|
Hükümet icraatlarının kamuoyu yansıması olumsuz olarak görülüyor.
"İşler iyi gitmiyor" hemen her sohbetin ortak cümlesine dönüştü.
Nakit para darlığı, tüm sektörlerin ortak sıkıntısı.
Piyasanın daraldığından bahsedenler de var.
Karşılığı olmayan çeklerin havada uçuştuğunu söyleyen, yakında kepenk kapatmaların başlayacağını iddia edenler mevcut.
Kamudaki maaş tartışmaları da işin cabası.
Hükümet ortakları arasında kapalı kapılar gerisinde yapılan tartışmalar ayyuka çıkmaya başladı.
ÖRP Genel Başkanı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı'nın Avusturalya ziyaretinin parasının Bakanlar Kurulu'ndan çıkmadığı açıklandı.
Çevre Bakanı'nı değiştirme noktasında ÖRP'de varılan uzlaşmaya rağmen beklenen değişiklik yapılamıyor.
Cumhurbaşkanı'nın da adının geçtiği bir dizi sorunların yaşandığı belirtiliyor.
Kamuoyu kabine değişikliğine gidileceğini, değiştirilecek bakanların isimlerini dahi sayarak söylüyor ama hükümetten tıs çıkmıyor.
Tüm bunlar hükümetin "yumuşak karnını" oluşturuyor.
Elimizde yapılmış bir kamuoyu araştırması yok fakat "iyi gitmeyen işlerin" faturasının CTP tarafından ödeneceği iddia ediliyor.
Bu iddia bilimsel esaslarla yapılmış bir kamuoyu araştırmasına değil gözlemlere ve duyumlara dayanıyor tabi ki.
Sonuçta CTP'nin ödeyeceği fatura kabarıyor olsa da bunu kimin ciro edeceği meselesi Kıbrıs Türkü'nün önündeki en önemli sorun olarak duruyor.
CTP kaybediyor.
Peki kim kazanıyor?
***
Kazanma ihtimali bulunan Ulusal Birlik Partisi kendi eliyle anlamsızlaştırdığı meclis boykotunu kaldırarak "daha etkin muhalefet için" meclise dönmüş olmasına karşın, ortaya koyduğu etkinlik eskilerin deyimi ile "cürümünden öteye" geçmiyor.
Yani ateş olsa cürümü kadar yer yakmaktan aciz bir ana muhalefetle karşı karşıyayız.
Üstelik iç sorunlarını çözememiş ve sürekli olarak kendi kendini törpüleyen bir muhalefet.
Buna rağmen "erken seçim" gibi sayıklama hallerini de sürdürüyor.
Parti içi seçimin tartışıldığı gerçeğine bakmaksızın, liderlik kavgasının her geçen gün kızıştığını göz ardı ederek ülkeyi erken seçime götürme rüyaları görüyor.
Bunu "2008 yılında Kıbrıs sorununda çok önemli gelişmeler olacak" tespitinin herkes tarafından paylaşıldığı bir ortamda yaparak aslında konjonktürden ne kadar uzak olduğunu gösteriyor.
Tüm bunlara bakıldığında UBP'nin kazanan tarafta olmadığı açık bir şekilde görünüyor.
DP'ye gelince.
Meclise dönmeme ile ilgili yapılan atak politikaya rağmen DP, ÖRP'nin sürdürdüğü tırtıklama operasyonunu" önlemede henüz başarılı görünmüyor.
ÖRP, köy köy ve mahalle mahalle DP'lileri kendine katmak için olağanüstü bir gayret sarfediyor.
Bu gayretinin karşılığını da alıyor.
DP ise bundan dolayı hükümetin zafiyetlerini politik kazanca dönüştürmeyi beceremiyor.
TDP toparlanma süreci, yeni kurulan partiler ise rüştlerini ispat ile meşguller.
Peki geriye ne kalıyor*
Yine eskilerin deyimi ile yanıt verelim:
"Allah onları kadir gecesinde dünyaya getirdi."
Şansları yaver gidenler için kullanılır bu söz.
Rakipsizlik politikada en önemli şans değil mi?
CTP, kendi kendiyle rekabet eden bir parti konumundadır...
|