|
Öğretmenler sendikası ile hükümetin restleşmesine 19 Mayıs kutlamalarının da dahil edilmesi yeni bir dönemin başlangıcı olabilir.
19 Mayıs'ın milli ve kutsal oluşundan değil, toplumda en önemli uzlaşma noktalarından birini oluşturmasından kaynaklanan farklılığı "kıdemli öğretmenlerin hakları çiğnendi" kavgasına taraf yapıldı.
Umalım ki bunu yapanlar, sendikal mücadelenin aslında bedel ödeme ile eşdeğer olduğunu artık anlarlar.
Bir ayakları eğitim Bakanlığı'nda ve bakan kadar yetkilere sahip, istediğini istediği yere nakleden, istediğini istenilen kadar yükselten ve "bizim gücümüz budur ha" şeklinde propaganda yapan sendikacıların dönemi bitti artık.
Rollerin biri birine karışması sonucu yaşanan kaos ve karmaşa Kıbrıs Türküne ağır darbe vurmaya başladı.
Sendikacılardan daha çok sendikacı kesilen bakanlar ve bürokratlar, bakanlardan ve bürokratlardan daha çok yetkili olduğu zannıyla hareket eden sendikacılar.
İşlerine geldiklerinde bakanlık odalarında işlerini yürütenler, işlerine geldiğinde ellerinde pankartlar eylem yapanlar.
Ve aslında güçleri olmadığı için hükümeti dize getirme adına bir nesli haftalarca eğitimsiz bırakanlar.
Uzlaşma adına sendikaların her istediğine boyun eğenler. Kasasında biraz para birikti mi "refah payı" gibi uyduruk gerekçeler yaratıp ulufe gibi dağıtanlar, kasa tam takır oldu mu da "ne kadar paragözsünüz" suçlamasında bulunanlar.
***
19 Mayıs gibi ulusal uzlaşma noktası "haklarımız çiğneniyor" kavgasına yem yapıldı mı, toplumun geriye kalan bireylerinin sorma ve yanıt bekleme hakları ortaya çıkıyor.
1- Orta eğitimdeki grev daha ne kadar devam edecek? Çiğnenen hakların geri verilmesine kadar mı?
2- Eğer hükümet geri adım atmazsa ne olacak?
3- 19 Mayıs kutlamaları yapılmayarak aslında uzlaşmaya yol açabilecek en önemli noktanın berhava edildiği sendikacılar tarafından görülüyor mu?
4- Uzlaşma noktaları ortadan kaldırıldığına göre yaşanacak kavganın ortaya çıkaracağı bedeller sendika tarafından ödenecek mi?
5- Yoksa günün sonunda "biz uzlaştık" denilip öğretmenlerin grevde oldukları süre maaşlarından kesilmeyecek mi?
***
Aslında bu sorular uzatılabilir.
Hükümet ile sendikanın giriştiği kavganın bir kazananı ve bir de kaybedeni olmalı.
Geçmişteki gibi "önce kavga ederler sonra uzlaşırlar" mantığı ile Kıbrıs Türkü kaybetmemeli.
Hükümet yanlış yaptığının bedelini kaybederek ödemeli.
Siyaseten zor durumda kalmalı.
Veya sendika yanlışının bedelini ödemeli.
Her mücadelenin bir bedeli vardır.
Şimdi bedel ödeme zamanıdır.
Bedel ödenmelidir ki bir sonraki adımda acısı akıldan çıkmasın.
Öğretmenin hakkını gasp etmek isteyenler o bedelin acısını unutmasın ve ona göre davransın.
Her sıkıştığında en ağır silahı olan grev silahını çekerek bütün toplumu tarumar eden sendika bedel ödemeli ki bir daha aynısını yapmaya yeltenmesin.
Bunca olandan sonra "uzlaşma maskesiyle" toplumun karşısına çıkmaya yeltenenleri o maskeleri de koruyamayacak, çünkü bu tür bir uzlaşma yozlaşmanın ve çürümenin ta kendisi olacak.
Bu böyle biline...
|