto ederim... (A.TOLGAY)
|