|
Sivil toplum örgütlerinin ve sendikaların bu denli dağınıklığı ve ayrılığı Kıbrıs sorununda Kıbrıs Türkünü nasıl etkiler?
Artık geleceği kesin olan görüşmeler sürecinin arifesinde her kafadan bir ses çıkması hayra alamet değildir.
Referandum sürecini başarıyla örgütleyenlerin şimdi birbirlerini görmeyi dahi istememeleri çıkılacak zorlu yolda sık sık tökezlememize ve hatta düşmemize neden olabilir.
Çünkü bu kez pazarlık masası gerçekten zor geçecek.
Ve görünen odur ki Annan planında verilen hakların geri alınması için el birliğiyle üstümüze gelecekler.
Çünkü "Annan planı kantarın topuzunu Kıbrıslı Türklerden yana kaçırdı" görüşü hakim.
"Şimdi Rum tarafını memnun etmeliyiz" diyenler çoğunlukta.
Her yüzde 5'lik toprağın binlerce insanımızın daha göç etmesi anlamına geleceği, bırakılacak her hakkın çocuklarımızın bu topraklarda daha zor koşullarda yaşayacağı koşulları oluşturacağını bilerek ama darmadağın bir şekilde hazırlanıyoruz.
Nere?
Çözümü hazırlayacak görüşmeler sürecine.
***
Ekonomik talepler ile Kıbrıs sorununu birbirine karıştırmanın anlamı yok aslında.
Kimseye faydası da olmaz.
Gel gelelim ki her şey bir birine karıştı, memleketin kendi karışıklığı yetmezmiş gibi.
Üstelik geçmişten kalma hesaplaşmalar da işin cabası.
Annan planı Kıbrıslı Türkler için iyi bir uzlaşma noktasıydı.
Şimdi bu uzlaşma noktasına burun kıvıranları gördükçe, yaşayacağımız vahameti daha iyi anlıyor insan.
***
"Birlik-bütünlük içinde olmalıyız" sözü bayat bir öngörüdür aslında.
Ve maalesef bu ülkede bir şeyler çevirecek olanların ağzında sakız ettiği tekerlemedir.
Bu yüzden birlik-bütünlük çağrıları nafiledir fakat bu dağınıklık da felaketin habercisidir.
Elle tutulur ve gözle görülür kadar somut uzlaşmalara ihtiyaç var yeniden çünkü hayatımız elle tutulur ve gözle görülür bir şekilde etkilenecek.
Etkinin pozitif mi yoksa negatif mi olacağına biz karar vereceğiz.
Bu dağınıklıkta nasıl olacak bilmiyorum ama geleceğimize yazık ediyoruz hissindeyim bu aralar.
İnşallah geçer...
|