Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Yoldan çıkıp takla atan otomobilin sürücüsü öldü
Bebek kürtajla alınacak
Ya yasanız gidecek, ya da siz
Avrupa Parlamentosu'ndan fazla bir beklenti olmamalı
Kemal Sunal, mezarı başında anıldı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

BURJUVA AİLEDE ENSEST...

Ahmet Tolgay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   15 Mayıs 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Eşcinsel bir ilişkinin trajik sonuçlarını izlemiştik ÖLÜMCÜL OYUN'da... Michael Cain ile Jude Law, oyunculuk dersi veren müthiş performanslarıyla filme damgalarını vuran aktörlerdi. Başka oyuncusu da yoktu zaten ünlü bir tiyatro oyunundan uyarlanan o filmin.

   ÖLÜMCÜL OYUN'la ilgili yazımda, sinemanın görsel gücüyle  tabuları yıkan ve en uç noktalardaki öyküleri anlatıp analiz edebilen bir sanat kolu olma sürecini hızlandırdığını belirtmiştim... Bu savımı dayandırdığım yeni örnek de, hiç kuşkusuz işte o iki erkek arasındaki cinsel yakınlaşmaya  cesaretle odaklanan ÖLÜMCÜL OYUN filmiydi...

   Şimdi yine beyaz perdede ahlaksal tabuların nasıl yıkılabildiğine ve yasak ilişkilerin çırılçıplak nasıl sunulabildiğine dair yeni bir örnekle karşı karşıyayız... Dahası, bu kez çıta alabildiğine yükseltilerek ailede ensest olayına damardan girildi... Anne ile oğul arasındaki aşırı duygusal yaklaşımın öyküsü... Ve bu öykünün giderek büyük bir trajediye dönüşmesi... Psikologların "Elektra Kompleksi" olarak tanımladığı ve antik Yunan'dan beri var olan  ruhsal bozukluğun yepyeni ve modern bir versiyonu...

   Adı "Vahşi Zarafet" olarak Türkçeleştirilen SAVAGE GRACE, çok tutulan bir romandan uyarlandı. Çeşitli ödüller alan roman, Natalie Robins ve Steven M. Aronson adlı iki Amerikalı  yazarın ortak ürünü... Hemen belirtmeliyim ki, kimi eleştirmen romanın filminden daha çarpıcı olduğunun altını çizmiştir... Bu modern Elektra öyküsünün yönetmeni Tom Kalin... Başrol oyuncuları ise başta Oscarlı usta kadın sanatçı Julianne Moore, Stephan Dillane, Eddie Redmayne ve Elena Anaya...

   Öykü, Amerikan aristokrasisindeki bir ahlaksal çöküntüyü anlatmakta... Öykünün kahramanları, plastik sanayiinde köşe olmuş çok zengin bir aile... Büyükbaba, bakalitin mucidi olarak sunuluyor... Orta sınıftan gelen Barbara Daly, bu plastik imparatorluğunun varisi olan Brooks Baekland'ın güzel eşidir. Barbara ile Brooks önceleri sınıfsal farklılıklarını aşklarının taze ateşiyle giderirler...

   Görünüşte çok mutludurlar. Ayaklarının altına serilen büyük servetin sunduğu sınırsız olanaklarla çeşitli ülkelerin lüks ortamlarında günlerini gün ederler... Ama bir oğulları olduktan sonra karı-koca ilişkilerinde zayıflama başlar. Kocasının gösterişli ve asil yaşamına zaten hiçbir zaman uyum sağlayamayan Barbara, yüksek sosyetenin sahte ikonlarından biri olmaktan başka bir özelliği kalmadığını  görür... Kocası onu her fırsatta aldatmaktadır.

   Bu arada oğul Anthony büyüdükçe birtakım ruhsal bozuklukların girdabında olduğunun sinyallerini vermeye başlar.

   Romanda, çocuğun şizofren olduğu açıkça vurgulanmaktadır. Ama filmde odaklanılan nokta,, Anthony'nin eşcinselliğidir... Bu sapkınlığından dolayı babasının gözüne girmeyi hiçbir zaman başaramayan Anthony, annesine daha yakındır. Baba Brooks, Anthony'nin İspanyol kız arkadaşıyla birlikte kaçıp ailesini terk edince, trajedi yeni boyutlara girer.

   Anne ile oğul arasındaki ilişki, alışık olunmayan uçlara taşınır. Ne toplum, ne de aile deşifre olan bu çarpık ilişkiyi kaldırabilecek durumdadır... Filmin başından itibaren plastik imparatorluğunun temellerini güçlendirerek yükselişine tanık olduğumuz şatafatlı Baekland Ailesi, zirvelerden yuvarlanarak tam anlamıyla dibe vurur...

Bu trajik düşüşte,  her şeye sahip olanın, kaybedecek çok şeyi olduğu vurgulanıyor!..

   Özellikle anne Barbara karakterinde harika bir oyunculuk sergiliyor Julianne Moore. Oscarlı aktris pırıltılar saçan yorumuyla, filmin büyük kozlarından biri.

   VAHŞİ ZARAFET, avare zenginler dünyasındaki bir ailenin  kibrinin, çarpıklıklarının  ve mutsuzluğunun  gencecik ve masum bir oğulu ne denli acımasızca harcadığının acıtan mesajı...

                             *    *   *

   BAŞKENT LEFKOŞA  PARKLARININ  ELEKTRİKSİZLİĞE  MAHKUM EDİLİŞİNİN 124'NCÜ  GÜNÜ... YEŞİLİNİ  YİTİRMEKTE  OLAN  PARKLAR  SUSUZ  VE IŞIKSIZ... ÇOCUKLARIMIZIN  EMANETİ   OLAN  PARKLAR,  GÖZ  GÖRE GÖRE   ÖLDÜRÜLÜYOR... SORUMLULARI  VE  BUNA  KAYITSIZLIK  GÖSTEREN HERKESİ  PROTESTO  EDERİM...

   511 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Temmuz 2008, Cumartesi   HALKTA İPSARO DUYARLILIĞI...
04 Temmuz 2008, Cuma   44 yıllık ömrünün 28 yılı hapiste geçti!..
03 Temmuz 2008, Perşembe   Doğa yağmacılığının yeni hedefi : İpsaro!..
02 Temmuz 2008, Çarşamba   Kuzey Kıbrıs'ta bir rüyayı yaşamak... (*)
01 Temmuz 2008, Salı   İngiltere tarihinden trajik bir sayfa...
30 Haziran 2008, Pazartesi   EKONOMİNİN DENGE UNSURU: EŞEL MOBİL...
29 Haziran 2008, Pazar   Laforizmalar
28 Haziran 2008, Cumartesi   Nezire Gürkan'dan mektup: O unutulmaz şölene dair....
27 Haziran 2008, Cuma   GAGAVUZYA... KOD ADI "AKA"... DÜŞÜNCE KULÜBÜ... SU...
26 Haziran 2008, Perşembe   "CANAVAR SOFRASI"NDA İNSANLIK SORGULANIYOR...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

DENKTAŞ'I DA TUTUKLARLAR MI?

Ali Baturay

BAKOYANNİ'NİN GÖZÜ

Hasan Hastürer

Aziz Kent'in gördüğü adres TC Büyükelç...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

HALKTA İPSARO DUYARLILIĞI...

Bilbay Eminoğlu

Bir bardak yeşil çaya ne dersiniz?

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınları ve cilt kanseri

Dr. Umut Altunç

KLİMA İLE GELEN ATEŞ!

Aysu Basri

AYRILIRKEN DE SEVEBİLMEK

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

Sarkozy'nin Akdeniz projesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

ULUSLARARASI İSKELE FESTİVALİ II. ŞİİR BUL...

Psikolog Ayla Kahraman

Zamanı yaşamak ya da harcamak

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Ç İ N Tuzu Dedikleri...

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK EGEMENLİK, TEK VATANDAŞLIK

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital