Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
"Alo seks" tuzağı
Doğanın muhteşem gücü
Kırmızı ışıkta geçti, dehşet saçtı
3G'ye uyumlu telefonlara rağbet arttı
Virajı alamadı 14 metreden dereye yuvarlandı
Cinayete ret, diğerlerine kabul
Sarayda Kıbrıs zirvesi
Türk tarafından Rum yönetimine uyarı
Komedi Tiyatrosu, "Recep'in Angonisi Recep" oyunu perdelerini açıyor
Zeytinlik köy meydanındaki Sergi Çadırı'na büyük ilgi

YORUMLANANLAR
3G'ye uyumlu telefonlara rağbet arttı [1]
"Alo seks" tuzağı [2]
Doğanın muhteşem gücü [1]
"Av açılmasın" sözleri talihsizlik [1]
KTÖS: Talat, taksimi değil, Kıbrıslı Türklerin menfaatlerini savunmalı [1]
Türk tarafından Rum yönetimine uyarı [1]
Kırmızı ışıkta geçti, dehşet saçtı [1]
2'si ağır, 3'ü çocuk 7 yaralı [26]
Tatbikatlar iptal [2]
Hristofyas: Taksim ya da iki devletin varlığı mantığıyla uzlaşamayız [1]



BİRKAÇ KÜÇÜK HATIRLATMA

Başaran Düzgün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   12 Nisan 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Jose Barroso Türkiye temaslarını tamamladı.

Barroso'nun Türkiye ziyareti 1970'li yıllardaki havanın yeniden hortlamasına neden oldu.

1970'li yıllarda Türkiye'de o kadar ağır bir milliyetçi hava oluşturulmuştu ki yurtdışından gelen her konuk Türkiye ile ilgili abartılı övgüler ortaya koymak zorundaydı:

"Türk milleti çok büyük bir millettir ve Türkiye büyük bir ülkedir" cümlelerinin dışında söz sarf edenler, kıyasıya eleştirilir, "Türkiye, demokrasiye, insan haklarına dikkat etmelidir" diyenler yerden yere vurulur, "Türkiye çağdaş ülkeler arasında yerini almak isterse kendini değiştirmelidir" diyenler de düşman ilan edilirdi.

Komisyon Başkanı Jose Barroso düşman ilan edilmedi ama yaptığı ziyaretlerden, görüşeceği mekânlara kadar eleştirildi, açıklamalarıyla bazı çevreleri öfkelendirdi ve "Avrupa Birliği kendi işine baksın" türünden bir havanın oluşmasına neden oldu.

Geçmişteki alınganlık elbette kabul edilmezdi ama anlaşılır olabilirdi.

Türk kültüründe misafire verilen olağanüstü önemin yanında misafirin de uyması gereken kurallar vardı.

Şüphesiz ki misafirler de bu kurallara göre davranmalıydı.

Ama şimdi öyle mi?

Bir kere Barroso Türkiye'de misafir değildir.

Türkiye için en az Başbakan Recep Tayyip Erdoğan kadar konuşmaya yetkilidir.

Niye?

Çünkü Türkiye Avrupa Birliği ile üyelik müzakereleri sürdürmektedir ve birçok yetkisini Avrupa Birliği'ne devretmiştir. Bu yetkileri de Avrupa Birliği adına Barroso'nun başkanı olduğu komisyon kullanmaktadır.

Türkiye'deki demokrasinin sorunları, hukuk sisteminin aksaklıkları ve daha bunun gibi binlerce konu Komisyon'un görev alanına girmektedir.

Komisyonun hem denetleme hem de yaptırım gücü vardır.

"Ben Avrupa Birliği'ne üye olmak istiyorum" diyen herkes bunu başından kabul etmiş ve yasalarını da ona göre düzenlemiştir veya Türkiye gibi düzenleyecektir.

Hem birlik üyesi olmak hem de istediğin gibi davranmak mümkün değildir.

Türkiye'de Barroso'ya yönelik tepkiler açıkça gösteriyor ki Avrupa Birliği üyeliği için gerekli zihin değişimi henüz gerçekleşmemiştir.

Bu yüzden 1970'lerdeki hava yeniden hortlamış ve bu normalmiş gibi muamele görmüştür.

***

Kıbrıs adasının tümü Avrupa Birliği'ne dahildir.

Avrupa Birliği kural ve uygulamalarının yani müktesebatının yürürlükte olduğu yer ise sadece Güney kısmıdır. Kıbrıs Cumhuriyeti olarak isimlendirilen Rum ağırlıklı hükümet Avrupa Birliği kurallarına harfiyen uymakta, uymadığı zaman da cezaya çarptırılmaktadır.

Adanın tümünün Avrupa Birliği'ne dahil olması, Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında Rum tarafının tam üye bulunması, Kıbrıs sorununa taraf olan Türkiye'nin tam üyelik için müzakereler sürdürmesi ve diğer taraflar Yunanistan ile İngiltere'nin de tam üye olması nedeniyle Avrupa Birliği Kıbrıs sorununun tam içindedir.

İstese de bu sorundan kaçamaz.

Bu ilişkiler nedeniyle de söz sahibidir.

Gerektiğinde de sözünü söylemektedir.

***

Tüm bunları niye mi hatırlattık?

Unutmamakta fayda vardır.

Çünkü ortada ne 1970'lerin, 1980'lerin Türkiye'si vardır ne de o zamanların Kıbrıs sorunu.

Avrupa Birliği bölgemizi düzenleyen büyük bir güç olmuştur.

Günü iyi yorumlayamayanlar sürdürülen mücadeleyi kaybetmeye mahkumdurlar.

Hatırlatalım dedik...

   648 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
15 Ekim 2008, Çarşamba   ÖZGÜRLEŞTİREN
14 Ekim 2008, Salı   İSTESEK DE İSTEMESEK DE (*)
12 Ekim 2008, Pazar   HAZIRLANIYORUZ...
11 Ekim 2008, Cumartesi   ÇIKARLAR MI KORKULAR MI?
10 Ekim 2008, Cuma   UBP'NİN DURUMU
09 Ekim 2008, Perşembe   HORTUMUN ACI SONU
08 Ekim 2008, Çarşamba   KRİZ FIRSAT MI?
07 Ekim 2008, Salı   ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ...
30 Eylül 2008, Salı   HÜKÜMETİN YAŞADIĞI İRONİ
28 Eylül 2008, Pazar   SEVGİLİ TUNCAY...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.3696 1.3793
1 STERLİN 2.4034 2.4213
1 EURO 1.8766 1.8898



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

ÖZGÜRLEŞTİREN

Ali Baturay

NE İŞ, BU İŞ?

Hasan Hastürer

Suça, posta kutusu yaratmak...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Yağlı teşhisi koyarken...

Ahmet Tolgay

"MUSTAFA" GELİYOR... SELANİK'T...

Bilbay Eminoğlu

"SCADA" ıskaladı!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Kurultay öncesi senaryolar

Dilek ÇETEREİSİ

Sigaralar bu kez bahçede yandı

Aysu Basri

1,2,3,4,5.....100 km ve GAZLAAAAAAA!!!!!!!

Emin AKKOR

Av tartışmasının tahammülsüzlüğü

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Dünyayı sarsan yedi gün

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Kâvânin (Yasama) Meclisi





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital