|
Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası (Tıp-İş), Maliye Bakanı'na çağrı yaptı ve "maaş artışı yapmayın, oradan ayıracağınız parayı sağlık ve eğitim alanına yatırın" önerisinde bulundu.
Maaş tartışmalarının yarattığı kaos ortamında Tıp-İş'in önerisi değerlendirilir mi?
Birçok memurun öfkeyle mırıldandığını duyar gibiyim ama fark etmez.
Aksi görüş ortaya koyanlara saldırı düzeyinde eleştiri yapan sendikacıları da göze aldım.
Maaş artışı tartışmaları o kadar dejenere edilmiş ve o kadar yozlaştırılmıştır ki doğrusu Tıp-İş'in önerdiğini uygulaması zor ihtimalli ama gerçekçi buldum.
Geçmişte "madem refah artışı var biz de payımızı isteriz" diyen ve bütçeyi tarumar edenler bir yanda fuzuli harcamalar nedeniyle "sıfır maaş artışını" anlatamayanlar diğer yanda.
Ve inim inim inleyen bir özel sektör.
Çalışanıyla, işvereniyle günü nasıl geçireceğini düşünen, kepenk kapatmanın veya işsiz kalmanın arifesinde bulunan mağdur bir kesim.
Peki, bunun orta noktası ne olacak?
Devletin kesesinde olmayan parayı hangi kesim nasıl bölüşecek?
Tıp-İş, her zaman halkımızın barış, demokrasi ve insanca yaşama hakkı öncelikli mücadelemiz olacaktır" düşüncesiyle yapılması gerekeni özetledi.
İnsanca yaşam hakkı devletten alamadığımız sağlık hizmeti nedeniyle ödediğimiz ekstra paraları da içeriyor, eğitimden dolayı ödediklerimizi de.
Ayrılacak pay ne eğitim sistemini ne de sağlık sistemini düzeltmez ama meselenin o boyutuyla tartışılmasını da sağlar.
Zaten eğitime ve sağlığa bütçeden ayrılan pay açısından dünyanın en gerileri arasında değil miyiz?
İşte size bir fırsat.
***
Cumhurbaşkanı Talat, 2008 yılının çözüm yılı olabileceğini düşünüyor.
Geçtiğimiz akşam BRT'nin Akis programında söyledikleri önemliydi.
Görüşmelerin süre sınırlandırılması yapılmış 8 Temmuz anlaşmasıyla başlayıp, yıl sonuna doğru bütünlüklü bir anlaşmayla sonuçlandırılabileceğini belirtti.
3 hafta öncesine kadar Papadopulos'un varlığı nedeniyle çözümün ne kadar imkansız olduğunu konuşuyorduk.
Şimdi ise tarihiyle birlikte çözümün nasıl olabileceğini.
Programa katılan gazetecilerin tümü de "bu kadar kısa sürede olur mu" kuşkusuna kapıldılar ama geçmişin deneyimlerine ve çözüm arzusuna bakıldığında süre uzun bile sayılabilir.
Taraflar pratik birçok konuda anlaşmışlardı. Kuşkusuz ki anlaşılanların yeniden pazarlığı yapılmayacak.
Birçok noktayı da Avrupa Birliği değiştirdi. (Para, Merkez Bankası ve maliye politikaları gibi)
Geriye kalan temel konulardır.
Bugüne kadar yüzlerce kez konuşulan temel konular.
Bunun için de yıllarca sürecek pazarlığa ihtiyaç yoktur.
***
İngiltere'nin Kıbrıs Yüksek Komiseri Peter Millet dün düzenlediği basın toplantısında Ledra (Lokmacı) kapısının derhal açılmasını ve ortaya çıkacak iyimser havayla görüşmelere geçilmesini önerdi.
Bence yerinde bir öneri.
Doğrulanmamış bilgilere göre seçim akşamı kutlamak için Hristofiyas'ı arayan Cumhurbaşkanı Talat, lokmacı konusunu da açmış. Hristofiyas'ın Lokmacı konusundaki olumsuz olmayan tavrı biliniyor.
Bu tavırdan cesaret alan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2 daimi üyesinin Kıbrıs büyükelçileri Hristofiyas'a yaptıkları ziyarette Lokmacı konusunu gündeme getirmişler ve "derhal açılmasını" önermişler.
Lokmacıyla ilgili her an her şey olabilir.
Veya olması için her türlü koşul mevcuttur.
İş liderlerin becerisine kalmıştır...
|