|
Lefke Avrupa Üniversitesi'nin organize ettiği "Kıbrıs'ı Anlamak" konulu sempozyum için İstanbul'dayız.
Dün, gün boyu süren oturumlarda Kıbrıs'ı tartıştık.
Nitelik açısından verimli ama katılımcı sayısı açısından "üzerinde daha çok çalışılması gereken" bir sempozyum oldu.
Medyanın ilgisi Başbakan Ferdi Sabit Soyer'in sempozyumda kaldığı süreyle kısıtlı olunca da gün boyu konuşulanların Türkiye basınına yansıması o ölçüde olacak herhalde.
Aslında Lefke Avrupa Üniversitesi bir ilki gerçekleştirdi ve Kıbrıs'tan gazetecilere, akademisyenlere ve işadamlarına İstanbul'da Kıbrıs'ı tartıştırdı.
İstanbul'da yapılan konferanslarda genelde Türkiyeli politikacılar, gazeteciler veya akademisyenler konuşur ve bizim geleceğimizin ne olacağını anlatırlardı.
Bu yeni yöntemde Türkiye'de ilgili çevreler ve kamuoyu Kıbrıslı Türklerin ağzından görüşlerini dinleme fırsatı bulabilirler.
Lefke Avrupa Üniversitesi veya diğer üniversitelerimiz, Türkiye'de işbirliği yapacakları üniversitelerle böylesi sempozyumlar organize edebilirler.
Üniversitelerin işbirliği beklenen katılımı ve medya ilgisini sağlayabilir.
Annan planı sürecinde yaşadığımız deneyimler bize gösteriyor ki Kıbrıs sorunu Türkiye kamuoyunda tamamen duygusal bağlamda ele alınıyor.
Pratiğe ilişkin tartışmalar es geçilip hamaset tercih ediliyor.
Bu Kıbrıs sorununun pazarlık sürecinde ciddi bir zafiyet yaratıyor.
Bu zafiyetin aşılması için Kıbrıs Türkünün görüşlerinin Türkiye kamuoyuna doğrudan ulaşması önemlidir.
Bugün başlayacak yeni süreçte konunun üzerinde önemle durulması gerekir galiba.
***
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofiyas bugün ilk kez 2 yetkili başkan olarak ve resmen bir araya geliyorlar.
Bu görüşme birçok açıdan ilklere konu olacak.
İlk kez Kıbrıs sorununun yaratılmasında payı olmayan 2 lider masaya oturacaklar.
İlk kez karşı topluma silah çekmeyen 2 lider pazarlık yapacak.
Geçmişleri göz önüne alındığında Kıbrıs sorunu ilk kez sağcı liderlerle değil 2 solcu liderle yeni bir pazarlık süreci yaşayacak.
Bunlar şüphesiz ki başlayacak görüşmelerin avantajlarıdır.
Diğer önemli bir avantaj ise Lokmacı'nın açılacak olmasıdır.
Bugünkü görüşmeden sonra liderlerin Lokmacı'yı açmayı ilan etmeleri önümüzdeki sürecin pozitif anlamda olumlanmasını getirecektir.
Hele 2 liderin 8 Temmuz üzerinde anlaşmaları da süreçte alınacak yolu yarı yarıya azaltacaktır.
Görünen odur ki ne Sayın Talat ne de Sayın Hristofiyas herhangi bir önyargı ile masaya oturmuyorlar.
Gizli hedeflerinin birbirlerini zor durumda bırakmak olmadığına inanıyorum.
İki lider geçmişten gelen dostlukla yeni bir süreç inşa etmeye çalışacaklar.
Veya umarım öyle yapacaklar.
Aksi kendileri için felaket demektir.
Kıbrıs sorunu 2 bölgeli, 2 toplumlu federasyon tezi açısından son şansını kullanıyor.
Herkesin karşı çıktığı zamanlarda federasyonu savunma cesareti gösteren CTP ile AKEL'in eski başkanları şimdi federasyonu inşa edemezlerse tarih onları elbette hoş yazmayacaktır.
Liderlerin üzerinde böylesi bir baskı vardır.
Bu baskı elbette pozitiftir.
|