|
James Craig'in ikinci kez James Bond'u canlandırdığı QUANTIUM OF SOLACE'da, efsane ajan artık sevişmek yerine dövüşmeyi yeğliyor... Ama Bond, dövüşmekten sevişmeye zaman bulamasa da ve 007 dizisinde alışılagelen erotizm unsurunu aşağılara çekse de, en hırslı dövüşmelerini yine aşk uğruna yapmakta... Öldürülen sevgilisinin öcünü alma eylemlerinde o kadar ileriye gidiyor ki, "Majestelerinin hükümetini zora sokuyorsun" diyen amiri M'den zılgıtı yiyor... Hatta kredi kartları iptal ediliyor ve servisin diğer ajanları tarafından markaja alınıyor... Ama o yine de 007 kodunda "öldürme yetkisi" anlamına gelen çift sıfırın hakkını vererek, kesin sonuca ulaşabilme adına, tıpkı kitle silahı gibi davranıyor!...
İngiliz ajan James Bond, çekimleri İngiltere, Panama, Şili, Meksika, İtalya ve Avusturya'da yapılan bu 22'nci serüveninde, Bolivya'da geniş bir çöl arazisine yatırım tasarlayan dev şirketin acımasız patronlarının hakkından geliyor. Çölden insanlık aleyhine kullanılacak bir cevher üretmeye çalışan bu şirket, Bolivyalı darbeci bir subayı da servet ve iktidar vaadiyle yanına almıştır. Annesiyle babası gözü önünde o subay tarafından öldürülen güzel ve gizemli Camilla da intikam hırsıyla devreye girince, Bond'un örgüte sızması kolaylaşır. Daha önceki Bond serüveni CASINO ROYAL'ın bittiği yerden ve müthiş bir araba aksiyonuyla başlıyor film... Karadaki bu aksiyona daha sonra sürat motorlarının kullanıldığı denizdeki ve uçaklarla helikopterlerin kullanıldığı havadaki aksiyon atraksiyonları eklenince, filmin şiddet şöleni doruğa fırlıyor...
Kim ne derse desin, İngiliz aktör James Craig, Sean Connery'den sonra Ian Fleming'in yarattığı 007 James Bond karakterine en çok yakışan oyuncu oldu.. "Geleceğim kurtuldu" diyerek bu karakteri ciddiye alan Craig'den önce Pierce Brosnan, Timothy Dalton, Roger Moore ve George Lazenby, teker teker Connery'den boşalan tahta oturtulmuştu. Şimdi o tahtı uygun çağdaş fiziği, oyunculuğu ve atletik yeteneğiyle doldurmayı başaran Craig, bu misyonu önümüzdeki yıllarda da daha bir parlatarak sürdüreceğe benziyor... Çevirdiği iki Bond filminden 30 milyon dolar dolayında para kazanan ve bir sinema markasına dönüşen 40 yaşındaki Craig, tehlikeli sahnelerde dublör kullanmamakla da tanınıyor... O nedenle sakatlıklar peşini hiç bırakmıyor...
Marc Forster'in yönettiği QUANTUM OF SOLACE'ın kötü adamını usta Fransız aktörü Mathieu Amalric, "M"i "Dame" unvanlı ve Oscarlı İngiliz aktris Judi Dench, güzel Bond kızlarını ise Olga Kurylenko ile Rachel McDowall canlandırıyor...
* * *
Haftanın sinema gündeminde iki de yeni Türk filmi var... Çağan Irmak'ın iddialı yapımı ISSIZ ADAM ile Haluk Bilginer'in Onur Ünlü'nün yönetiminde ustalığını konuşturduğu GÜNEŞİN OĞLU...
Çağan Irmak, senaryosunu da yazdığı filminde, görünürde müreffeh bir kalabalıkta lüks ve sosyal bir yaşam süren ama aslında korkunç bir yalnızlığın girdaplarında bocalayan eğlence düşkünü bencil bir adamın yaşamına ve dönüşümlerine odaklanıyor... Gerek dış, gerekse iç mekân çekimleriyle günümüz İstanbul'unun belgesel sunumunu da yapmakta ISSIZ ADAM... Özellikle Beyoğlu yöresinin... Anadolu'dan gelip girişimciliği sayesinde kısa sürede servet sahibi olan Alper, yaşamını seks, lezzet ve güç üçgeninin içinde kurgulamıştır. Beğendiği kadını parası ve gücü sayesinde tek geceliğine yatağına atabilmekte, restoran sahibi olmasına karşın özel yemeklerini kendi lüks mutfağında eliyle hazırlamakta, yaşamını en pahalı aksesuarlarla donatmakta... Ama işte bir gün kitapçıda rastladığı Ada adlı o sanatçı ruhlu ve emekçi kız, onu içten insan ilişkilerinin soyluluğuyla tanıştıracaktır... Birine bağlanmaktan ölesiye çekinen Alper, ilgilendiği bu kızdan önceleri ilgi görmez... Ne ki, bu ilgisizlik onu kışkırtacak ve tutkulu bir aşkın kahramanı durumuna getirecektir... Cemal Hünal, Melis Birkan ve Yıldız Kültür ISSIZ ADAM'ın baş rollerinde...
* * *
Haluk Bilginer, GÜNEŞİN OĞLU'nda yaşamını mucize bekleyerek geçiren Fikri Şemsigil'i canlandırıyor. Bir gün beklediği mucize, ruhunun çevresindeki insanların bedenine girip çıkması şeklinde tecelli eder!.. Ama mutlu olamaz Tanrı'nın bu lutfundan... Mucizelerin insan yaşamında her zaman iyi olmayacağını en sonunda anlayan Şemsigil, Tanrı'nın kendisine sunduğu bu ayrıcalıktan kurtulabilmek ve olağan insana yeniden dönüşebilmek için çaba harcamaya başlar... Aynı ekip, daha önce Onur Ünlü'nün POLİS adlı filminde de bir araya gelmişti... Haluk Bilginer, Özgü Namal ve Hümeyra, bu fantastik öyküde canlandırdıkları karakterlerde üzerlerine düşeni yapıyorlar... Ama başarılı oyunculukların bir filmi kurtarıp kurtaramayacağının kararını GÜNEŞİN OĞLU'nu izleyenler versin... Bence kurtarmaz!... Bu türün çok daha çarpıcı sinema örnekleri var belleğimizde...
|