|
Adalet ve Kalkınma Partisi'nin gideceği köyün minareleri göründü.
Eğer yoldan çeviren olmazsa aslıda Türkiye'nin gideceği köyün minareleri göründü.
Ve minareleri görünen köyde karşılaşılacak manzara hiç de hoş olmayacak galiba.
Anayasa Mahkemesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde AK Parti ile Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) birlikte yaptığı türban düzenlemesini iptal etti.
Kararın şekli kız öğrencilerin üniversiteye türbanlarıyla girmesini iptal gibi görünüyor ama aslında Anayasa Mahkemesi gündeminde bulunan AK Parti'nin kapatılması ile Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın da aralarında bulunduğu önde gelen AK Parti yöneticilerinin siyasi yasaklı olmasına ilişkin davayla ilgili ciddi ipuçları içeriyor.
İpucundan da öte fikirler veriyor.
AK Parti'nin MHP ile bir olup türbanla ilgili Anayasa değişikliğine gitmesi ve bu konuda inanılmaz bir şekilde ısrarlı davranması AK Parti'ye açılan kapatma davasının temelini oluşturuyor.
AK Parti'nin bu ısrar karşısında laikliği gerekçe yapan "rejim bekçileri" Anayasa Mahkemesi'ni devreye soktular.
İlk adım anayasada yapılan türban düzenlemesinin iptaliydi.
İlk adım atıldı.
İkinci adım AK Parti'nin kapatılması olacak.
Şimdi herkes bu adımın atılmasını bekliyor.
AK Partililer de öyle.
Anayasa Mahkemesi'nin kararından sonra alarma geçtiler.
Başbakan Erdoğan tüm ziyaretlerini ve randevularını iptal edip parti yöneticileriyle toplantı üstüne toplantı yapıyor.
AK Partili milletvekillerine "Ankara dışına çıkmayın" talimatı verildi.
Bu toplantıların sonucunda ne gibi kararlar alınır bilinmez ama görünen bir gerçek vardır ki AK Parti bir "çaresizlik halleri" yaşıyor.
Ne karar alacağına ve ne yapacağına ilişkin çok fazla seçeneği olmayan bir çaresizlik.
Çünkü Anayasa Mahkemesi'nin vereceği karar keskin bir kılıç kadar kesin hükümde olacak.
***
Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karaalioğlu gelişmeleri bir savaş halli olarak değerlendiriyor.
Kendi ifadesi ile Türkiye'nin önündeki karanlık güçlerin başlattığı bir savaşın cephe cephe uygulanması olarak görüyor.
İdeolojik gözlükler çıkarıldığında ve tarafgir tutumların dışına çıkıldığında aslında bu doğru bir tespit içeriyor.
Evet, Ankara'da siyasi bir savaş yürütülüyor.
Üstelik bir taraf diğer tarafı siyaseten ortadan kaldırmak için her hamleyi deniyor.
Öldürücü darbeyi vurmak için de geri saymaya başladı.
***
Siyaseten böylesi kanlı bir savaş Türkiye'yi nereye götürür.
"İyi olmayacağına" ilişkin fikir birliği var.
AK Parti'nin yarattığı "zararların" ortadan kaldırılacağını söyleyenler bile "iyi olacak" diyemiyorlar.
Bu savaşı geçmişte yaşanan askeri darbelere benzetenler "en az darbeler kadar" etkili ve o ölçüde de tahrip edici olacağını belirtiyorlar.
Ne olacağını bekleyip göreceğiz ama şunu çok iyi bileceğiz ki Ankara'da savaş koşulları var.
Ankara hapşırdığında nezle olan Kıbrıs Türkü bu kez yüksek ateşle birlikte gribal enfeksiyondan geçebilir.
Umalım ki kalıcı zararlar oluşmaz...
|