|
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Temsilcisi Michael Möller dün Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofiyas ile görüştü.
Görüşmenin konusu iki liderin bir araya gelme programı ve Lokmacı barikatının açılması prosedürüydü.
Möller, görüşmeden sonra yaptığı açıklamada 2 liderin mart ayının ikinci yarısında bir araya gelebileceğini duyurdu. Lokmacı ile ilgili de önemli şeyler söyledi.
Aynı Möller geçtiğimiz gün Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile de görüşmüştü.
Üstelik yeni seçilen Hristofiyas daha yemin etmemiş ve göreve resmen başlamamıştı.
Diplomatik teamüle göre Möller'in önce Hristofiyas ile görüşmesi gerekiyordu.
Çünkü, Talat'tan önce nezaketen Hristofiyas'a hayırlı olsun demeliydi. Talat'ın görüşlerini biliyordu da Hristofiyas henüz yeni seçilmişti ve onu dinlemeliydi, düşüncelerini öğrenmeliydi.
Möller tam tersini yaptı.
Bu terslik fark edilmedi veya fark edilse bile önemsenmedi.
Çünkü yeni bir dönem başlıyordu ve kimse böylesi detay tersliklerle uğraşacak durumda değildi.
Peki bu basit gibi görünen konu niye bu köşeye konu oluyor?
Anlatalım.
***
Kıbrıs Türk tarafı Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Temsilcisi Möller'in çalışmalarından hiç memnun olmadı.
Memnuniyetsizlik o kadar ileri boyutlara ulaştı ki Möller hakkında bir dosya düzenlendi ve Genel Sekreter'e gönderildi.
Kıbrıs Türk tarafının iddiası şuydu: Möller taraf tutuyor. Papadopulos'un olumsuz niyetlerini saklıyor, süreci kötü yönde etkilemesine rağmen Papadopulos'u rapor etmiyor.
Perde gerisinde gerçekleştirilen uzun diplomatik girişimler sonucunda yeni Genel Sekreter, Möller'in değiştirilmesine karar verdi.
Anlayacağınız Möller Kıbrıs Özel Temsilciliği görevinden başka bir göreve atandı.
Resmi bir açıklama yapılmadı ama Möller'in ufak ufak veda turlarına başladığı biliniyor.
***
Gelelim konunun başına. Möller'in enteresan bir alışkanlığı da vardı.
Sık sık Kuzey'e geçiyor, aralarında gazetecilerin de bulunduğu dostlarıyla görüşüyor, sosyal ilişkiler kuruyordu ama her ne halse Cumhurbaşkanı Talat ile yapacağı toplantı öncesi ve sonrasında basın mensuplarına konuşmaz, ağzını bıçak açmaz, hızlı bir şekilde girer ve yine hızlı bir şekilde çıkıp giderdi.
Papadopulos ile görüştüğünde ise Rum gazetecilerin sorularını yanıtlamak için özen gösterirdi.
Hristofiyas ile de aynısını yaptı.
Kıbrıs Türk basını Rum basınından öğrensin dercesine (nasıl olsa birçok konuyu oradan öğrenmiyor muyuz) önemli açıklamalarda bulundu.
Şimdi ben merak ediyorum.
Bugün Talat'la yapacağı görüşmeden sonra Möller aynı tavrını sürdürecek mi?
Kıbrıslı Türk gazetecilerin sorularını yanıtsız bırakıp askı bir surat ve hızlı adımlarla arabasına binip gidecek mi?
Merak ediyorum çünkü Türk tarafının Möller ile ilgili itirazlarını biraz "abartılı" buluyordum.
Bakalım bugün Möller kimi haklı çıkaracak?
|