Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Lefkoşa Merkezi Cezaevi: Uyuşturucu ticareti merkezi
Birleşik Kıbrıs'ta tek egemenlik ve tek yurttaşlık kesindir
Talat yanlış yoldan dönsün, bunu yapamıyorsa istifa etsin
Eşel mobil grevi hayatı durduracak
Yönlendirme sınavlarının sonuçları açıklandı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

BIRAKIN BENİ HAYKIRAYIM(Yüreğimin Seyir Defteri)

Başaran Düzgün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   30 Mart 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

27 Mart akşamı Mağusa'da hoş bir nostalji yaşadık.

27 Mart tiyatrolar günüydü.

Mağusa Kültür Derneği yetkilileri derneğe bağlı Gençlik Kulübü, Tiyatro Kolu'nun sahneleyeceği oyuna davet etmişlerdi bizi.

Bizi derken, 22 yıl önceki ekibi. Çürük Elma ekibini.

Derneğin Tiyatro Kolu, 22 yıldan sonra ilk kez Çürük Elma oyununu sahneleyecekti.

Gençler uzun ve zorlu bir hazırlık sürecinden sonra 27 Mart'ta seyirci karşısına çıkmaya karar vermişler.

Şüphesiz ki hepsi de amatör ve tiyatro aracılığı ile sevenleriyle buluşmaktan başka amaçları yok.

Bir de seçtikleri oyunla gençlerin bakış açısıyla yaşanan sorunları duyurmak istiyorlar.

Eğitim sorunları, aile ve toplum ilişkilerindeki çarpıklık, öz değerlerimize uygun olmayan ön yargıların getirdiği bunalımlar ve benzeri gençlik sorunları çok güzel betimleniyor oyunda.

Gençler de iyi bir performans sergiliyorlar.

22 sene önce bu oyunu biz de oynamıştık. O dönem üniversiteli gençliğin örgütlü olduğu önemli bir güç olan Üniversite Temsilciler Konseyi'nin (ÜTK) Ankara şubesi üyeleriydik.

12 Eylül askeri yönetiminin olanca baskısına karşı toplumsal ve sosyal olaylara ilgi duyan, ülkesini ve dünyayı yorumlamaya çalışan bu çerçevede de siyasetin içinde olan üniversitelilerdik.

Aylarca süren zorlu bir çalışma temposundan sonra çıkarmıştık oyunu. Yalnızca Çürük Elma isimli tiyatro değildi çalıştığımız. Halk dansları ve Kıbrıs türküleri söyleyen korosuyla güzel bir program hazırlamıştık. Sadece Ankara'dan yüzü aşkın öğrenci görev alıyordu bu programda. İstanbul ve İzmir'deki arkadaşların da çıkardıkları benzer programlar vardı.

Yaz tatilinde Thallasemialılar Derneği yararına adım adım bütün Kıbrıs'ı dolaşmıştık. Çok sayıda kentte, kasabada ve hatta köyde sergilemiştik programımızı.

Derneğe hatırı sayılır bir yardım toplamıştık. Thallesemia belasının toplumun gündemine girmesini sağlamıştık.

Biz de toplumumuza karşı olan vefa borcumuzu bir nebze yerine getirmenin vicdani rahatlığıyla dönmüştük üniversitelerimize.

Üniversite Temsilciler Konseyi, kendinden önceki KÖGEF hareketinin bir devamı gibi görülüyordu ama kesinlikle ondan farklıydı.

KÖGEF'liler şimdi ülkeyi yönetiyorlar.

KÖGEF'in ilk başkanı şimdi cumhurbaşkanı makamında.

İkinci başkanı ise Başbakan.

Ve soğuk savaş yıllarında aldıkları eğitim çerçevesinde oluşturdukları biraz da tarikata benzeyen yapılarıyla bir döneme damgalarını vurdular.

ÜTK, onlardan farklı olarak dogmalara soğuk bakan, "örgüt disiplini" adı altında yapılan dayatmalara mesafeli ve bu ölçüde de tarikat görüntüsünden uzak, dünyayı yorumlamakta ve ülkeyi anlamakta daha özgür davranan, şimdi hepsi mesleklerinde son derece başarılı kuşağın örgütüydü.

Başka bir yazımızda bu sosyolojik ve politik olguyu ele alırız.

Mağusa Kültür Derneği'nin gençleri 22 yıl sonra hoş ve heyecan dolu bir nostalji yaşattılar bize.

Oyunun ilk repliği "bırakın beni haykırayım" sözleridir.

22 yıl önce haykırılanların bugünlerde ses vermesinden inanılmaz mutluluk duyduk.

 

 

                                               ***

 

Biraz gecikmiş de olsa tebrik etmek istiyorum Sevgili Sevilay Sadıkoğlu'nu.

Yüreğinin imbiğinden süzdüğü ve 10 yıldır biriktirdiği şiirlerini bir kitapta topladı.

Kitabın ismi Yüreğimin Seyir Defteri.

Güzel bir baskı ve toplam 283 sayfayla mutlaka okunması gereken şiirler var içinde.

Sevilay Sadıkoğlu "yaşantım hiçbir zaman tozpembe olmadı. Onu hep ben boyadım mantık fırçamla, gökkuşağına..." diyor önsözünde.

Yaşamının bir dönemine ben de tanık oldum. Birlikte çalıştık ve hala çalışmaktayız.

Realistik ama duygusal yaklaşımları her zaman beni etkilemiştir.

Kuşkusuz şiirleri de.

İşte kitaptan bir şiir: Eline, yüreğine ve bilincine sağlık Sevilay Sadıkoğlu diyerek:

 

Dünya savaşı

"Sırtımda bir kırbaç gibi şaklarken dertler,

başlar her sabah bir yaşam savaşı

her akşam ateş-kes...

 

her sabah yeniden başlar

bitmek tükenmek bilmez

kahrolası yaşam savaşı

nerede, ne zaman, nasıl bitecek

sırtımda kırbaç gibi şaklayan dertleri

ihtiyar dünyanın..."

   693 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
04 Temmuz 2008, Cuma   ANALARINDAN DOĞDUKLARINA...
03 Temmuz 2008, Perşembe   TARİHİN BEKLEDİĞİ
12 Haziran 2008, Perşembe   ŞİMDİ UYARMAK ZAMANIDIR
11 Haziran 2008, Çarşamba   TÜRKİYE'DEKİ DEĞİŞİMİ YORUMLAMAK
10 Haziran 2008, Salı   NUTUK DÖNEMİ BİTTİ
08 Haziran 2008, Pazar   BİZ ARGOS'U ARARKEN...
07 Haziran 2008, Cumartesi   ANKARA'DA SAVAŞ HALİ...
06 Haziran 2008, Cuma   BU MEMLEKET SAHİPSİZDİR
05 Haziran 2008, Perşembe   CENNETTEN CEHENNEME
04 Haziran 2008, Çarşamba   Bombaların gölgesinde



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2177 1.2263
1 STERLİN 2.4266 2.4447
1 EURO 1.9235 1.9370



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

ANALARINDAN DOĞDUKLARINA...

Ali Baturay

BAKOYANNİ'NİN GÖZÜ

Hasan Hastürer

Yurt dışındaki insan kaynaklarımızı da bil...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

44 yıllık ömrünün 28 yılı hapiste geçti!..

Bilbay Eminoğlu

Ne kadar tuzu kuruolan varsa şimdi çıkacak...

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınları ve cilt kanseri

Dr. Umut Altunç

KLİMA İLE GELEN ATEŞ!

Aysu Basri

KILIÇ SESLERİ ARASINDA KALAN LİDERLER

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

Sarkozy'nin Akdeniz projesi

Emin AKKOR

Devlete dava açmak, 2 yıllık asgari ücret ...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

ULUSLARARASI İSKELE FESTİVALİ II. ŞİİR BUL...

Psikolog Ayla Kahraman

Zamanı yaşamak ya da harcamak

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Ç İ N Tuzu Dedikleri...

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Bir hikâye-i göçmen

Ata ATUN

TEK EGEMENLİK, TEK VATANDAŞLIK

Mehmet RATİP

Carlin vs. Ölüm

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital