|
Yaklaşık 30 kişiden oluşan bir grup Rum faşist Limasol'a bağlı İpsona köyünde yaşayan yabancılara saldırmışlar.
"Ya terk edin ya ölün" sloganı atan, tahta ve demir sopalar kullanan saldırganlar 4 yabancıyı hastanelik edinceye kadar dövmüşler.
Polisin geç müdahalesi nedeniyle yabancıların evlerinde ciddi hasarlar da meydana gelmiş.
Bu saldırıyı düzenleyen örgütün adı Hris Avgi'dir Yani Türkçe tercümesiyle Altın Şafak.
Kıbrıs Türkü bu isme yabancı değildir.
Hris Avgi, İngiliz okulunda okuyan Kıbrıslı Türk öğrencilere de saldırmıştı.
Hris Avgi üyeleri Güney Lefkoşa'nın girişinde bulunan Apoel kulübü binasında üstlenmekte ve o yolu kullanan Kıbrıslı Türk sürücülerin arabalarına da saldırmaktadırlar.
Aynısını, Kermiya barikatına yakın Hilton otelin oradan geçen Kıbrıslı Türklerin kullandığı arabalara da yapmaktadırlar.
Onlarca Kıbrıslı Türkün saldırıya uğramasına ve önemli bir bölümünün Rum polisine şikayette bulunmasına rağmen bugüne kadar bir tek saldırgan tutuklanmamıştır.
Daha da ötesi Rum polisi artık sistemli hale gelen bu saldırıları önlemek için hiçbir şey yapmamaktadır.
İngiliz okulunu basan ve Kıbrıslı Türk öğrencilere saldıran bazı Hris Avgiciler olaydan sonra gözaltına alınmışlar ama kısa sürede serbest bırakılmışlardı. Saldırganlar mahkemeye sevk edilmelerine rağmen ne tür bir cezaya çarptırıldıkları henüz kamuoyuna açıklanmamıştır.
Ne yazıktır ki İpsona köyünde yabancılara saldıranlardan da tutuklananlar oldu ama onlar da İngiliz okulu saldırganları gibi ifadeleri alındıktan hemen sonra serbest bırakıldılar.
Rum basınından yansıyan haberlere göre mahkeme sürecinde de pek bir cezaya çarptırılmayacakları endişesi hakimdir.
Şimdi tüm bu saldırıları nasıl değerlendirmek gerekmektedir?
***
İpsona hariç, diğer saldırıların tümü Papadopulos'un başkanlık döneminde yapıldı.
O dönemin yetkilileri, araba saldırılarına karşı kayıtsız kalmışlar, İngiliz okulu saldırısında başları ağrıyınca olayı küçümsemeye ve önemsizleştirmeye çalışmışlardı.
Papadopulos'un görevlilerine göre bu saldırılar "münferitti" ve "kendini bilmez birkaç çocuğun" işiydi.
Papadopulos'un felsefesini bilenler böylesi izahatları rahatlıkla yapabileceğini de çok iyi biliyorlardı.
Şimdi dönem değişti.
Tarihinde faşistlerden çok çeken AKEL'in Genel Sekreteri Dimitris Hristofiyas başkan oldu.
Ne acıdır ki Hristofiyas'ın adamları İpsona saldırısı için aynı değerlendirmeyi yapmaktadırlar.
Örneğin İçişleri Bakanı Neoklis Silikiotis "çok şükür ki bunlar münferit olaylardır" diyebilmektedir.
Adalet ve Kamu Düzeni Bakanı Kipros Hrisostomides ise "olayları gençlerin yasa tanımazlığı olarak görmek" isterim diyerek ırkçı ve faşist boyuttan uzaklaşmaya çalışmaktadır.
Hristofiyas'ın bakanları bu açıklamaları yaparken AKEL'in gençlik kolları olarak bilinen EDON yetkilileri gerçeği deşifre ettiler.
EDON: "Olaylar münferit değildir. Saldırıları yapan örgütlü faşist hücreler vardır." saptamasında bulundu.
Alithia gazetesi ise daha da ötesine dikkat çekti.
Gazeteye göre gamalı haç sembolü kullanan Hris Avgi üyeleri aynı sembolü kullanan Almaya, İtalya ve Yunanistan'daki faşit örgütlerle birlikte bu yaz Trodos dağlarında kamp yapma hazırlığındadır.
Bu bilgiler gösteriyor ki Rum tarafında gittikçe saldırganlaşan ve yeraltında çalışan bir faşist örgüt vardır.
Bu faşist örgütün uluslararası bağlantıları da bulunmaktadır.
****
Hristofiyas yönetimi acil tedbir alması gereken bir durumla karşı karşıyadır.
Irkçılık ve faşizm bir suçtur ve en sert şekilde cezalandırılmalıdır.
Hücreleri dağıtılmalı, Kıbrıslı Türklerin ve yabancıların Güney'de tehlike içinde olmayacakları bir ortam yaratılmalıdır.
Hristofiyas'ın bakanları yaptıkları açıklamalarla tersi bir tutum içinde olduklarını göstermişlerdir.
Umarız en erken zamanda bu tutumlarını değiştirirler.
Yoksa, ailesi ile birlikte arabasında seyahat ederken faşistlerin saldırısına uğrayan Kıbrıslı Türklerin daha fazla sabır göstereceklerini düşünmüyorum.
Kıbrıs Türkünün "ya terk edin ya ölün" deyip de saldıranlara verecek cevabı vardır.
Şimdi uyarmak zamanıdır...
|