Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Sekiz yüz yıllık tarihi Mağusa surları yıkılıyor
En kısa sürede çözüm
AB uzmanları Gazimağusa Limanı'ndaki tekneleri inceledi
Talat ve Hristofyas 23 Mayıs'ta bir araya gelecek
Meclis Kıbrıs'ı konuştu

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Almanya'dan Okan Ersan'a müthiş teklifler [2]

Her gün yazmak ve dünyalı olmak!

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   26 Mart 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bir köşe yazarının dünyası da kendinden, yakın çevresinden başlar ve halka halka dışarıya doğru açılır. Yazar da insandır, duygusal yanları vardır. Yazısında bunların izleri etkileri mutlaka olur.

Göndermeler mutlaka yaparız.

Göndermeler aslında yazının en canlı bölümleridir.

Gel görün bazen anlatmak istediğiniz ne olursa olsun nasırına bastığınız bazıları sizi istediği gibi nitelemek ister. Bunu da soğukkanlılıkla karşılayıp sabırla yazmaya devam etmenin dışında seçeneğiniz yoktur.

 

Ülkemiz küçük ya. Çok insan soruyor. "Her gün yazmak zor gelmiyor mu?"

Sorumluluğunun ağır olduğunu gizlemeye gerek yok. Ancak yaptığımız işi çok abartmaya da hiç gerek yok. Neticede bu da bizim işimiz.

Yazmak pek zor değil aslında.

Neticede güncel bir konuyu biraz da yorum katarak okurlarla buluşturacaksınız. Aslında günlük yazarken sermaye tükenmiyor aksine her gün yazmak zaman içinde yazmayı kolaylaştırıyor. Esas sorun içerik kalitesini iyi noktalarda tutabilmektir.

Radyo programı yaptığım dönemde de altını çizerek "Ben mikrofon ayağı değilim" derdim.

Gündemde bir konu varsa o konuda benim de bir görüşüm olacaktır.

Yazdıklarımdan yola çıkıp farklı yorumlar da yapılabilir. Aynı konuda herkes kendi görüşünü köşesinde gazetesinde yazar, okuyucu da okur. Ne ben bir başkasının ne yazacağına karar veririm ne de bir başkası benim...

Bizim toplumumuzda tarafsızlıkla, objektiflik birbirinden ayırt edilemiyor. Taraf olmak başka, objektif olmak başkadır.

Hayatım boyunca hiçbir zaman tarafsız olmak gibi eğilimim asla olmadı. Hatta ileri gidip her fırsatta anımsatılan o ünlü sözün altını çizdim: "Tarafsızlık ahlaksızlıktır."

Aslında tarafsız olmak, o konuda güçlü olandan yana tavır koymaktır.

Önemli olan objektif olmaktır. Zaten bunu başaramazsanız okur sizi kısa sürede listesinden atar. Ne konuştuğunuzu dinler ne de yazdığınız okur.

Hele hele okur bir de inanmadığınız bir konuda kalemşörlük yaptığınıza kanaat getirirse, o gün kalemi bırakıp evin yolunu tutmanız gerekir.

Gazeteci, yazar, düşündüğünü, doğru sorumlulukla okura aktarır ancak hiçbir koşul altında asla arzuhalci olmaz.

Biliyorsunuz her kapıyı açan anahtarlara maymuncuk denir.

Şiirler ve şarkılar bu özellikte olabilir. Herkes güzel bir şiiri kendi dünyası için yazılmış kabul edebilir, güzel şarkılarda da bu özellik olur. Ancak yazı da olmaz.

Her gün çok sayıda okurdan telefon, e-mail, faks alırız. Sokakta karşılaştığı zaman tepkisini aktaranlar da vardır. Okurdan gelen tepkinin yönü benim için çok önemli değildir. Netice de benim bir görüşüm olduğu gibi okurlarında tek tek bana yakın ya da uzak görüşleri olabilir. Bu nedenle yaklaşımlara önce saygı duyar ancak en önemlisi duyarlılık bakımından değer veririm.

Bir köşe yazarının dünyası da kendinden, yakın çevresinden başlar ve halka halka dışarıya doğru açılır. Yazar da insandır, duygusal yanları vardır. Yazısında bunların izleri etkileri mutlaka olur.

Göndermeler mutlaka yaparız.

Göndermeler aslında yazının en canlı bölümleridir.

Gel görün bazen anlatmak istediğiniz ne olursa olsun nasırına bastığınız bazıları sizi istediği gibi nitelemek ister. Bunu da soğukkanlılıkla karşılayıp sabırla yazmaya devam etmenin dışında seçeneğiniz yoktur.

Bu köşede okurlarla her şeyi paylaşmaya çalışıyorum.

Dar kapıdan kurtulmaya, soluk almaya yardımcı olur düşüncesiyle zaman zaman gündem dışı konuları irdelemeye de çalışırım. Yurt dışına gidip oralardan yazıp, okurlarla birlikte gezmeyi denerim.

Kıbrıs bizler için dünyanın merkezi. Dünyanın merkezi değil. Şu anda yaşamda olan herkes Kıbrıs sorunuyla doğdu, Kıbrıs sorunuyla büyüdü ancak kimse Kıbrıs sorunuyla beraber ölmek istemiyor.

Dış dünyaya hep ilgi duyduk. Dünyalı olmayı özledik ancak şu ana kadar en azından psikolojik olarak bile bunu hissedemedik.

Bu satırların yazarı olarak sizlerle de paylaşarak dar çemberi aşmaya çalışıyorum.

Yaşamda hemen hemen tüm değerler kıyas ortamının zenginliğiyle doğru orantılı olarak gerçek değerini bulur.

Doğduğu yerde hiçbir yer görmeden ölmek bir insan için talihsizliğin en büyüğüdür. Gezmeyen, görmeyen, evrensel ölçülerde bilmeyen insanların çoğunlukta olduğu toplumlarda bünye her türlü hastalığa karşı düşük dirençlidir. Birileri söyler, çoğunluk aksini bilmediği görmediği için kabul eder gibi görünür.

Yıllarca doğru diye yutturulan "doğruların", yanlışlığı bir gün gemi kayalara toslayınca anlaşılıyor. Marifet gemiyi kayalara toslamadan doğruları bulmak, denizlerin, okyanusların ötesine ulaşabilmektir.

Günün sözü:

Kendinden gayriyi beğenmez cahil,

Kendi çalar, kendi oynar demişler

************************************

Mustafa Akıncı'dan anımsatma

Mustafa Akıncı, Kıbrıs Türk siyasal yaşamında özü ile sözü her zaman örtüşen az sayıda insandan biridir.

Önceki günkü yazımda Girne Caddesi'nin isminin değiştirilmesi eğilimlerini anımsatmıştım. Ayrıntıyı bilmiyordum. Dün Sayın Akıncı aradı ve ayrıntıyı anımsattı.

1984 yılında Mustafa Akıncı Lefkoşa Belediye Başkanı iken Dr. Fazıl Küçük yaşama gözlerini kapadı. Bazı çevreler Girne Caddesi'nin isminin Dr. Fazıl Küçük Caddesi olarak değiştirilmesini önerdi. Ancak Mustafa Akıncı, Girne Caddesi isminin tarihi özelliğini anlattı, aile de bunu anlayışla karşıladı ve Dr. Fazıl Küçük'ün ismi şimdi Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'na verildi.

Bu bilgiyi tarihe bir not düşerek sizlerle paylaşmak istedim.

   361 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
09 Mayıs 2008, Cuma   "I can't go to North Cyprus because I have an askerlik problem!"
08 Mayıs 2008, Perşembe   Seyis'in isyanı
07 Mayıs 2008, Çarşamba   "Kıbrıs'la ilgili haberler okunmuyor." ... Ve Türkiye'ye dönük politika pazarlama
06 Mayıs 2008, Salı   Bir tadım futbol ve Türkiye'de futbolun misyonu....
05 Mayıs 2008, Pazartesi   Tıpkı Mersin10-Turkey adresimiz gibi ve "Kıbrıs'ta sevişen kelimeler"...
04 Mayıs 2008, Pazar   Frank Sinatra'nın My Way'i Kıbrıs'ın şarkısı olur mu?
03 Mayıs 2008, Cumartesi   İstanbul'un keyfi kaçtı... İstanbul'un tadı kaçtı...
02 Mayıs 2008, Cuma   Ateşin üstüne bir lenger benzin de ben dökmeycem...
01 Mayıs 2008, Perşembe   1 Mayıs ruhu hala on sekizinde delikanlı...
30 Nisan 2008, Çarşamba   Su derdimiz amansız mı?



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1,2460 1,2600
1 STERLİN 2,5000 2,5260
1 EURO 1,9300 1,9500



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Biraz daha az konuşsak

Başaran Düzgün

BİR RUM İLE EVLENİR MİSİNİZ?

Ali Baturay

"AKP, kötünün iyisi"

Hasan Hastürer

"I can't go to North Cyprus becaus...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar...(6)

Akay Cemal

Kalkınma Bankası'ndan ördeklere para y...

Ahmet Tolgay

LEFKOŞA'DAKİ ÇEVRE SKANDALI...

Bilbay Eminoğlu

Bunlar da oluyor

Necdet Ergün

Ne kadar ekmek, o kadar köfte

Dilek ÇETEREİSİ

Tokel: LAÜ'de hocaların peşinde dedekt...

Uzm. Mine Çağlar

"Mesane kanseri" ve risk faktörler...

Dr. Umut Altunç

Kuzey Kıbrıs'ta Elektro Manyetik Kirli...

Aysu Basri

1 MAYIS'IN ARDINDAN

Sevilay SADIKOĞLU

Zaman...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Bir babanın anlatımıyla...

Dr. İsmail KEMAL

Medvedev dönemi (mi?)

Emin AKKOR

1 Mayıs'mış neyime; işçi, çalıştı, iş ...

Oğuz Metiner

Aile yapısının çözülüşü

Ali Özçil

Sevdiğimiz meyve çilek

Bedia BALSES

"Etnik ve Sentetiği" Sorgulayan bi...

Beste SAKALLI

YAZMAK AĞRIDIR, BAŞKA HİÇBİR ŞEY!

Psikolog Ayla Kahraman

BOŞANMA

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

H E L L İ M' in ö y k ü s ü...

Osman Ertuğ

"Sessizlik öncesi fırtına" mı?

Bener HAKERİ

Dünden bugüne Kıbrıs'ta su, çalışmalar...

Ata ATUN

RUMLAR NİHAYET İTİRAF ETTİLER

Mehmet RATİP

2012: Denizaltı için şarkı

Dr. Orhan Aydeniz

Toprağa Gömdüğümüz Servet

Harid Fedai

Edebiyyat Valide Köyde!

Cumhur DELİCEIRMAK

İstemez vaad etmeyin cenneti bize dünya ce...





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital