|
Hükümete karşı ilk kitlesel eylem yapıldı.
Bugüne kadarkiler, sendika yöneticilerinin gündem yaratmak için yaptıkları aktivitelerdi.
Bu denli kalabalık ilk kez sokağa indi.
Çeşitli gerekçelerle süslense de eylemin esas amacı "sıfır zam" noktasıydı.
Zaten meclis önüne toplanan insanların önemli bir bölümü de "sıfır zammı" protesto etmek için ordaydılar.
Hükümete olan memnuniyetsizliğin ve öfkenin yansıması var mıydı?
Şüphesiz ki vardı.
O insanların sadece para için toplandıklarını iddia etmek sanırım politik körlük olur.
Hükümetin tavır ve politikalarına karşı oluşan tepkinin yarattığı sinerji de binlerce kişiyi bir araya getirdi.
Bana göre "sıfır zam" açıklaması sadece "körükleyen" unsur oldu.
Körükleyen kelimesini özellikle seçtim.
Çünkü hiçbir pazarlık sıfırdan başlamaz.
Türkiye'de oluşan ve bize de katmerli bir şekilde yansıyan enflasyon ile kamuda çalışanlar için uygulanan eşel-mobil sistemi düşünüldüğünde hükümet zaten önemli bir miktar maaş artışı verecek.
Buna mecburdur.
"Sıfır zam" diyerek ciddi bir taktik hatası yapıldı.
Enflasyon üzerine uygulanacak birkaç yüzdelik artışla konu büyük ölçüde uzlaşmaya götürülecekken, ekonomisi gerileyen ama maaş kavgası yapılan bir ülke görüntüsü ortaya çıkarıldı.
***
Bu yazının konusu maaş artışı değildir.
Okuyanlar bilirler ki bu köşenin yazarının tartışmaktan en hoşlanmadığı şey de maaş artışları tartışmalarıdır.
Bu yazının konusu zor günlerden geçen Cumhuriyetçi Türk Partisi ve onun büyük ortaklığını yaptığı CTP-ÖRP hükümetidir.
Kamuoyundaki genel kanı hükümetin işleri iyi götürmediği yönündedir.
Birçok alanda şikayetler vardır ve hükümet tedbir alma cesaretini göstermemiştir.
Hemen her sektördeki rahatsızlıklar soruna dönüşmekte ve acil çözün planları ortaya konulamamaktadır.
Bunun üstüne inşaat sektöründe yaşanan daralma ve korkunç kuraklık eklenmekte ve karşımızdaki tablo daha da vahimleşmektedir.
Yılların partisi CTP, politika biliminde denenip sınanan ve bütün çağdaş ülkelerde uygulanan yöntemleri ısrarla gözardı etmekte ve kendinin geliştirdiği "ahbap-çavuş" ilişkilerinde ısrarını sürdürmektedir.
Bu cümleden itibaren hem bürokrasinin hem de kabinenin ciddi bir revizyona ihtiyacı vardır.
Aslolan vatandaşa hizmetse ve partiler vatandaşa hizmet ettiği ve daha önemli hizmetlere imza atmayı vaat ettikleri sürece gelişip büyürlerse CTP bunun tam tersini yapmaktadır.
Bürokraside yetersiz ve gerektiği gibi hizmet vermeyen ve hatta vatandaşla kavga etmeyi marifet sayan birçok unsur özellikle korunmaktadır. İş o raddeye vardırılmıştır ki mesaiye gitmeyip de maaş çeken müdür ve üst düzey yöneticilerin varlığından bahsedilmektedir.
Kamuoyu, kabinede revizyon yapılması gerektiğini isim vererek konuşmakta ama hükümeti yönetenler kayıtsız kalabilmektedir.
Bırakın bakan değiştirmeyi bürokraside bile değişiklik yapamayan, üst düzey kamu görevlilerini verimli çalışma için disipline edemeyenlerin varacağı nokta ne olur?
CTP işte o noktaya doğru hızla ilerlemektedir.
Parti tarihinin belki de en kötü performansını sergileyen parti yönetimi de başka bir yazının konusu olsun...
|