Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Gece kulübünden kadınları baba yollamış
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar
Lefkoşa'da bıçaklı kavga
Gazimağusa'da uyuşturucu operasyonu: 6'sı öğrenci 7 tutuklu
Yusuf Erol, bugün toprağa verilecek

YORUMLANANLAR
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [1]
Gazimağusa'da uyuşturucu operasyonu: 6'sı öğrenci 7 tutuklu [1]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [1]
Gece kulübünden kadınları baba yollamış [4]
Kim olursa olsun, izinsiz inşaatları mühürleyeceğiz [1]
"Bally" belası [1]
Yusuf Erol kurtarılamadı [1]
Girne'de uyuşturucu operasyonu [1]
Esrar çekip ortalığı dağıttılar [5]
Köşeyi dönemedi, devrildi [2]
"Abla beni kurtar" [1]
Gece kulübünden kadınlarla seçim zaferi kutladılar [27]
Avda yaralanan Erol, GATA'ya gönderildi [1]
"Recep'in Angonisi Recep", Karpazlıları ağlattı [1]
Ziyarete gitti, soydu, 1 yıl yedi [1]
İngiltere yerine cezaevine gitti [1]
Başarı bursu almaya aday öğrenciler belirlendi [5]
Az daha vuruşuyorlardı [2]
Girne'yi gösterip,Baf'a turist çekiyorlardı [1]



EFSANELER ADASI KIBRIS...

Ahmet Tolgay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   28 Eylül 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Gizem ilgiyi kışkırtır.

Gizemi olan her şeye insanların yaklaşımı farklı ve yoğundur...

   Gizemi besleyen ise, dilden dile dolaşan efsanelerdir. Kıbrıs küçük bir ada olsa da, efsaneleri çok bol bir Akdeniz beldesi...

   Bu özelliğinden dolayı Kıbrıs'a "Efsaneler Adası" da diyebiliriz...  

   Adanın sakini Türklerle Rumların kendilerine özgü özel, dinsel ve etnik efsaneleri olduğu gibi, her iki halkın ortak efsanelerinin de var olduğu bilinen bir şey... Tabii ki bu ortak efsaneler, karma bir yaşamın paylaşıldığı eski dönemlerden kalma...

   Gerek karma ve gerekse etnik efsanelere dair Kıbrıs'ta yığınla kitap ve yazı yazılmıştır... Ve halen yazılmaktadır da...

   Edebiyata da konu olan bu efsaneler iç ve dış turizmin boyut kazanmasında önemli rol oynar... Efsanelerin mıknatıs misali meraklı çektiği, günümüzün modern meraklılarının ise turistler olduğu bilinen bir şey... Efsanesi olan mekanlar, büründüğü gizem nedeniyle turisti daha fazla çeker...

   Bu yazımın konusu, efsaneleriyle birlikte yaşayan ve tanınan Kıbrıs mekanlarından bazı örnekler vermektir...

                             *    *    *

   Sinesinde açılmış onlarca taşocağına karşı verdiği ölüm kalım savaşıyla güncelleşen ve gözler önünde günden güne eriyen Beşparmak Dağları, belki de Kıbrıs'ın efsanesi en zengin olan yöresidir...

   Bu efsanelerin bir bölümü, o dağların beş parmak şeklini nasıl aldığına dair...

   İşte yığınla efsaneden bir tanesi:

   Yüzyıllar önce, Kıbrıs'ın mitolojik çağında, Lefkoşa ile Girne arasındaki kırsalda yaşayan bir kıza âşık olmayan yokmuş... Aşıkların en kara sevdalısı iki delikanlı en sonunda kıza sahip olabilmek için aralarında ölümcül bir düelloya karar verir. Düello sonunda hayatta kalabilen, kızı alacaktır. Delikanlılardan biri çok erdemli ve her şeyi kuralına uygun yapan dürüst birisi... Öteki ise alabildiğine kalleş ve çıkarcı.

   Ellerinde kılıç düello için meydana çıktıklarında, dürüst genç ötelerde duran güzel kıza bakmak için başını çevirir... Bunu fırsat bilen kötü genç, arkadan kalleşçe saldırarak onu sırtından vurur... Ağır biçimde yaralanmasına karşın rakibini bir bataklığa kadar kovalar kalleşliğe uğrayan delikanlı... Korkudan daldığı bataklık kötü genci yutar... İyi yürekli genç de ölümcül yarasından dolayı bataklıktan kurtulamaz... Bataklık tüm bedenini yutarken, sevdiği kıza uzanan eli, bilek hizasında havada kalır. Taş kesilen bu el giderek büyür ve beş parmak görünümündeki bir dağa dönüşür...

   Efsane bu ya; gençlerin uğrunda ölümü göze aldığı güzeller güzeli kız da o dağın doruklarında yaşamının sonuna dek ağıtlar yakarak dolaşmış... 

                             *    *    *

   Girne Kalesi'nin arkasındaki otantik koyun adı "Kara Kız." Peki nereden kaynaklanıyor bu ilginç ad?..

   Girne Yat Limanı'nın ortasında, oranın simgesi haline gelen külahlı taş kule var ya.. Bir zamanlar kralın odalıklarının barındırıldığı yermiş orası... Birbirinden güzel odalıklar arasında, Afrika'dan da kaçırılıp getirilmiş siyah tenli cariyeler varmış... Yağız bir delikanlı bu siyahi cariyelerden birine aşık olmuş... Her gece kalenin kuytu köşelerinde gizlice buluşup sevişirlermiş...

   Ne var ki, bir ukde içinde yanıp kavrulmaya başlamış siyahi kız... Deliler gibi aşık olduğu gence daha güzel görünebilmek için teninin beyazlatılmasını istiyormuş... Tanrıya bu bağlamda yakarıp dururmuş gece ve gündüz... En sonunda bu acı yakarışları dikkate alan Tanrı, gece mehtap çıktığında, Akdeniz'in köpüklü sularında yıkanırsa bembeyaz bir tene kavuşacağını ona bildirir... Kız kendini köpüklü sulara atar ve gerçekten fildişi, bembeyaz bir tene kavuşur... Simsiyah kıvırcık saçları sapsarı olur başak demetleri misali...

   Gelgelelim aşık olduğu genç bu yeni durumdan hoşlanmaz... O, sevgilisini eski siyahi güzelliğiyle sevmekte ve istemektedir... Onu öfke içinde terk eder ve odalıklardan bir başka siyahi güzelle düşüp kalkmaya başlar...

   Aşkı uğruna beyazlaşma hatasını yapan kız ise bu durumu içine sindiremez... Kısa süre önce beyazlaşmak için umutla girip coşkuyla yüzdüğü sulara bu kez büyük bir umutsuzlukla ve ölümle kucaklaşmak için bırakır kendini... Onu sarmalayan köpüklü dalgalara direnmez... Ve kısa sürede devasa dalgaların arasında boğulur, kaybolup gider... Kırık kalpli Afrikalı güzel cariyenin bu aşk trajedisinden sonra, içinde yok olup gittiği koya "Kara Kız" adı verilmiş...

                             *    *    * 

   Mitolojik çağlara yaptığımız yolculukta Beşparmaklar'dan Girne'ye uzandık... Şimdi de dilerseniz kendimize bu kez yakın çağları seçip başkent Lefkoşa'ya uğrayalım... O Lefkoşa ki, temelleri tümden efsaneler üzerine atılmıştır.. Ünlü Arabahmet Semti'nin camisi önünde durup buranın efsanelerine kulak verelim... Bu mekanın da efsanesi çok ya; tümüne bakabilmek ne mümkün... Sadece birisini nakledeyim... Bu ünlü camiin inşasına ilişkin...

   Kıbrıs'ın Türkler tarafından fethinden sonra 1580'li yıllarda genel valilik görevi Arap Ahmet Paşa'nındır... Paşa adıyla anılacak bir cami yapma düşüncesindedir... Yerini de bulmuştur... Ne var ki, tasarladığı o camiyi yapacak kadar parası yoktur... Camiyi yapmak istediği alan, eski bir Latin kilisesinin kalıntılardır.

   İnşaat için parayı nereden bulabileceğini düşünüp durmaktadır Paşa. Bir gece rüyasında, Latin kilisesi kalıntılarının altında bir küp dolusu altın olduğunu görür... Paşa rüyasında gördüğü yeri adamlarına kazdırır ve gerçekten o altın dolu küpe ulaşır... Bulunan altınlar inşaatın giderlerini karşıladıktan sonra, yoksul halka refah getirecek önlemlerin alınmasında da harcanır... Arap Ahmet Paşa'nın adının verildiği camiyle birlikte başkent halkı da bolluk ve mutluluk günlerine kavuşur...

                             *    *   *

   Efsanelerin en ünlülerinden biri de Larnaka'daki Hala Sultan Türbesi'ne dair... KKTC sınırları dışında olmasına karşın Türklerin yoğun ziyaretgahı olan bu türbedeki 3 taşın efsanesi nesilden nesile süregelmekte... İslam Peygamberi Hazreti Muhammed'in halası Arap akınları sırasında atından düşüp şehit olunca, melekler mezarına gölge etmesi için Sina Dağı'ndan üç büyük taş getirmişler... Taşlar yüzyıllar boyu Ümmü Haram'ın mezarı üzerinde boşlukta öylece durmuşlar... Ta ki boşluktaki taşları gören hamile bir Müslüman kadın çocuğunu düşürünceye dek... Bu olaydan sonra, insanların ürkütülmemesi için boşluktaki taşların altına sütunlar yerleştirilmiş...  

   Kıbrıs'ın ciltlere sığmayan efsanelerini bir tek yazıya sığdırmak ne mümkün?... Çekici gizemini işte bu ciltlere sığmayan efsanelerle oluşturmakta güzel adamız... İnsanlarının o efsaneleri yaratmadaki ve nesilden nesile ulaştırarak yaşatmadaki hayal güçleri ise, Kıbrıs'ın bir başka güzelliği ve özelliği...          

 

   502 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
20 Kasım 2008, Perşembe   YİNE AYLARDAN KASIM MİROĞLU...
19 Kasım 2008, Çarşamba   Ondokuzuncu delik!..
18 Kasım 2008, Salı   Alternatif enerji projesine savsaklama!...
17 Kasım 2008, Pazartesi   AYIP!.. BÖYLE ORGANİZASYON OLUR MU?..
16 Kasım 2008, Pazar   ELVEDA MUTALLO...
15 Kasım 2008, Cumartesi   LAFORİZMALAR
14 Kasım 2008, Cuma   Yağmurun altındaki o unutulmaz ve muhteşem dans...
13 Kasım 2008, Perşembe   ÜÇ ADAM: BİRİ AJAN, BİRİ ISSIZ, BİRİ MUCİZE...
12 Kasım 2008, Çarşamba   OKUYUCU DİYOR Kİ...
11 Kasım 2008, Salı   KADROLU BAŞKANIN KENTİNDE... (2)



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6637 1.6754
1 STERLİN 2.4982 2.5168
1 EURO 2.1009 2.1157



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

LİDERLERİN KULAĞINA KÜPE...

Ali Baturay

SABIKALI LİDERLER

Hasan Hastürer

Dünya devleti ve temsilcileri...

Mustafa Doğrusöz

KIRMIZI ÇİZGİLİ YILLAR 49

Akay Cemal

'Kırmızı Şapkalı Kız' gibi davranm...

Ahmet Tolgay

YİNE AYLARDAN KASIM MİROĞLU...

Bilbay Eminoğlu

Her işimiz yarı buçuk!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

CTP muhalefete düşse, ne olacak?

Dilek ÇETEREİSİ

Başbakan "çak" yaptı,Ekenoğlu gürl...

Aysu Basri

AMERİKA NE KADAR SESSİZ KALACAK?

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Yine Mustafa

Oğuz Metiner

Yaşlanmadan önce gençliğimizin kıymetini b...

Harid Fedai

Şehir Mektubu





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital