|
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın bir araya gelmelerinde atacakları kesin olan adım Lokmacı'nın açılmasıdır.
Lokmacı'nın açılması için Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumlardan oluşan grup dün Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ı ziyaret etti.
Hristofyas hem basın önünde hem de kapalı kapılar ardında gruba "Lokmacı'yı açmak için hazırız" dedi.
Üstelik hiçbir önkoşul da ileri sürmüyor.
Ne sınır çizgisiyle uğraşıyor ne de bölgeye açılan yolların statüsüyle.
Diğer geçiş kapılarında uygulanan prosedür ne ise Lokmacı'da da aynısı uygulanacak.
Hrsitofyas'ın dileği Lokmacı'dan sonra Yeşilırmak kapısının da açılması yönündedir.
Yeşilırmak'ı binlerce Rum'u yıllardır yaşadıkları izolasyondan kurtaracak.
Lefkoşa'ya veya diğer bölgelere birkaç saat içinde ulaşmalarını sağlayacak.
Görünüşte Yeşilırmak'ın açılması Rum tarafının çıkarınadır.
Ama o kapının açılmasıyla Türk tarafında da ciddi bir hareketlilik olacağı kesindir.
Kuzey'in en uç noktası ve belki de unutulan yeri Yeşilırmak yeniden canlanacak. Yollar tamir edilecek, yeni restoranlar açılacak, Kıbrıslı Türkler Yeşilırmak üzerinden Poli'ye ve Baf'a gidecekler. Dolayısı ile iç turizmin yaratacağı devinim bölgenin gelişmesini sağlayacak.
Hristofyas'ın Yeşilırmak kapısını Lokmacı'nın önüne koymaması önemli bir adımdır.
Ben bunu bir jest olarak değerlendiriyorum.
Cumhurbaşkanı Talat bu jeste karşılık verebilir.
Hristofyas'la yapacağı görüşmeden sonra Yeşilırmak'ın da açılması yönünde çalışma yapılacağını duyurabilir.
Yolların genişletilerek asfaltlanmasına başlanabilir.
Ve Lefkelilerin üzerinde önemle durduğu Aplıç kapısını da gündeme aldıklarını duyurabilir.
Tüm bunlar Kıbrıs sorununun çözümü yolunda sıradan insanlar üzerinde önemli bir motivasyon sağlayabilir.
***
Peki, Kıbrıs sorununun böylesi bir motivasyona ihtiyacı var mıdır?
Kesinlikle vardır.
Yeni kapıların açılması Kıbrıs sorununun en az sorunsuz bölümünü oluşturmaktadır.
Az sorunsuz fakat sıradan insan için önemi büyük.
Eğer iki lider, çok büyük sorunlar taşıyan Kıbrıs sorununu çözmek istiyorlarsa kolay adımlardan başlamalılar.
Kolay adımlarla pozitif hava yaratmalılar.
Kıbrıslı Türklere ve Kıbrıslı Rumlara sorunun çözülmesi halinde kazanacakları çok şeylerin olduğunu sadece anlatmakla yetinmeyip bunu uygulamada da göstermeliler.
Çünkü esas sorunlar geride duruyor ve bu sorunlar hem Talat'ın hem de Hristofyas'ın boyunu kat kat aşıyor.
Örneğin mülkiyet sorunu.
1974'den bu yana içinden çıkılmaz bir hal alan ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla da düğüm düğüm düğümlenen mülkiyet sorununu aşmak için uluslar arası toplumun desteği şart.
"Evli evine köylü köyüne" formülü 1974'te kaldığına göre mülkiyetle ilgili her ne formül uygulanırsa uygulansın uluslararası toplumun hem hukuksal hem de mali desteği olmadan insanlar tatmin edilemezler.
Garantiler sorunu da öyle diğer sorunlar da.
Bunun anlaşıldığı gün Kıbrıs sorununun çözümünde mesafe alındığı gün olacak...
|