|
Daha görüşmeler başlamadan, "taviz veriliyor" yaygaraları da başladı.
Üstelik her iki tarafta.
Rum Yönetimi Başkanlığına yeni seçilen Dimitris Hristofiyas'a Lokmacı'da taviz verdi, Türklerin dayatmalarını kabul etti" suçlaması yapılıyor.
Hristofiyas yandaşları da "Türk askerinin geri çekilmesini sağladık" diye savunuyorlar kendilerini.
Bizim tarafta 8 Temmuz anlaşması krizi çıktı.
8 Temmuz anlaşmasına geri dönmenin büyük bir taviz olduğunu söyleyenlerin sayısı hayli fazla.
Cumhurbaşkanı Talat, masaya Annan planıyla oturacağını açıkladı ya, kimi çevreler buna da itiraz ediyor. Ne Annan planı ne de 8 Temmuz anlaşmasını istemiyor.
Rum tarafının da Annan planından yana pek dertli olduğunu belirtmekte yarar var.
Peki, sizce bu taviz tartışmaları erken başlamadı mı?
Ve daha kötüsü erken başlayan taviz tartışmaları görüşme sürecini olumsuz etkilemeyecek mi?
***
Kıbrıs sorununu çözmenin iki yolu vardır.
Birincisi silah gücüyle çözüm.
Taraflardan biri silah gücüne dayanan üstünlükle diğerini ortadan kaldırır. Böylece Kıbrıs 2 taraf arasındaki sorun olmaktan çıkar.
Tarihte bu yolu deneyenler çıktı. Çok savaş yapıldı, çok kan döküldü ama bir sonuç alınamadı.
Taraflardan biri diğerini ortadan kaldıramadı.
Her defasında yeni trajediler yaşandı. Ama Kıbrıs'ta hep 2 taraf oldu.
Kıbrıs sorununu çözmenin ikinci yolu ise uzlaşmaya varmaktır.
Taraflar aralarındaki sorunları, karşılıklı anlaşarak, uzlaşarak çözerler ve böylece adına Kıbrıs sorunu denilen konu ortadan kalkmış olur.
Tarihte bunun da çok örnekleri vardır.
En önemlisi Annan planıyla varılan uzlaşma ve 24 Nisan 2004 referandumlarıydı.
Tüm uzlaşma girişimleri de tıpkı Annan planı gibi başarısızlıkla sonuçlandı.
Şimdi, yeni bir anlaşma sürecinin arifesindeyiz.
Soruna uzlaşma yoluyla çözüm bulma noktasında hemen herkes hemfikirdir.
Farklılık uzlaşmanın hangi doğrultuda ve koşullarda olacağına ilişkindir.
Bu konuda varolan değişik görüşler nedeniyledir ki tartışma yaşanmakta ve herkes birbirini suçlamaktadır.
Fakat bu yapılırken esas nokta gözardı ediliyor.
Peki esas nokta nedir?
Elbette tavizdir.
Taraflar birbirlerine taviz vermeden nasıl bir uzlaşmaya varabilirler ki?
***
İki lider 21 Mart'ta bir araya geliyor.
Lokmacı konusunda perde gerisinde yürütülen görüşmeler sonucunda bir uzlaşmaya varıldı. Liderler bu uzlaşmayı ilan edecekler ve Lokmacı'nın açıldığını duyuracaklar.
Eğer taraflar pozisyonlarında diretselerdi (tıpkı geçmişte olduğu gibi) Lokmacı'nın açılma ihtimali ortaya çıkmayacaktı.
İki lider görüşmelerin hangi temelde başlayacağını da ele alacak.
Görünen odur ki ne birinin ne de diğerinin istediği olacak.
Karşılıklı taviz verecekler ve ortak bir noktada buluşacaklar.
Başka türlü olması mümkün değil.
Kıbrıs sorununun karşılıklı tavizlerle çözüleceği kesindir.
Bu yüzden "taviz veriliyor" şeklinde bağırmanın bir anlamı yoktur.
Mesele nereye kadar ve nasıl taviz verileceğindedir.
Önümüzdeki zaman dilimini dikkatli bir şekilde ve birbirimizi kırıp dökmeden bu konuya yoğunlaşarak harcamamız halinde Kıbrıs Türküne en büyük iyiliği yapmış olacağız.
Zaman, birbirimizi suçlama ve bu yolla güç elde etmeye çalışma zamanı değildir...
|