|
34 yıl önce bugün Lefkoşa top, silah ve tank sesleriyle uyanmıştı. Yunan subaylarının komutasındaki Rum Milli Muhafız Ordusu ile Yunan Alayı, Başpiskopos Makarios Rejimini devirmek üzere harekete geçmişti. Atina'daki Albaylar Cuntası'ndan emir alan darbecilerin safına milis birliklerini oluşturan EOKA'cılar da katılmıştı. Günün ilk saatlerinde Merkezi Cezaevi basılmış ve Makarios'a karşı eylemlerinden dolayı tutuklanmış olan militanlar serbest bırakılarak onların da darbeciler safında yer alması sağlanmıştı. Başta kuşatma altına alınan Makarios'un sarayı olmak üzere, Lefkoşa'nın her bölgesinde şiddetli sokak savaşları oluyordu. Benzeri çatışmaların adanın diğer bölgelerinde de başladığının haberi kısa sürede kulaktan kulağa yayılmaya başlayacaktı.
Makarios'un defteri dürüldükten sonra silahların gölgesinde toplanacak olan Rum Temsilciler Meclisi, ENOSİS'i ilan edip adayı Yunanistan'a bağlayacaktı. Evde yapılan ama çarşıya uymayan hesap bu idi.
Peki o bağlamda andı bulunan ve kuruluşundan hemen sonra "ENOSİS'e sıçrama tahtası" olduğunu söylediği Türk-Rum ortaklık cumhuriyetini yıkan Makarios'un ezeli ve ebedi mefkuresi de Yunanistan'la birleşmek değil miydi? Kuşkusuz ki onun hedefi de aynıydı. Görüş ayrılığı hedefe gidecek yola dairdi.
Makarios zeki ve deneyimli bir politikacıydı. ENOSİS rüyasının tek vuruşta ve kesin bir kararla gerçekleştirilmesinin ciddi sakıncalarını ilerleyen zaman içinde görmeye başlamıştı. Onu bilinçlendiren ve daha sofistike bir diplomasiye yönlendiren sürece bir bakalım: Cumhuriyetin kurulmasından hemen sonra Türklerin ortaklık devletindeki yetkilerini ve paylarını budamak için harekete geçer. ..Ortaklarının nüfus oranlarına göre gereğinden fazla haklarla donatıldığına ilişkin yaygın bir kampanya başlatır. Gözdağı bağlamında adanın her yanında Türklere karşı baskı ve sindirme taktiklerine girişilir. Amaç Rum tarafının anayasal budamalar konusundaki kararlılığını duyumsatmak ve Türkleri olası gelişmelerde edilgen duruma getirmektir. Anayasanın değiştirilmesine ilişkin 13 maddelik bir plan hazırlandığında toplumlararası gerginlik ivme kazanır. Bu plana Türkiye de şiddetle karşı çıkar. Türk toplumunun anayasal haklarının budanmasına asla onay verilmeyeceği İsmet İnönü Hükümeti tarafından Ankara'ya davet edilen Cumhurbaşkanı Başpiskopos Makarios'un yüzüne karşı vurgulanır. Makarios ile çevresindeki ve Atina'daki fanatikler tepkileri dikkate almazlar. 13 maddelik planın Temsilciler Meclisinde Türk vetosuyla püskürtüleceğini anladıklarında AKRİTAS Planı'nı yürürlüğe koyarlar. Silah zoruyla Türklerin devletten atılmasını ve adanın Yunanistan'a ilhakını öngören bir soykırım planıydı bu. O plan, 1963 yılının aralık ayında uygulamaya konulduğunda TMT'nin yönlendirmesinde kendi bölgelerine kapanan Türklerin sert direnişiyle karşılanır. Türkiye de bu direnişte sonuna kadar Türk halkının yanında
bulunduğunu her türlü desteği ve davranışıyla duyumsatır. Direnişin üçüncü gününde Türk Hava Kuvvetlerine bağlı uçaklar Lefkoşa üzerinde uyarı uçuşları yapar. Makarios Kanlı Noel olaylarının bir Türk isyanı olduğu masalını uluslar arası topluma yutturamamıştı. Dünya medyası Rum acımasızlığına karşı yankı getiren yayınlara başlar. Türkler kendi bölgelerinde organize olarak 11 yıl sürecek ölüm kalım savaşımına girişirler. Ayakta durabilmeleri, Türkiye'nin gönderdiği yardımlar sayesindedir.
O devrede Makarios, ekonomik ambargolarla Türklerin eritilmesi planının uzun vadeye yayar. Bu işi sessiz sedasız halledecektir. Üretimden koparılan Türkler, göçe zorlanır. Plan başarıyla ilerlerken aceleci olan Albaylar Cuntası Yunanistan'da işbaşına gelir. Faşist Yapısıyla içte ve dışta büyük antipati toplamaktadır Cunta. O nedenle ENOSİS'i gerçekleştirip Yunan ulusunun gözünde itibar kazandıktan sonra seçime gitmek ve yönetimini demokratikleştirmek peşindedir. Görüş farklılığı, aylar boyunca tırmanan Makarios- Cunta sürtüşmesini 15 Temmuz 1974 patlamasına ulaştıracaktır. Kıbrıs, tarihindeki en kanlı hesaplaşmaya sahne olurken, kaçınılmaz Türk Barış Harekâtı'nın eli kulağındadır.
|