|
Müzakere sürecinin iyi gitmediğinin belirtileri var... Rum tarafı, duvarların arkasındaki gizli müzakerelerden yaptığı çeşitli ve amaçlı sızdırmalarla, düzenlediği anketlerden çıkardığı Türklük karşıtı ırkçı ve hâkimiyetçi görüşlerle, paylaşımcı ve uzlaşmacı bir ruhtan yoksun olduğunu her gün belgelemektedir... Kıbrıslı Rumların çözüme inanmadığına dair kesin tespitler gazetelerin manşetlerinde ve yorumlarında...
Anketler ve diğer nabız yoklamaları, Rum halkının büyük çoğunluğunun müzakereleri başından beri ciddiye almadığının göstergesidir... Bizim kalıcı çözümle ilgili duyarlılığımız, maalesef Rum tarafındaki duyarsızlıkla örtüşmüyor, fena halde çelişiyor...
Müzakerelere ilişkin paradoksun halkımız üzerindeki etkileri nasıldır peki?... Sanırım bu sorunun yanıtı, bir okurumdan aldığım aşağıdaki içten satırlardadır:
"Sayın Ahmet Tolgay
KIBRIS gazetesi köşe yazarı.
Anavatan Türkiye tarafından uluslararası antlaşmalara dayanılarak soykırımın eşiğinden, çeşitli zulüm ve toplu katliamlardan savaşılarak şehitler verilerek kurtarılıp özgürlüğüne ve bugünkü bağımsız devlet statüsüne kavuşturulan şanslı bir toplumun sade ferdiyim. O çok zor günleri ve daha sonra gelen kurtuluşu görmüş yaşamış bir şehit evladıyım... Bunca sene o kadar sıkıntı ve baskılara büyük bir sabır ve metanetle göğüs gererek her kötülüğe barış ve çözüm uğruna katlanan bir toplumun gururlu ferdi olarak, artık dayanamayıp düşüncelerimi köşenizde kamuoyuyla paylaşmak istedim.
Geçmişte olanları unutup tekrar Rumlara güvenip onlarla bir arada yaşamaya çalışmanın manasızlığına, mantıksızlığına artık yeter diyorum. Bizi onlardan kurtarıp güvencede olmamızı sağlamak için o kadar fedakârlık yapıldı... Yıllarca can verildi, kan döküldü, gözyaşı akıtıldı, iç ve dış göçler yaşandı... Kimi zaman aç ve susuz kalındı... Şimdi ise tekrar eskiye dönüp bir arada yaşamak için çaba harcıyoruz...
Sorarım: Akıl kârı mı bu? O günlerin geri gelmesini kim ister? Onlarla hiçbir şeyi paylaşmak istemiyoruz... Zaten onlar da bunu hiç istemez. Onların bizi inatla ikinci sınıf vatandaş olarak kabul etmesinin dışında, ayrı dilden, ayrı dinden, ayrı ırktan insanlarız.
Sayın Cumhurbaşkanım Mehmet Ali Talat'a seslenmek istiyorum... Lütfen bu topluma daha fazla acı çektirmeyin... Rumlar tarafından habire baltalanan bu anlamsız görüşmelere noktayı koyun. Lideri olduğunuz bu toplumu felakete değil, aydınlığa götürün... Zemin hazır, mazeret makul ve geçerli... Eminim, Rum tarafının samimiyetsizliği karşısında, sizin bu cesurca hareketlerinizi bütün dünya alkışlayacak ve takdirle karşılayacaktır. Siz artık bu belirsizliği ortadan kaldırın... O zaman Kıbrıs Türkü' nün neler başarabileceğini görürsünüz. Siz yeter ki toplumun önünü açın. Allah bu kutsal görevi size nasip etmiştir... Gereğini yerine getirin...
'Kalıcı barış ve çözüm' diye diye 34 sene geçti. 1974 senesinde barış ve çözüm bu adaya gelmişti zaten. Ne kadar şanslı olduğumuz gerçeğini lütfen idrak edelim. Teşekkür ederim.
Saygılarımla,
ERTAN ZİHNİ SONAY (Emekli polis)
20 Temmuz Sok. LAPTA
TEL: 821 2642 / 43
0542 855 09 74"
* * *
İmzaların saklı tutulması kaydıyla ulaştırılan iki duyarlı okuyucu mesajı daha:
"Ahmet Tolgay Bey; Çetinkaya Türk Spor Kulübü'nün bulunduğu tarihi burcun üzerindeki boş alanlar paralı otoparka dönüştürüldü. Haberiniz var mı?.. Acaba koçanı kimin üstündedir ki, dünya kültür mirası olan bu alanlar paralı otoparka dönüştürülerek birilerine nema sağlanmaktadır?.. Bu burcu otoparka dönüştürerek kazanç sağlayanlardan burcun koçanını ya da kira sözleşmesini istersek haksızlık mı etmiş oluruz?..
İkincisi ise, Lefkoşa Zahra Sokak'taki o burcun altını otopark yapmak isteyen Lefkoşa Türk Belediyesi'ne engel olan Eski Eserler Dairesi'nin burçların üstünün ise otoparka dönüştürülmesine inatla kayıtsız kalması... Tarihi dokuya, burç üzerine park edilen araçların hisar altına park edilenlerden çok daha fazla zarar verdiği herkesçe bilinen gerçektir... Saygılarımla."
* * *
Ve öteki mesaj:
"Sayın Ahmet Tolgay; bilmem siz ya da okuyucularınız farkında mı?.. Gönyeli Belediye Başkanı Sayın Ahmet Benli aynı zamanda market işletmecisidir. Sayın Belediye Başkanı marketinin açtığı promosyonlu bir kampanyanın büyük duyuru afişlerini Gönyeli'de kamuya ait olan ama belediyesinin kontrolündeki yeşil alanlara astırdı. Benim bildiğim yeşil alanlara ancak kamu yararına olan ya da kültürel afişler asılabilir. Örneğin tiyatro, konser, konferans ya da sağlık içerikli afişler gibi. Halbuki, Sayın Belediye Başkanı Benli, şahsına ait markette yapılan ve müşteri çekme amacını taşıyan bir ucuz satışın reklam afişleriyle yeşil alanları işgal etmiş durumda. Yarın diğer marketler ve iş yerleri de bu yeşil alanlar üzerinden özel reklam olanağı isterlerse densizlik mi etmiş olurlar? İlgililerin ilgisini çekmek üzere mesajımı yayımlarsanız memnun olurum. Sevgilerim ve başarı dileklerimle..."
* * *
Vadili'den de Belediye Başkanı Şahin Sapsızoğlu'nun tutarsızlığını bildirmek için telefonla aradılar... Belediyenin parasal sıkıntısını gerekçe göstererek 12 çalışanının maaşını 1900 YTL'den 1000 YTL'ye düşürmüş Sapsızoğlu... İtiraz eden personele de restini çekmiş!.. "Benden bu kadar... Beğenmeyen çeksin gitsin" diyormuş... Ve şunu ekliyor beni arayanlar:
"Parasal sıkıntıdan söz eden Başkan, bu arada 5 kişiyi istihdam etti... Yabancı folklorculara yaptığı birkaç günlük davetin ve ağırlamanın faturası ise 60 bin YTL..."
Daha önce DP'li olan Sapsızoğlu, ÖRP'ye geçtikten sonra yandaş istihdamlarına başlamış... Vadili'deki tevatür bu!..
|