|
Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk toplu konut projesiymiş.
Osmanlı Sarayında görevli ağaların topluca barınmalarını sağlamak için padişah emriyle Ermeni bir mimara "bu konutları yap" emri verilmiş.
Konutlar çok kısa sürede bitirilmiş ve hizmete girmiş.
Sonra Osmanlı çökünce Cumhuriyet döneminde Atatürk'ün ve annesi Zübeyde hanımın da bir dönem ikamet ettiği evlere dönüştürülmüş.
Geçmişi yok sayan vahşi kapitalizm döneminde bu müstesna evler terk edilmiş ve mezbeleye dönüşmüş.
Şimdi bu mezbele yeniden restore edilerek, İstanbul'un kalbi sayılan Beşiktaş'ta büyük bir iş merkezi, otel ve mağazalar zincirine dönüştürüldü.
Dünyada ünlü W oteller zincirinin Avrupa'daki ilk oteli burada yaşama geçti.
Dünyaca ünlü markalar burada mağaza açtılar.
Metrekaresi 250 eurodan dükkanlar satışa sunuldu ve yoğun bir reğabet var.
Dün İstanbul'daydık ve yukarıda sıralanan Akaretler Sıraevler projesinin açılış törenine katıldık.
Projeyi yapan Beşiktaş eski kulübü başkanı Serdar Bilgili ile tanışma ve sohbet etme fırsatı bulduk.
Beşiktaşlı Serdar Bilgili Beşiktaş'taki bu devasa proje için 75 milyon dolar harcamış.
Beklentisi ise 300 milyon dolar civarında bir para kazanmaktır.
Ülkemiz koşullarına göre bu paralar nerdeyse bütçemizin önemli bir bölümünü kapsamaktadır.
Türkiye ölçeğinde bu normal olabilir.
Fakat, Kıbrıs'ta benzer konseptlerin olduğunu düşününce, "bizde niye böylesi projeler yaşama geçmiyor" diye düşüp de üzülmemek elde değil.
Lefkoşa surlariçi veya Mağusa surlariçi benzeri binalarıyla ve çok daha güzel ambiansıyla büyük fırsatları bağrında taşıyor.
Üstelik öyle 75 milyon dolar gibi büyük paralara ihtiyaç da yok.
Doğru ve yerinde projelerle önemli işler başarılabilir.
***
Akaretler Sıraevler projesinin açılışına Başbakan Ferdi Sabit Soyer de katıldı ve bir konuşma yaptı.
Soyer'den önce konuşan Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan da dahil böylesi büyük bir projenin keyfini çıkaracak denli kelimeler kullandılar ve yapılan işle birlikte kendi icraatlarını ön plana çıkardılar.
Başbakan Soyer'in konuşmasının birinci cümlesi çarpıcıydı ve o minvalde devam etti.
Soyer "Misak-ı Milli sınırları dışında kalmasına rağmen Kıbrıs Türkü Anadoluya karşı hep gönül bağıyla bağlandı" dedi.
Aslında bu cümle törene katılanların çok azının algıladığı tarihsel bir perspektifi içeriyordu.
1878 ile Kıbrıs'ı terk eden Osmanlı idi.
Lozan anlaşması ile Kıbrıs'ı Misak-ı Milli sınırları dışında bırakan da Türkiye Cumhuriyeti idi.
Bu iki büyük terkedilmişliğe karşın Kıbrıs Türkü gönül bağını hiç koparmadı.
Koparmaya da niyeti yok.
***
Serdar Bilgili ile tören alanında yaptığımız sohbette, uluslararası marka olmuş oteller ile birlikte Kıbrıs'ta yatırım yapmaya hazırlandığını öğrendik.
Girişim, Rumlar tarafından engellenmemesi için şimdilik gizli tutuluyor.
Fakat öğrendiklerimizden heyecana kapıldık çünkü Kuzey Kıbrıs'a 100 milyon doları aşkın yatırım yapmayı planlıyorlar.
Yatırım çok yakında başlayacak ve Kuzey Kıbrıs'ın çehresini değiştirmeye adaydır.
Yıllar önce Türkiye'nin meşhur bir işadamına dönemin Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş "Kıbrıs'a yatırım yapın" davetinde bulunmuştu.
İşadamı da yanıt vermişti; "beyefendi biz kum üzerine yazı yazmayız."
Türkiye sermayesi açısından şimdi Kıbrıs'ta kum üzerine yazı yazma zamanıdır galiba.
Hem 1878 ve Lozan anlaşmasının ayıbını örterek yeniden işbirliği içinde olmaz.
Ve kuma yazı yazmalıyız.
Serdar Bilgili ve çok sayıda işadamı Kuzey Kıbrıs'ta kuma yazı yazmaya hazırdırlar.
|