|
Yaza veda ederken sinema mevsimi de birbirinden ilginç filmlerle açıldı...
Sinemaseverler olarak bizlere keyifli iki saat yaşatan fantastik yapım HELLBOY'u çok sevmiştik geçmişte... İkincisini daha çok sevmemiz olağan... Çünkü HELLBOY 2: THE GOLDEN ARMY ilk çevirimine taş çıkartacak denli başarılı... Sinemanın fantastik bilimkurgu başyapıtları arasında yer almaya aday bir film... O tür yapımların yetenekli yönetmeni Guillermo del Toro'nun elinden çıkma... İlk HELLBOY da onun imzasını taşıyordu nitekim... Meksikalı yönetmen Guillermo'nun fantastik sinema türünde iz bırakan diğer yapımlarını da anımsayalım: "Kronos", "Mimic", "Blade 2" ve "Pan'ın Labirenti."
Çağın en gelişmiş sinema tekniğinin ve birbirinden çarpıcı efektlerin kullanıldığı bu şölenin görselliği, finalde doruğa taşınıyor...Yüzyıllardır toprak altında bulunan altın ordunun dirilişi, kumların içinden süzülüp çıkan canavarın şekillenip devreye girmesi ve devasa çarklar içice dönerken bu çarkların üzerinde verilen o kareografik müthiş savaş!.. İzleyicilere salondan bundan daha görkemli bir uğurlama olabilir mi?..
Altın ordunun canlanıp devreye girmesinden önce hırslı prens Nuada'nın entrikaları ve bu entrikaları durdurabilmek için HELLBOY'un büyük aşkı Liz'le birlikte verdiği savaş gerilimi biteviye tırmandırır... İnsanlığı yok etmek için bir başka boyuttan dünyaya gönderilen ama mavi alevler püskürten "pirokinetik" güzel Liz'e sevdalandıktan sonra mağdur insanların safına geçen HELLBOY, kızıl renkli, çirkin ve yapılı bedeninin içinde altın bir kalp taşıdığını her fırsatta göstermekte... Bu dev yapılı garip yaratık, "Kızıl" lakabıyla da çağrılmaktadır aynı zamanda... Prens Nuada'nın doymak bilmeyen hırsları yüzünden insanoğlu ile dünyanın eski sahipleri arasında binlerce yıldır süren ateşkes bozulunca, dirlik ve düzeni sağlama yükümlülüğü süper güçlerin sahibi HELLBOY'a düşecektir... Öykünün baş kahramanları bir yığın ucubeden oluşmakta... Tek tük görünen düzgün insanlar ise bu teknolojik masalın figüranları...Yüzyıllar önce yapılan savaşlarda altın orduları sayesinde insanları yenmiş olan Elf'ler, barışı getiren zaferlerinden sonra bu orduyu da toprak altına gömmüşlerdir... Elf'lerin kötü ruhlu prensi Nuada, kral babasını öldürerek yeniden savaşı başlatınca yüzyıllar öncesinde kalan düşmanlıklarla birlikte altın ordu da efsanesinin içinden çıkıp capcanlı geri gelecektir... Elf'ler, YÜZÜKLERİN EFENDİSİ'nden ödünç alınan bir ırk.
Film, 1994'ten beri Amerika'da Mike Mingola'nın ürettiği ve meraklılarının vazgeçemediği bir çizgi romanın uyarlaması... Başrol oyuncuları Ron Perlman, Selma Blair, Doug Jones, Luke Goss, Anna Walton, Jeffrey Tambor ve John Hurt...
* * *
Küçükler kadar büyüklerin de izlemesi gereken bir başka sinema şöleni ise animasyon türünün tarihine geçecek denli etkileyici... WALL-E (Vol-İ), robotların da duyguları olabileceği varsayımına yaslandırılan enfes bir canlandırma... Andrew Stanton'un yönettiği bu ilginç çalışma, günümüzde çevreyi ve doğayı yok etmekte olan insanlığın geleceğine dair ürkünç kehanetleri de içermekte... Yapım, altı çizilmeye değer çevre mesajlarıyla dopdolu.
Çok uzak bir gelecekte insanlar, çevresel cehenneme ve çöplüğe döndürdükleri dünyamızı terk ederek AXIOM adlı dev uzay gemisiyle bitip tükenmeyen bir yolculuğa çıkarlar... Dünyayı terk ederlerken robot WALL-E'nin fişini çekmeyi unutmuşlardır... Tek başına dünyayı çöplerinden arındırmaya koyulan sevimli robot, bu eylemini yıllarca yapayalnız sürdürdükten sonra fıkırdak arama motoru Eve ile buluşacak ve aralarında büyük bir aşk doğacaktır...
Eski püskü paslanmış ama sevimli robot WALL-E ile pırıl pırıl kusursuz robot EVE arasında yeryüzünde soylu ve güzel bir sevgi dal budak salarken, arada bir de amaçsız insanların uzaydaki serüveni getirilir gözler önüne... Yiyip içmekten ve tembellikten şekilsiz, amaçsız ve obez yaratıklara dönüşmüştür çevreye ve doğaya saygısız insan nesli!.. Çalışkan ve sevecen robotlar kadar olamamışlardır ne yazık!..
* * *
Türk filmi AVANAK KUZENLER, doyasıya gülmek isteyenler için biçilmiş kaftan... Üç avanak kuzenin İstanbul'daki matrak serüveni dur durak bilmeyen bir kahkaha tufanı... Hayal dünyasında yaşayan saf kuzenlerden Tankut kendini jön, Serkan mucit, Neco ise kadın avcısı sanmaktadır... Bu genç avanaklar ortak bir iş çevirip para kazanma hevesine kapılınca, borç olarak aldıkları sermayeyi batıracaklar ve kendilerini mafyanın elinde bacaklarından tavana asılmış durumda bulacaklardır... Batırdıkları parayı kısa sürede tefeci mafyaya teslim etme şartıyla serbest bırakıldıklarında, kendilerinde var olduğunu sandıkları yetenekleri kullanmaya heveslenecekler ve işler daha da sarpa saracaktır...
Daha önce büyük ilgi toplayan HIRSIZ VAR filminin genç yönetmeni Oğuzhan Tercan'ın imzasını taşıyan bu güldürünün başrol oyuncuları Alp Kırşan, Yağmur Atacan, Paşhan Yılmazel, Hakan Bilgin ve Tuluğ Çizgen...
* * *
BABYLON A.D. (Babil M.S.), iddialı yönetmen Mathieu Kassovitz'in iddialı aksiyonu... Bu tür filmlerin gözde oyuncusu Vin Diesel, insan öldürme rekortmeni bir tetikçi karakterinde... Ünlü Fransız aktör Gerard Depardieu ise Rus mafyasının karizmatik lideri rolünde. "Aurora" adlı gizemli kadını Rusya'dan New York'a götürme siparişi alan tetikçi, tehlikeli bir tarikatın o kadını genetik operasyondan geçirerek "Mesih" yapma tasarısını öğrenir. Büyük sır ortaya çıkınca aksiyon patlaması da tetiklenmiş olur. Michelle Yeoh ve Melanie Thierry filmin birbirinden güzel kadınları...
|