|
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofiyas'ın bir araya gelecekleri tarih ile konuşacakları konular belli oldu.
İki liderin 21 Mart'ta görüşeceği kesinleşti.
Görüşmede ne konuşacakları noktası da ortaya çıkmaya başladı.
Birinci konu Lokmacı olacak.
Lokmacı'yla ilgili ön hazırlıklar bitti.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Temsilcisi Michael Möller'in yürüttüğü temaslardan sonuç alındı ve Lokmacı'nın hangi koşullarda açılacağı saptandı.
Saptananlar önceki gün gerçekleştirilen Rum Başkanlık Komiseri Yorgo Yakovu ile Cumhurbaşkanı Talat'ın temsilcisi Özdil Nami görüşmesinde teyit edildi.
Buna göre, Lokmacı'daki ara bölgenin sorumlusu Birleşmiş Milletler Barış Gücü askerleri olacak.
Ara bölgenin Kuzeyinden Türk tarafı, Güneyinden ise Rum tarafı sorumlu olacak.
Ara bölgeyle ilgili tartışmalar dondurulacak. Dondurulacak çünkü Barış Gücü'nün ortaya koyduğu çözüm formülünü ne Türk tarafı ne de Rum tarafı onaylamadı.
Onay olmayınca da şöyle bir uzlaşmaya gidildi: "Anlaşamadık ama anlaşmazlık Lokmacı'nın açılmasına engel olmasın."
Ara bölge sorunu aşılınca geçiş prosedürleri belirlendi ve iş liderlere bırakıldı.
Belirlenen prosedüre göre her iki taraf da yayaların güvenli geçişini sağlama sözü verdi.
Her iki taraftaki kontrol noktaları da kendi topraklarında olacak.
Geçiş yapanlar polisle muhatap olacaklar. Geçiş yapanların askeri birliklerle görsel temasları dahi olmayacak.
Rum tarafı bunlar çerçevesinde geçişlerin en erken zamanda başlaması için gerekli fiziki hazırlıkları başlattı.
Türk tarafı daha önce yaptığı hazırlıkları gözden geçiriyor.
İki lider 21 Mart'ta gerçekleştirecekleri görüşme sonrası Lokmacı'yı açacaklarını ilan edecekler ve her iki tarafın belediyelerine geçiş yolunun düzenlenmesi yetkisi verilecek.
Tahminlere göre Lokmacı 1 hafta içinde geçişe hazır hale getirilecek.
Lokmacı konusunu yakından takip edenler yukarıda sıralanan uzlaşma koşullarında yeni bir unsurun olmadığını hemen anlayacaklardır.
Aslında işin özeti şudur: Şu anda iki tarafa geçişi sağlayan kapılarda uygulanan kurallar ne ise Lokmacı için de aynısı geçerli olacak.
Yani yeni bir şey yok.
Yeni bir şey olmamasına karşın Rum tarafında şöyle bir tartışma yaşanabilir.
"Hristofiyas taviz verdi." Bu suçlamaya yönelik olarak da Hristofiyas'ı destekleyenler şu savunmayı yapabilir: "İşgal ordusunun geri çekilmesini sağladık."
Rum tarafında tribünlere yönelik ne tartışma yaşanırsa yaşansın biz bileceğiz ki Lokmacı'nın açılmasıyla ilgili yeni bir şey yoktur.
***
İki lider Lokmacı gibi üzerinde anlaşılmış konuyu kısa sürede tamamladıktan sonra esas konunun görüşmesine geçecekler.
Esas konu şüphesiz ki 8 Temmuz anlaşmasıdır.
8 Temmuz Rum tarafında tam bir uzlaşma noktasıdır. Hemen hemen tüm partiler 8 Temmuza destek veriyor ve uygulanmasını istiyor.
Türk tarafının 8 Temmuza ilişkin çekinceleri şöyleydi: "Papadopulos kısa sürede bir anlaşmaya varmak istemiyor ve 8 Temmuzu Kıbrıs sorununun çözümünü uzatmak için kullanacak."
Şimdi Papadopulos ortadan kalktı. Yerine "eğer hemen bir çözüme ulaşmazsak ada taksim olacak" diyen Hristofiyas geldi.
Dolayısı ile 8 Temmuz'a ilişkin Türk tarafının temel çekinceleri de ortadan kalkmış oldu.
Rum basını Yakovu-Nami görüşmesinde 7+7 şeklinde bir formül ortaya konulduğunu yazdı.
Yaptığım araştırmada görüşmede böyle bir formülün konuşulmadığını saptadım ama fark etmez.
Rum tarafı eğer 7+7 noktasındaysa yani 8 Temmuz çerçevesinde Kıbrıs sorununun esaslarının ele alınacağı 7 teknik komite ve insancıl konuların ele alınacağı 7 teknik komite öneriyorsa bence bu noktada da uzlaşma sağlanabilir.
Geçmişte Türk tarafının 6+6 formülünü ortaya attığı anımsanırsa teknik komitelerin sayısının 7'ye çıkarılmasında bir mahsur yoktur sanırım.
Burada iki liderin kararlaştırması gereken komitelerin ne zamana kadar çalışacakları ve kendilerinin hangi noktalarda devreye gireceğidir.
Bundan da önemlisi komite çalışmaları hangi mekanizmayla Kıbrıs sorununun çözüm müzakerelerine dönüştürülecek?
Meselenin perde gerisiyle ilgili gelişmeler bunlardır.
Özet olarak iki lider 21 Mart'ta lokmacıyı açacaklar ve 8 Temmuz'la başlayacaklar.
Gerisi her iki tarafın halkına ve sivil toplum örgütlerine kalmıştır.
Böylesi iyi bir başlangıcı ancak onlar bir anlaşmayla taçlandırabilirler...
|