|
Kanlı ve acı dolu bir geçmişin ardından yeniden dizayn etmeye çalıştığımız hayatlarımız, bedenini arayan ruhlar gibi dolaşıyor ortalıkta.
Giyilen her kıyafet yakışmıyor.
Çıkarıp sıradaki deneniyor.
Ve bu denemeler öylece sürüp gidiyor.
Aile arşivini toparlamaya çalışırken rahmetli nenemin kimlik belgelerini bulmuştum.
Anne-babası Osmanlı İmparatorluğu'nun çocuklarıydı.
Kendisi Büyük Britanya İmparatorluğu'nun deniz aşırı (overseas) vatandaşı olarak dünyaya gelmişti.
Sırayla Kıbrıs Cumhuriyeti, Geçici Kıbrıs Türk Yönetimi, Kıbrıs Türk Federe Devleti, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'ni kurma denemelerinin canlı tanığı.
Dedesi birinci dünya savaşına, babası ikinci dünya savaşına katılan bir neslin son temsilcisiyim.
Elde silah neslini koruyanların çocukları.
Çocuklarımız hangi savaşa katılacak korkusu yaşamıyorsak da bugünlerde, geleceğimizi yeniden oluşturmanın telaşında sürüklenip gidiyoruz.
***
Aslında bize devredilen miras tekti.
Kıbrıs Türkünün bu topraklarda neslini devam ettirmekten başka bir şey değildi bizden öncekilerin yaptığı. (Günahıyla-sevabıyla)
Bölmek isteyenler ya da başka bir yere bağlamak isteyenler de hüsrana uğradılar.
Şimdi gelecek nesiller bizden aynısını bekliyor.
Yama olmak değil, çoğunluğun içinde yok olup gitmek de değil.
Bir bütün olarak devretmek bizden sonra geleceklere.
Biraz daha fazla refah ve biraz daha fazla mutlulukla birlikte.
***
"Yok olacağız" korkusu hiç bu denli var mıydı bilmiyorum.
Ateşten günlerden geçerken ve sokak sokak ölümü yaşarken ellerinde stenleri tutanlar bu denli korkuyorlar mıydı?
Dağdan inmiş gerillalara benzetiyorum onları.
Sakallarını kesip kalabalığa karışınca yaşamın sıradanlığında kaybolup giden kahraman direnişçilere.
Şimdi bir fısıltı halinde söylüyorlar kulaklara.
Yok olup gitme korkusu yaşıyorlar, delice özlemini çektikleri düzeni inşa etmelerine rağmen.
***
"Vatan uğruna" her türlü yeraltı ve yerüstü işlere bulaşıp da şimdi mütevazı günler geçiren bir ağbey söylemişti:
- "Başımıza ne geldiyse sizin yüzünüzden geldi."
Kıbrıslı Türkün Kıbrıslı Türke kırdırtmaya başladıkları an çekilmiş köşesine.
Geçmişte bir dediği iki edilmezmiş ve tüm kapılar açılırmış sonuna dek.
Şimdi kimse yüzüne bakmıyor ve "sizin yüzünüzden" dediği de bu durum aslında.
Şikayet için söylemiyor, kendine pay çıkarıyor sade bir gururla.
"Kıbrıs Türkü bu topraklarda sonsuza dek yaşamalı" diyen neslin son temsilcileri.
Şimdi soranlara onları örnek gösteriyorum.
Ve gelecek nesillerin bizden beklediğinin bu olduğunu söylüyorum.
Osmanlı'nın çocuklarıydık. Sonra Büyük Britanya'nın denizaşırı vatandaşları. Kıbrıs Cumhuriyeti'nden bu güne bedenini arayan ruhlar gibiyiz.
Giyip çıkardığımız her elbise bizi anlatıyor.
Korkumuz neslimize dair.
Görevimiz neslimizi korumak bu topraklarda.
Gerisi teferruattır aslında...
|